Okuyan savaşçı

Okuyan savaşçı
@karacafff
Sevelim sevilelim bu dünya kimseye kalmaz. Yunus Emre
Mevlana'nın ömrünün özeti
"Ömrümün özeti şu üç sözden ibarettir "Hamdım, piştim, yandım." Eşeğin, Mevlana dilinde iğretiye boyun eğmiş birey ve toplumun sembol adı olduğunu hatırlatalım. Bu eşek istiaresi Mevlana'nın birçok tespiti gibi Kur'an kaynaklıdır. Müddessir suresi 48-55. ayetler, Kur'an'ı arkalarına atıp ondan kaçanları, onu anlamaya yanaşmayanları arslandan ürküp kaçan eşek sürüsüne benzetmektedir. Bu bir anlamda vahyin insana ulaştırdığı sonsuzluk nimetine sırt çevirmektir. Ve sonsuzluğa sırt çevirenler, eşek sürüsüdür. Mevlana insanın iğreti, hayvan yanında ifade eden emmare nefsi de eşek diye anar ve der ki, sonsuzluk yolunu bilmiyorsan eşeğin tersine yürü, yol odur.
Sayfa 23·Kitabı okudu
Hayat ve İnsan
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.

Okuyan savaşçı

, bir kitap okudu
Puan vermedi·332 syf.·
5 günde okudu
·
2024 35. kitabı
Yaşar Nuri Öztürk
8.3/10 · 328 okunma
Laiklik/deizm/ateizm
Laiklik, sadece devletin dinden, dinin de devletten elini çekmesini sağlamıyor, din sınıfının dini yaşamak isteyen kitlelere tasallutunu da önlüyor. Bu açıdan bakıldığında laiklik dine en büyük hizmetin kurumudur. Ve laiklik, dindarların adeta huzur ve mutluluk gemisidir. Dinci sömürücüler laikliğe, esas bu ikinci anlamı yüzünden düşmandırlar. Çünkü onların kitleler üzerindeki şeytani hegemonyanlarını kıran, laikliğin bu ikinci anlamıdır. Bu anlam, din bezirganlarının korkulu rüyalarının ve saltanatlarını yitirme kaygılarının esas sebebidir. Deizmden dindarlığa geçişi sağlayabilecek tek çare laikliktir. Çünkü laiklik gelince din adına baskı ve saptırma egemen olmaktan çıkmakta, böyle olunca da deizme sığınma bahaneleri azalmakta veya tamamen yok olmaktadır. Bunun içindir ki, din adına konuşanlar da en küçük anlamda bir samimiyet ve idrak varsa laikliği din dışı ilan etmek şöyle dursun onun dinin talebi olduğunu savunurlar. Aksi halde insanlık, dini temsil edenlere değil, ateizme kaçmayı veya deizme sığınmayı sürdürecektir.
Sayfa 324·Kitabı okudu
Din
Üstünlük-Allah katında/insanlar arasında
Kur'an, ibadetlerde üstünlüğün sadece Allah katında anlam ifade ettiğini, insanlar arası ilişkilerde ise sadece ehliyet ve liyakatin öne çıkarılacağını bildirmektedir. İlke son derece açık konmuştur: "Allah katında en değerliniz, takvada en ileri olanınızdır." (Hucurat,13) Bu ayet, tarih boyunca din üzerinden itibar ve üstünlük sağlamak isteyen çevrelerin baskı ve yönlendirmesiyle, Kur'an'daki anlamının ve amacının tam tersine çekilmiş ve şöyle bir ilke oluşturulmuştur: "En üstün insan, takvada en ileri olan insandır." Oysa ki Kur'an böyle demiyor, bunun tam tersi bir amacı öne çıkararak konuşuyor: Takva insanlar arası ilişkilerd, kamusal alanda bir üstünlük ölçüsü değildir. Kur'an, tarih boyunca benimsenen ve insanlığı din sınıfının hegemonya ve despotizminin altına sokan vahiy dışı bir kabulü yıkmak istiyor ve takvayı insanla-insan arası ilişkilerde üstünlük ölçüsü olmaktan çıkarıp insanla-Allah arası ilişkilerde bir değer ölçüsü haline getiriyor.
Sayfa 317·Kitabı okudu
Din
Son Peygamber'in son vasiyeti
Son Peygamber Hz Muhammed, bu dünyadan ayrılışına sebep olan hastalığının son 5 günü boyunca yanına gelip giden herkese, tebliğ ettiği dinin özeti gibi, sürekli ve ısrarla hep şu iki şeyi vasiyet etti: 1. Seçkin insanları ilah haline getirmeyin, 2. Peygamberlerin mezarlarını, o arada benim mezarımı mabetleştirmeyin. Şu sözlerde onundur: "Hristiyanlar öyle bir topluluktur ki, içlerinden önemli ve seçkin bir öldüğünde onun kabri üstüne önce bir mescit yaparlar, sonra da o kişinin suretini o mescidin orasına burasına çizerler. İşte bunu yapanlar Allah katında varlıkların en şerirleridir." "Allah'ım, Kabrimi, tapılan bir puta dönüştürme!" Öldüğü sırada başı kucağında olan eşi Hz Aişe bildiriyor: "Tanrı Elçisi, ölümünü getiren hastalığında şunu vasiyet etmiştir: "Allah, Yahudilere ve Hristiyanlara lanet etsin! Çünkü onlar peygamberlerinin mezarlarını mabede dönüştürdüler." "Allah, peygamberlerinin kabrini mabede dönüştüren topluluklara lanet etsin!" Ve Hazreti Aişe ekliyor: "İşte böyle bir şey kendisine de yapılmasın diye sahabileri onu benim evimin içinde, tam ruhunu teslim ettiği yerde defnettiler." Ne yazık ki korkular olmuş, daha sonradan mezarı mescide dönüştürülmüştür. Sonraki zamanlarda buna karşı çıkıp mezarla mescidin ayrılmasını isteyenler ise etkili olamamıştır. Tam tersine, camiler sonraki zamanların seçkin insanlarının mezarlarını mabetleştirmenin sürekli aracı yapılmıştır.
Sayfa 305·Kitabı okudu
Din