Puan vermedi·64 syf.··
2026 17. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 19:34
Sokak Nöbetçilerini tekrar okuma isteğimi körükledi. Çok özlemişim onları. Yankı'nın günlüğünü okumak zaten bambaşka bir histi. Kargo gelir gelmez hemen açıp okumaya başladığım ağlaya ağlaya okuduğum bir kitap oldu.
Sokak Nöbetçileri: Yankı SarcaAslı Arslan · İndigo Kitap · 2023433 okunma
Çıban
10/10
·284 syf.··
2026 4. kitabı
Furkan Emre Aynur tarafından kaleme alınan "Çıban" adlı bir bilimkurgu / distopya romanı. ​​Hikaye, havacılık ve savunma sanayisinin en prestijli projelerinden biri olan "Vortex" adlı insansız hava aracını geliştiren, rasyonel akla ve formüllere fazlasıyla inanan Serdar karakteri etrafında şekilleniyor.​Serdar’ın hayatı, masasına bırakılan "özel bir kargo" ile değişir. Bu kutunun içinden, dedesinin Sakarya Meydan Muharebesi'nde kullandığı parçalanmış, paslı bir tüfek namlusu ve eski bir defter sayfası çıkar. Ekrandaki kusursuz, sıfır sürtünmeli dijital dünya (Vortex) ile dedesinden kalan o kirli, paslı ve yaşanmışlık dolu metal parçası arasında derin bir tezat yaşayan Serdar, büyük bir zihinsel ve felsefi kırılma evresine girer. ​Kitap, insanlığın teknolojik mucizelerle (güvenlikli siteler, klimalı ofisler) ileri gittiğini sanırken aslında sadece "daha şık bir şekilde çürüdüğünü" savunuyor. Zamanın düz bir çizgi değil, kendi kuyruğunu yutan acımasız bir sarmal olduğu fikri işleniyor.​ İnsan rasyonelliğinin ve kibrinin kendi cehennemini nasıl inşa ettiğini anlatan romanda, medeniyetin sadece yirmi yıllık bir ömrü kaldığının fark edilmesiyle başlayan karanlık bir yüzleşme anlatılıyor. ​Özetle; geçmişin fedakarlıklarıyla (kurtuluş mücadelesi) geleceğin mekanikleşen, kibrine yenik düşen yapay dünyasını karşı karşıya getiren, insan aklının sınırlarını ve medeniyetin çöküşünü sorgulayan sürükleyici bir modern Türkiye bilimkurgusu diyebiliriz.
ÇıbanFurkan Emre Aynur · Tilki Kitap · 202672 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bulutunu Taşımaktan Vazgeçemeyenlere
6/10
·102 syf.··
2026 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 21:11
Aynı yayınevinin farklı bir kitabını ararken, fuarda yayınevi sahibiyle karşılaştım. Aradığım kitabın baskısının kalmadığını söyledi. Hayal kırıklığımı görünce evinde tuttuğu bir kopyayı bana göndermeyi teklif etti. Çok sevindim. İki gün sonra kargo elime ulaştığında, aradığım kitabın yanına bu kitabın da dahil olduğu üç kitaplık hediye eklemişti. Bu kitabın kütüphaneme dahil olma hikayesi böyle. Özel olarak arasanız bulmakta zorlanacağınız, tanıtımı yapılmadığı için aramak için bir sebebinizin bile olmayacağı bir kitap aslında. Tatilde hikaye okumayı severim. Son tatilimde hafif olmasından dolayı yanıma bu kitabı da almıştım. Cennet gibi bir doğanın içinde rasgele girdiğim şık bir kafenin özenli servisi eşliğinde okumak nasip oldu bu kitabı. Diyordu ki bir hikayede: "Bu dünyada sadece bir defa gidilecek yerler vardır. Oralara tekrar dönmek ihanet etmek olur." Başka bir hikayede ekliyordu: "Yol demek, uzaktan bakmak demekti, içine girmeden, kenarından geçivermekti her şeyin. Yaşam gibiydi biraz." Yalnız tatilimin ikinci günüydü ve olağanüstü bir dünyanın kenarlarında geziniyordum. Başka bir hikaye yine seslendi bana: "Yalnızlığını unutmak değil aksine onunla olabilmek mutlu olabilmekti." Ama karakter temkinliydi. "Tek başına mutlu olmakta utanılacak bir yan vardır." diye içinden geçirerek duygularını frenliyordu, ben bunu yapmadım. Farklı hikayelerde olsak da her cümlesiyle içinde bulunduğum ruh halini yansıttı, anlaşılır kıldı yazarın cümleleri. Dili sade, hikayeler akıcı ve zaman-mekan-konu bütünselliği kaygısı güdülmüyor. Yazar, gün içinde karşısına çıkan bir müze tabelasının çağrısına uymasından gözün üzerindeki kaşın düşündürdüklerine, bir limon çatalıyla başlayan düşünce akışından bir Ege düğününün hissettirdiklerine, kurbağaların görünmez dostluğundan dolaptan
Bulutuyla Dolaşan KadınMuazzez Çörtelek · Yitik Ülke Yayınları · 202510 okunma
9/10
·320 syf.··
2026 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 17:16
