Son Peygamber Hz Muhammed, bu dünyadan ayrılışına sebep olan hastalığının son 5 günü boyunca yanına gelip giden herkese, tebliğ ettiği dinin özeti gibi, sürekli ve ısrarla hep şu iki şeyi vasiyet etti:
1. Seçkin insanları ilah haline getirmeyin,
2. Peygamberlerin mezarlarını, o arada benim mezarımı mabetleştirmeyin.
Şu sözlerde onundur:
"Hristiyanlar öyle bir topluluktur ki, içlerinden önemli ve seçkin bir öldüğünde onun kabri üstüne önce bir mescit yaparlar, sonra da o kişinin suretini o mescidin orasına burasına çizerler. İşte bunu yapanlar Allah katında varlıkların en şerirleridir."
"Allah'ım, Kabrimi, tapılan bir puta dönüştürme!"
Öldüğü sırada başı kucağında olan eşi Hz Aişe bildiriyor:
"Tanrı Elçisi, ölümünü getiren hastalığında şunu vasiyet etmiştir: "Allah, Yahudilere ve Hristiyanlara lanet etsin! Çünkü onlar peygamberlerinin mezarlarını mabede dönüştürdüler."
"Allah, peygamberlerinin kabrini mabede dönüştüren topluluklara lanet etsin!"
Ve Hazreti Aişe ekliyor:
"İşte böyle bir şey kendisine de yapılmasın diye sahabileri onu benim evimin içinde, tam ruhunu teslim ettiği yerde defnettiler."
Ne yazık ki korkular olmuş, daha sonradan mezarı mescide dönüştürülmüştür. Sonraki zamanlarda buna karşı çıkıp mezarla mescidin ayrılmasını isteyenler ise etkili olamamıştır. Tam tersine, camiler sonraki zamanların seçkin insanlarının mezarlarını mabetleştirmenin sürekli aracı yapılmıştır.