Zilzal Sûresi
Kıyametin sarsıntısı, en cesur ve akıllı insanı dahi, hayretler içinde ve şaşkın bırakacak kadar dehşetlidir. Karia sûresinde, deha olan insanın, kıyametin dehşeti karşısında, ışık etrafında pervane olan haşarat gibi şaşkın hale dönüştüğü vurgulanmaktadır.
Karia Suresi
Allah da kullarının her an dünyadan ayrılmaya hazır olmasını isterse, her . ânı son an gibi yaşamalarını isterse, onlara gün ve saat vermez. İşte bu sırra binaen, dünyada her saat ölen 6 bin insan ve yine dünyada her yıl hissedilen irili ufaklı 500 bin deprem' üzerinden kıyâmetin provası yapılır. Yani dünyamızda kıyâmetin geleceğini sürekli hatırda tutmamızı isteyen gürültü hiç eksik olmaz. Bu gürültünün sebebi, gafilleri uyandırmak, gafil olmayanların da gaflete dalmasına mani olmak içindir.
Sayfa 163·Kitabı okuyor
Din
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Karia Suresi
O korkunç ses! O ne dehşetli ses! O korku salan sesin ne olduğunu bilir misin? O gün insanlar sağa sola dağılmış kelebekler gibi olur. Dağlar da atılmış renkli yüne dönüşür. Kimin tartılan amelleri ağır gelirse, işte o mutlu bir hayat içinde olur. Amelleri hafif olana gelince, onu kucaklayacak olan haviyedir. O nedir, bilir misin? Yakıp kavuran bir ateş!
Tarihin yükünü sırtlamış kadınlara, annelere...
elbette kadınlar karia kadınları 'na elbette kadınlar taşır yükünü evin gözler ağlamaklı ve yorgunken. ahh bir vadide gün batarken hissedilen hüzün ve zamanı taşır gibi kalbinde gül taşıyan genç kızlar. her acının kaydının tutulduğu o yükseklikte kadınların taşıdığıdır hüzün, bir şey söylemek için tarihe, o dik duruş bilinmeyeni söyler ölümlülere. olmayan tanrıların tapınaklarını gölgelerle dolu. olmayan tanrıların bakışlarını. ya olan, olan nedir hikayemizde aydınlık ve ışığın çözülemeyen anlamı mı? ahh esirgenmiş gerçek.
Sayfa 68·Kitabı okudu
Karialıların alfabesi de Lykia ve Lydialılarda gördüklerimizin benzeri ise de, Karia dili henüz çözülmüş değildir. Herodotos Girit efsanesine göre Karialılara Lelegler dendiğini ve onların Minos Kralığı döneminde (M.Ö. 2. binin ortalarında) adalarda yaşadıklarını yazmaktadır. Ancak bu görüşe Karialılar karşı gelerek, kendilerini Anadolu'nun yerlisi bilmekte ayrıca Lydialılar ve Mysialılarla akraba olduklarını söylemektedirler.
Sayfa 189·Kitabı okuyor
Demirçağ'da Orta Anadolu'nun batısında Lydia, Karia ve Lykia uygarlıklarının yaşadığını görüyoruz. Özünde Lydialıların ve Lykialıların dilleri Hind-Avrupa dilleri ailesindendir. Bununla beraber her iki topluluğun lehçelerinde Hitit öncesi kavimlere ait ögeler yaşamaktadır. Lydia ve Lykia alfabesi Hellenlerinkine çok benzemektedir.
Sayfa 189·Kitabı okuyor