Yakut Kırmızı: Aşk Bütün Zamanların İçinden Geçer serisinin ilk kitabının incelemesiyle karşınızdayım. Öncelikle bu kitabı okumak isteyen varsa kesinlikle tereddüt etmeden okumaya başlasın. Detaylı yorumumu kitabın konusunu anlattıktan sonra yapacağım. Konusundan başlayalım o zaman. Gwendolyn (nasıl yazıldığından pek emin değilim) isimli başrol kızımızın ailesi gizemlerle doludur. Ailesinde süregelen bir zaman yolculuk geni bulunmaktadır bu ailede sadece belli kişilerde kişi 16 17 yaşlarında iken ortaya çıkar. Gwendolyn ve ailesindeki herkes bu genin Gwendolynin kuzeni Charlottede olduğunu düşünüyordur çünkü bu zaman yolculuk geninin kimde olduğu aslında doğum tarihleriyle ilişkilidir. Charlottenin doğduğu tarihte buna uygundur zaten fakat bilmedikleri şey şudur ki her geni taşıyan kişi o tarihte doğar ancak her o tarihte doğan zaman yolculuk genine sahip değildir. Aslında bu genin Gwendolyn de olduğu anlaşılır kendisinin zaman yolculuğu yapmasıyla (spoiler değildi bu arada) her neyse sonra da aslında birçok şey orada açığa çıkar ve bu zaman yolculuğu aşka engel olamaz..ÇOK ÇOK ÇOK GÜZELDİ yani gerçekten bazı yerleri ve detayları kafanızda tutmanız gerekiyor ama ben kitaba GİDEONA bayılmış bulunmaktayım(belirli başlı yerlerde bazem sıkılsam ve başı çok beni içine çekmese de gerçektem ilerleyen kısımlar çok hoştu yazarın dili anlatımına diyecek yok zaten aşırı güzeldi yazarın diğer kitaplarına da bakmak istiyorum aşırı güzeldi yani). Spoilerlı kısma geçeceğim şimdi. Buraya kadar okuyan herkese teşekkürlerimi sunuyorum.İyi okumalar sevgili okur tayfa(eğer buraya kadar okuduysanız lütfen kendinizi belli edin ve bir yıldız emojisi bırakınnn sizleri seviyorum hoşçakalınnn) SPOİLER:Kitapta hala hiçbir şey net olmadığı için sadece teorilerimi yazıcam canlar. Şimdi öncelikle
1000Kitap
Yakut KırmızıKerstin Gier · Pegasus Yayınları · 20122,772 okunma
9/10
·284 syf.··
2026 32. kitabı
Selaammm Serdar, yüksek standartlarda yetişmiş, insanlara tepeden bakan ve zekâsına fazlasıyla güvenen bir mühendistir. Savunma sanayi ve havacılık alannda çalısan Serdar, "Vortex" adlı insansız hava aracının ilk uçus ve fonksiyon testlerine hazırlanmaktadır. Yoğun çalışma temposunun ortasında bir gün kendisine özel bir kargo gelir. Kutunun içinden dedesinden kalan eski bir metal parçası ve yIllardır aile evinin tavan arasında unutulmus sararmış bir defter sayfası çıkar. Serdar bir gün pastane sırasında beklerken yolda bayılan yaşlı bir adamı hastaneye götürür. Kimsesiz olduğu öğrenilen bu adamın adı Bekir'dir. Bekir Amca'nın eski Yunanca konuşması ve klasik müzik hakkında detaylı bilgiler bilmesi Serdar'ın dikkatini çeker. Hastanede Bekir Amca ile Doktor Ezgi ilgilenmektedir. Bekir Amca geçmişte oldukça tanınmış bir insaat mühendisidir. YıIlar önce İzmir'de yapılan bir kazıda üç farklı döneme ait parşömen bulunduğunu anlatır. Parşömenlerin üzerinde üç farklı dil vardır fakat asıl önemli bölüm Latince ve Antik Yunanca yazılmıs olan kısımdır. Parşömenin arka tarafında ise çizgileri silinmeye başlamış, yıldız koordinatlarına göre hazırlanmış bir harita bulunmaktadır. Serdar ise, kendisine gelen bu kargo ile bu parşömenlerin bağlantılı olduğunu düşünür. Bekir Amca'nın anlattıkları üzerine Serdar tarif edilen yere giderek gizli sandığı bulur. Şifreyi çözüp sandığı açtığında içinden çıkan üçüncü parçanın, dedesinin Sakarya Meydan Muharebesi'nden kalan notlarıyla birebir aynı olduğunu görür. Bunun üzerine ailesinin tavan arasında bulunan eski eşyalar üzerinde detaylı inceleme yapar ve araştırmalar sonucunda karşısına Luvice, yani Luvi uygarlığı çıkar. Diğer tarafta ise davaları sonuçlandırmasıyla tanınan Avukat Ayruk, önemli bir davayı kazanabilmek icin Doktor Ezgi ile
ÇıbanFurkan Emre Aynur · Tilki Kitap · 202672 okunma
Kültürel ritmi yakalayamadım
7/10
·352 syf.··
2026 2. kitabı
Türün doğasından mıdır bilmiyorum ama bu tarz eserlerde daha güçlü bir atmosfer ve içine çeken bir anlatım bekliyordum. Belki de hikâyenin geçtiği kültüre yeterince aşina olmadığım için olaylar beni tam anlamıyla içine çekemedi. Kitap akıyor, evet; ancak benim açımdan sürükleyici bir etki oluşturmadı. Eser için kesinlikle kötü diyemem. Kültüre ve anlatım tarzına aşina olan okurlar için çok daha güçlü bir deneyim olduğuna eminim. Ancak benim beklentim, ya psikolojik derinliği güçlü bir anlatım ya da daha baskın bir kurgu ritmiydi. Bu kitapta ikisi de beni tam anlamıyla yakalayamadı.
Duygu ve Düşünce
KargoAki Ollikainen · April Yayıncılık · 2025104 okunma