karmabeyin

karmabeyin
@karmabeyin
ig:karmabeyin
10/10
·268 syf.··
Beğendi
·
2023 12. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 10 Ağustos 2023 20:29
Benliğini Arayan Çocuk Zeka geriliği olduğu düşünülen, iletişime kapalı bir çocukla tanışıyoruz kitapta. Aile, çocuklarında bir anormalliğin olduğu konusunda emin fakat ne olduğunu çözemiyor. Öğretmenlerin ve uzmanların yönlendirilmesiyle aile oyun terapisine başvuruyor. Kitapta her seansa şahit oluyoruz. Dibs, anlatılanların aksine kendini keşfetme yolculuğunda oldukça hevesli ve yeteneklerini sergileyen bir tutumda. Peki gerçekten sorun nerede? Ortadaki iletişim sorununda ailenin rolü ne? Dibs üstün zekalı bir çocuk mu? Çocukta var olan üstün yetenekleri besleyen duygusal yakınlık eksikliği nelere sebep olmuş olabilir? Dibs mi aileyi reddediyor, aile mi Dibs’i? İlerleyen seanslar boyunca görüyoruz ki aslında Dibs istenmeyen bir hamilelik sonucunda doğmuştu. Baba çocuk istemiyor, anne ise henüz kendini hazır hissetmiyordu. Bilinçaltında reddedilen bir çocuktu Dibs. Bu yüzden bebekliğinde gösterdiği yaşıtlarından farklı davranışları, anormal ve kötü bir özellik olarak etiketlenmişti. Kitapta süreç boyunca Dibs’in kendini keşfetme yolculuğuna ve lider bir çocuğa dönüşmesine tanık oluyoruz. Bununla beraber aile ilişkilerindeki sorunlar adına ailenin farkındalığının artmasına ve gerçek değişimin yaşanmasına da şahit oluyoruz. Benliğini Arayan Çocuk kitabıyla çocukların davranışları altında yatan temel ihtiyaçların ve oyun terapisinin önemini kavrıyoruz. Şimdiden iyi okumalar.
Psikoloji
Benliğini Arayan ÇocukVirginia M. Axline · Panama Yayınları · 20183,941 okunma
Reklam
Puan vermedi·327 syf.··
2022 5. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2022 16:54
çocuklar ailenin değerleri, düşünceleri ve kalıplarıyla büyür. yanlış aile kalıplarını sorgulayacak yeteneğe henüz sahip değilken kendileri üzerinde açılan yaraların da farkında değildirler. kitabın ele aldığı konu tam olarak bu. ailelerin davranışları ve çocuk üzerindeki etkileri. kitap iki bölümden oluşuyor. birinci bölümde toksik ailelerin çocuk üzerindeki etkilerini ve yetişkinlikteki yansımaları anlatılıyor. ikinci bölüm ise oluşan travmaların, değiştirilmek istemen davranışların, düşüncelerin nasıl değişeceğine dair fikirler sunuyor. kitabı okurken kendi ailenizden de parçalar bulacaksınız. her aile kendine özeldir, ilişkiler biriciktir. ortak olan yön ise yanlış tutumların oluşturduğu travmalardır, değişen şey travmanın yaşanma biçimidir. kendinizi keşfetme yolculuğunda güzel bir kitap. şimdiden iyi okumalar diliyorum.
Zor Bir Ailede BüyümekCraig Buck · İletişim Yayınevi · 20182,878 okunma
9/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2021 17. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2021 14:37
Filler Sultanı İle Kırmızı Sakallı Topal Karınca. Bu kitap ne anlatıyor? Düşünce gücünün önemini bence. Çünkü karıncaya karıncalığını unutturan, fil olduklarına inandıran şey düşünce ya da düşünmemece mi demeliydim ;) Filler Sultanı, karıncaların yarattığı harikaları duyunca ordusuyla basıyor hemen karıncalar dünyasını. Zorla katıyor onları halkına. Zaman geçtikçe unutuyor karıncalar karıncalıklarını, neler yapabileceğini. Çünkü Filler Sultanı, o kadar çok çalıştırıyor ki karıncaları düşünmeye halleri kalmıyor. Zamanla karıncalar asil fil soyunun ataları olduğuna da inandırılıyor. Sömürülmeye alışmış karıncalar, derin bir uykuda geçiriyor uzun bir süreci. Sonra nereden geldiği belli olmayan bir türkü duyuyor karıncalar. Bitmek, tükenmeyen bir türkü. İçlerinde, derinde bir yerde uyanışa geçen duyguya kulak veriyorlar. "Biz özgürdük". Dünyanın bu delirmiş çağı da, bu alçalmış, bu obur, bu bencil çağı da geçecek ama, ne zaman geçecek? Bini çalışır aç kalır, on bini, yüz bini çalışır aç kalır, yalnız birisi döke saça yer, tıksırıncaya kadar yer yer doymaz. ...haklı azınlık, haksız çoğunluktan daha güçlüdür.
Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal KarıncaYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202515,7bin okunma
Puan vermedi·460 syf.··
Beğendi
·
2021 13. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2021 16:19
"Radyasyon hastalıkları kliniğinde on dört gün... On dört gün alıyor bir insanın ölümü." 26 Nisan 1986. Çernobil Nükleer Santrali'nde yaşanan patlama, bir anda doğanın dengesini alt üst etmişti. Çernobil, 20. yüzyılın en büyük felaketi haline geldi. Patlamanın ilk günlerinde panik yaratmamak adına, halka sadece üç günlük bir tahliye olacağından bahsedildi. Yanlarına hiçbir şey almadan bölgeden uzaklaştırılan insanlar, balkonda asılı kalan çamaşırlarını, evcil hayvanlarını, bahçedeki mahsullerini düşünüyordu. Nasıl bir felaketin içinde olduklarını bilmiyorlardı. Bölgeye gönderilen binlerce asker, silahlar. Düşman kimdi ve neydi? Dokunulup hissedilmeyen, görülmeyen bir düşman: Radyasyon. Rengi olmadığını söyleseler de insanlar yağmur birikintilerinin sarı/ yeşil renkte olduğunu görebiliyordu. Bölgede yaşamaya devam eden insanlar, kuşların ölüşüne, ineklerin farklılaşmasına, tilkilerin evcilleşmesine tanıklık ediyorlardı. Zamanla kendi vücutlarına dair değişimleri fark etmeye başlayacaklardı. İnsanlar birer birer ölüyorlardı. Ve tek istedikleri “normal” bir şekilde ölmekti. Felaket yaşandıktan sonra her şey toprağa gömüldü. Evler, böcekler, hayvanlar... Halkın deyimi ile toprak toprağa gömüldü... Kitapta, bu felaketi birebir yaşayan insanlarla yapılmış röportajlar yer arıyor. Okurken bilinmezliğin getirdiği çaresizliği hissediyorsunuz, çekilen acılar hayal dahi edilemeyecek düzeyde. Son olarak 1996 yılında Ogonyok Gazetesinden bir alıntı: Lahit, hala soluk alıp veren bir ceset. Ölüm soluyor. Daha ne kadarlık ömrü var? Bu soruya kimse yanıt veremiyor; durum tespiti yapmak için yapıdaki parçaların büyük kısmına ulaşmak halen imkansız. Herkesin bildiği tek bir şey var: ‘Siperlik’ oluşacak bir tahribat, gelecekte,1986 yılındakinden çok daha yıkıcı sonuçlar
Çernobil DuasıSvetlana Aleksiyeviç · Kafka Kitap · 20171,275 okunma
10/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2021 17:39
Psikiyatr Julius Hertzfeld, düzenli olarak gittiği doktor kontrolünde, cilt kanseri olduğunu öğrenir. Sağlık durumundaki bu ani ve sarsıcı gelişme onu, kendi hayatı hakkında sorgulamaya iter. Doktorunun bir yıl sağlıklı kalacağına dair verdiği güvenceyle tam olarak nasıl bir hayat sürmelidir? Hastalarına nasıl davranmalı ve tedavilerinin devamı konusunda nasıl bir süreç izlemelidir? Yaşamını sorgularken aslında yaşam amacının mesleği olduğunu fark eden Julius, geçmişteki hastaları üzerindeki etkisini merak eder. Onların hayatındaki yerini ve onlara kazandırdıklarını. Dosyaları karıştırırken Philip Slate’in dosyası gözüne çarpar. Kendisi belki de Julius’ın en büyük başarısızlığıdır. Üç sene terapi görmüş olsa da hiçbir iyileşme göstermeyen Philip, acaba nasıl bir yaşam sürmektedir? İçinde kabaran merak duygusunu bastırmayan Julius, Philip’e ulaşır. İlk görüşmeleri gayet resmi ve soğuk bir şekilde geçer. İkinci görüşmelerinde ise Philip’in Julius’a sunduğu teklif oldukça karmaşık bir ilişkinin başlangıcı olacaktır. Sunulan teklif karşısında tek şart, Philip’in grup terapilerine katılmasıdır. Philip iyileştiğini iddia etse de Julius'ın bu konudaki görüşü çok daha farklıdır. Okurken elimden bırakamadığım bir roman oldu. Kendimi gerçekten grup seansındaymışım gibi hissettim. Karakterlerin ayrıntıyla anlatılmış olması empati yapma konusunda kolaylık sağladı. Yalom okuyun, okutturun pişman olmayacaksınız Özellikle psikoloji alanına ilgisi olanlara duyurulur! NOT: Sürekli olarak ertelediğim bir yazardı Yalom. Bana bu ay okumam için Nietzsche Ağladığında kitabını veren canıım arkadaşıma @mpulasteri özel teşekkür ediyorum, seviliyorsuun :)
Bugünü Yaşama ArzusuIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 20174,848 okunma
Reklam