Kitabın kapağı nedeniyle beklentimi çok yükseltmeden başlamıştım ama beni oldukça şaşırttı.
Başta merak uyandırdı, özellikle anlatıcımız kadın karakterin telefonuna (kendi numarasından) gelen mesaj ve aramalarla. Sonrasındaysa gerilim gittikçe tırmandı. Kitabı Storytel’den dinledim. Bazen kapatmakta zorlandım, o kadar içine çekti beni. Sesli kitap olması, Özlem Zeynep Dinsel’in başarılı anlatımı ve kulaklıkla dinlemenin etkisi atmosferi iyice güçlendirdi diye düşünüyorum.
Her şeyi bitirmeyi düşündüğünüz biriyle ilk kez uzun bir yolculuğa çıktığınızı düşünün, hem de ailesiyle tanışmaya. Bence sadece bu bile gerilimli bir hikâye. Yoldaki türlü gariplikler, karlı hava, anlatıcımızın erkek arkadaşının tuhaflıkları, yolun sonunda varılan yerin giderek rahatsız edici bir yer hâline gelmesiyle gerilim sürekli artıyor. Dönüş yolunda ise gittikçe tempo artıyor, kitabın bazı yerlerinde öyle gerildim ki çığlık atacaktım neredeyse.
Kitap boş bir gerilim üzerine de kurulu değil. Anlatıcının zihninde dolaşıp türlü felsefi sorgulamalara da yer veriyor; yalnızlık, kimlik, pişmanlık ve insanın kendi hayatına yabancılaşması gibi konular üzerine de düşündürüyor. Anlatıcının zihnindeki huzursuzluk da gerilim kaynağı oluyor.
Kitap yazarın ilk romanı ve filme de uyarlanmış. Biter bitmez filme başladım ancak yarısında uyuyakaldığım için bitiremedim. Bu yüzden filmin, kitaptaki o tekinsiz ve merak uyandıran atmosferi ne kadar yakalayabildiğini henüz bilmiyorum.