Merhabalaaarr
Hikayesi olmayan oyuncak, oyuncak olur mu hiç?
Her bir oyuncağın bir hikayesi, varoluş zamanı vardı. Biraz kendilerinden bahseder biraz da sizin onu araştırmanızı ister. Hem bilgilendirir hem de araştırmacı biri yapar sizi.
Tarihin tozlu sayfalarında tahta at üzerinde gezinirken bulursunuz kendinizi bir anda.
Kurmaca da var gerçeklikte. Acaba hangisi kurmaca? Tanıdığımız simalar da var bu kitapta - Nazım Hikmet, Rıfat Ilgaz gibi - gerçekten tanıyor muyuz sorusunu sordurtan hiç bilmediğimiz hikayeleri de... Güzel anılar da var hüzünlendiren hikayeler de.
Birbirine o kadar uzak konular aslında her birimizin bir gün 'Kırdığımız Oyuncaklar' kadar yakındı.
Peki Sunay Akın bize nasıl bir kalemle sesleniyor? Hiç umulmadık bir yerden başlar hikayeye - belkide sondan- umulmadık rotalardan gider, şaşırtır, araştırtır, hayret verici bağlantılar çıkarır önümüze ve öyle bir sonuca bağlar ki... Ah orayı da okuyucunun duygularına bırakmak lazım...
Bir kuşun kanadında çocukluğunuza döneceğiniz garantili bu kitabı, çocukluğunu özlemiş tüm güzel insanlara öneriyorum.