#kitapincelemesi
“Ama neden her zaman küçük, mütevazı köşeler aradım? Dostlarımı, en sevdiklerimi bu çarşı içlerinin kara çocuklarından seçtim. [..] En çok zevki kasabanın bayram yerlerinden, halkın tatil günleri serpildiği çayırlıklardan aldım. Kayalara, dağlara, baharın ve yabani kokuların rüzgârla beraber dolaştığı tepelere tırmanıp küçük çoban çocuklarıyla konuştum. Bir keçi kokusu sarmış ağıllarda çobanlarla arkadaş oldum. Dert dinledim. Onların sefaletiyle kederlendim. Saadetleriyle coştum. Her umumi ve herkese açık yol, aşçı dükkânı, bahçe, kır benim oldu.”
Kitabı ve Sait Faik’in öykücülük anlayışını kendi kaleminden dökülen bu cümlelerle anlatmak istedim. Yazardan okuduğum ikinci öykü kitabıydı 16 öyküden oluşan Sarnıç; ilki Alemdağ’da Var Bir Yılan öykü kitabıydı. Her ikisini de çok sevdim, Sait Faik’in kalemini çok sevdim. Tıpkı eklediğim alıntıda olduğu gibi öykülerine konu olan insanlar & durumlar öyle samimi, öyle sıradan ve bizden ki… Öykü kitaplarına mesafeli olan bana bile çok sevdirdi bu türü.
Eğer kalemiyle tanışmadıysanız mutlaka şans vermenizi tavsiye ederim.