Zamanında Amerika’da yasaklanmış bir kitap! burjuva toplumunu tüm cesaretiyle; sefaleti, imkansızlığı, cinselliği, tolumun çoğunluğunun iç dünyasını, sokakların insanlarla dolup taşması, ancak Paris sokaklarında insanlığa dair kalıntının kalmamasını çok güzel anlatmış. Henry Miller, Burjuva toplumunun bağırsaklarını kitaba boşaltarak ortalama çağın insanın nasıl güdüleriyle hareket ettiğini gözler önüne sermiş ve en çok bu çağın insanını tokatlama meşgalesi göstermiş.. hayat bir kere yaşanacaksa Miller bunu köküne kadar iyisiyle kötüsüyle yaşamış :d konunun akışı net değil ancak kitabın sonlarında bütün hikayesini neden tüm açıklığıyla anlattığını çok iyi anlıyorsunuz :) (okuyup görmenizi isterim.) kitaba başlamadan önce de bizi şöyle uyarıyor: “ Kitap değil bu. Karalama, iftira, haysiyete karşı bir saldırı. Sözcüğün alışılagelmiş anlamında kitap değil, hayır, uzun bir hakaret bu, Sanatın yüzüne tükürülmüş bir balgam; Tanrının, İnsanın, Kaderin, Zamanın, Aşkın, Güzelliğin ve başka ne isterseniz onun kıçına atılmış bir tekme.” Daha önce Charles Bukowski okuduysanız Miller’ı da seveceğinizi düşünüyorum. Şunu da söylemek istiyorum ki cinsellik çok fazla açık olarak vurgulanmamış evet bir cinsellik var ancak sizi rahatsız edeceğini düşünmüyorum.(okurken cinsellik rahatsız edecekse önermem) kitaptaki cinselliğin çoğunu toplum eleştirisi olarak okumak yerindedir. Kitaptan beğendiğim bir alıntıyı daha şuraya ekleyim: #306266691
Heyet adlı kitap günümüz Osmanlı dizilerinin palavratik hamasi gerçeklikten uzak tam anlamıyla kağıt karalama amacıyla yapılmış okumaya değmeyecek kağıt kütlesi.
HeyetHalil Yaşar Kollu · Lopus Yayınevi · 20163,846 okunma
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yazarın dili çok akıcı 5’inci serisine geldim yanlış bir anlatıma rastlamadım , ayetleri ve hadisleri baz alarak hikayeleştirmiş , bu şekilde hikayeleştirmesi büyük bir yetenek böyle eserler sayılıdır . YouTube’da eleştiren biri var o da sohbetinden kırpıp paylaşmışlar karalama yapılmış , okuyup doğruyu yanlışı ayırt etmek gerekiyor, doğrusunun bu olduğunu düşünüyorum.
Hz. SalihAhmet Cemil Akıncı · Bahar Yayınları · 201378 okunma
Kitapta Ataturk un anilarini Ataturk un dilinden dinliyoruz. Ayse Kulin Ataturkun agzindan yazarken o kadar kotu bir dil kullanmis ki kitabi okurken bunu diyen dusunen Ataturk olamaz diyorsunuz. Resmen bir karalama kampanyasi Ataturk un kadinlar hakkinda ki dusunceleri cok yanlis. Anlatim sekli cok yanlis boyle bir dehayi bu kadar basite indirgeyemez. Ataturk un dilinden yazmasi hic olmamis. Ataturku degil Ayse kulinin dusunce ve yorumlarini okuyoruz cok yanli. Kesinlikle tavsiye etmiyorum. Kotu kitap
Çok beğendiğim, kafanızdaki sorulara cevap veren muhteşem bir kitap oldu. İslâm'ı karalama kampanyası güdenlerin sıkça sorduğu sorulara yerine göre hem mantıksal, bilimsel hem de ayet ve hadislerle cevap verip tüm soru işaretlerini gidermiş. Kitaba çok uygun bir isim verilmiş. Bitince sorunuzun kalacağını sanmıyorum. Tavsiye ederim.
Öncelikle hepiniz Yokluk Ülkesine hoş geldiniz. Yazar önsöz de herkesin bir kez bu ülkeye uğradığını söylüyor ki bence haklı. Kitaba hiçbir beklentim olmadan başladım ve inanın konusuna tam hakim değildim. Sıfır beklenti ile başladığım kitapları bu kadar sevmek beni çok mutlu ediyor. Hani bazı kitaplar vardır, bittiğinde sadece hikâyesi değil hissi de sizde kalır...Petrikor benim için tam olarak öyleydi. Kitabın adına anlamını veren o yağmur sonrası toprak kokusu, hikâyenin her satırına sinmiş gibiydi. Okurken sürekli içimde hafif bir melankoli dolaştı ama bu kötü bir his değildi. Aksine insanın içine işleyen, sakin ama derin bir duygu bıraktı. Altı çizili cümlelerim ve gece okuduğum için ara ara duvara bakarak düşüncelere dalmam kaçınılmaz oldu. Yazarın anlatımı aşırı süslü değil ama duyguları çok temiz geçiriyordu. Karakterlerimiz isimsiz olmaları beni gerçekten çok etkiledi. Ayrıca karakterlerin kırgınlıkları, suskunlukları, birbirlerine yaklaşırken yaşadıkları o iç çatışmalar gerçekten hissediliyordu. Çiftin arasında ki çekim baştan sona çok iyi işlenmişti. Özellikle bazı diyaloglar vardı ki altını çizmemek için kendimi zor tuttum. Malum kitabı karalama defterine çevirdim.
Sanırım kitap bağırarak değil, usul usul etkiliyor insanı demem doğru olacaktır. Kitapta en sevdiğim şey ise atmosfer oldu. Yağmur, sessizlik, yalnızlık hissi… Sanki kitabı okumadım da yaşadım diyebilirim. Bazı bölümlerde karakterlerin çaresizliğine sinirlendim, bazı yerlerdeyse sadece sarılmak istedim. Lakin tam da bu yüzden gerçek hissettirdi zaten diye düşünüyorum. Çünkü yazar karakterlere isim vermeyerek kendinizi bulacağınız bir alan oluşturmuş gibiydi. Bence kitabın romantik tarafı abartılı değildi. Daha çok yaralı insanların birbirini anlama çabası gibiydi. Duygusal yoğunluğu sebebiyle