Kilisenin egemen olduğu Batıda, Allah'a imanını korumak ama dinciliğin insan haysiyetiyle bağdaşmayan dayatmalarını yaşamak istemeyen insanlar, yaratıcıya imanlarını tehlikeye atmamak için bir çıkış yolu aramışlar ve deizmi bulmuşlardır. Deizm, Allah'a imanda samimi olan, bu samimiyetin bir icabı olarak engizisyon zihniyetine savaş açan insanların yoludur. Deizm, dinci riyakarlığa karşı bir sığınak gibi telakki edildi. Eğer Allah'a imanda samimiyete bir anlam veriyor ve o anlamı korumak istiyorsak, gelecek zamanların en çok başvurulan çıkış yolunun da deizm olacağını söyleyebiliriz. Deist felsefenin temsilcileri içinde Allah ile birlikte peygamberlere inananlar da vardır. Ve bu ikinciler deizmin tarihinin en büyük ve anıt isimleridir. Felsefe tarihinin dev ismi Immanuel Kant bunlardan biridir, Gazi Mustafa Kemal Atatürk bunlardan biridir. Deizm dine karşı değil ateizme (tanrı tanımazlığa, Allahsızlığa) karşı ortaya çıktı.
Kur'an'ın beyinlerini ortaya çıkarıp anlattığınızda dincilikle başınız derde girecektir. Başının derde girmesini göze alamayanlar, Kur'an'ın beyinlerini anlatamazlar. Onun içindir ki biz sürekli şunu söylemekteyiz:
İnsanlığı dinin vahye dayalı gerekçesiyle kucaklaştırmak, sadece ateizme sapmayı değil, deizme sığınmayı da devre dışı bırakmak isteyen muvahhit düşünürlere düşen görev, tarihin en zor ama en onurlu görevidir.