Kötülüğün Bir Gerekçesi Olabilir mi?
7/10
·352 syf.··
2026 9. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 15:20
İlk kez fantastik/kara mizah türünde bir kitap okudum ve oldukça beğendim. Kulüpteki arkadaşların çoğu Solbris'i çok sevdi ama ben sevemedim. Çünkü bana göre yapılan kötülüklerin hiçbir gerekçesi olamaz. Mesele sevilmekse, o zaman neden iyilik adına da bir şeyler yapmadı? Kitabın sonlarına doğru tam İyiciler kazanıyorken Karanlıktan gelenlerin Solbris'e yardım etmesine çok sinirlendim. Kitap bittiğinde Sarı Kız çocukları kurtardı ama Solbris'in durumu belirsiz kaldı. Umarım serinin diğer kitaplarında onu daha iyi bir varlık olarak görürüz. Kitabın en sevdiğim yanı ise fantastik bir hikâye anlatırken insan doğasına dair pek çok soru sordurması oldu. İyilik ve kötülüğün sınırları, insanların kabul görme isteği ve yaptıkları seçimlerin sonuçları üzerine düşünmeme neden oldu. Ayrıca serinin devamında, ağacın altında öylece duran o üç çocukla yeniden karşılaşacağımızı düşünüyorum.
2026 Okuma Raporları
Karbon Başlangıçlar ve Muhteşem SonlarBener Karaçor · Düşbaz Kitaplar · 202615 okunma
7/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 75. kitabı
BENİM ADIM LUCY BARTON-ELIZABETH STROUT,192 sayfa Pulitzer Ödüllü Elizabeth Strout’un Benim Adım Lucy Barton romanı, anneler ve kızları arasındaki karmaşık bağları ve geçmişle yüzleşmeyi anlatıyor.Yoksulluk ve istismarla geçen bir çocukluktan New York'ta başarılı bir yazarlığa uzanan Lucy'nin hikâyesi…Anne-kız arasındaki sevginin bazen doğrudan ifade edilemediği,içten sevip bunu dışa vuramama, farklı bir çevreye uyum sağlarken hissedilen aidiyetsizlik ve insan ilişkilerindeki başarısızlıklar… Hikaye, 1980’lerin ortalarında New York’ta bir hastane odasında geçer. Lucy Barton, basit bir ameliyat sonrası gelişen beklenmedik bir enfeksiyon nedeniyle haftalarca hastanede yatmak zorunda kalır. Bir gün uyandığında, başucunda uzun yıllardır görüşmediği annesini bulur. Annesi, Lucy’nin yanına gelebilmek için hayatında ilk kez uçağa binip Illinois’deki küçük kasabalarından çıkıp gelmiştir. Lucy ,beş gün boyunca yatağının ucunda oturan annesi ile kesintisiz sohbet eder. Bu sohbetler genellikle tanıdıkları eski köylülerin, mutsuz evliliklerin ya da trajik hayatların dedikoduları üzerinden ilerler. Ancak bu yüzeysel hikayelerin altında, Lucy’nin çocukluğunda uğradığı derin yoksulluk, yalnızlık ve aile içi duygusal/fiziksel ihmal yatar. İkili, asıl konuşmaları gereken travmaları teğet geçer her ne kadar Lucy bu konuları konuşmak istesede… Lucy’nin annesi sevgisini kelimelerle, sarılmalarla göstermeyi becerebilen bir kadın değildir; zaten hiçbir zaman Lucy’ye doğrudan "seni seviyorum" demez. Ancak kızının başucunda günlerce beklemesi, onun kendi dilinde bir sevgi ilanıdır. Lucy, çocukluğunu geçirdiği o izole ve fakir dünyadan kurtulup New York’ta bir yazar ve iki çocuk annesi olarak yeni bir hayat kurmuştur. Ama geçmişinden gelen travmalar,yabancılık duygusu Lucy’nin peşini
Benim Adım Lucy BartonElizabeth Strout · Domingo Yayınevi · 2025109 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·376 syf.··
2026 42. kitabı
Hem acayip sinir edici hem de merakla sabaha kadar okunacak bir kitap olmayı nasıl başardın! Küçük bir kız çocuğunun kaçırılma haberi ile başlıyoruz kitaba. Sonra yıllardır kendi hallerinde yaşadıklarını bildiğimiz Glen ve Jean çiftimizi tanıyoruz. Bu küçük kızı isen Glen'in kaçırıldığından şüpheleniliyor! Tabii sonuna kadar inkar ediyor Glen bunu. Fakat böyle bir durumda karısı ne yapıyor dersiniz? Bence çoğu kişi o şüphe bile yeter deyip pılısını pırtısını toplayıp gider, ama Jean duruyor! Ve kocasına destek oluyor. Bu beni çok sinirlendirdi. Nasıl ya dedim! Ama o inatla orada durdu. Derken bir gün Glen bir kazada ölüyor. İşteee olayımız burada kopuyor Glensiz ve savunmasız kalan Jean iyice radara giriyor. Gazeteciler polisler hep onunla konuşmak istiyor. Büyük bir merak konusu, acaba Jean şimdi neler anlatacak! Tüm hikaye acaba Jean da bir mağdur mu yoksa baştan beri olayı planlayan kendisi olabilir mi gerilimiyle geçiyor... Okuyun.
DulFiona Barton · Pegasus · 2016496 okunma
Puan vermedi·412 syf.··
2018 124. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2018 00:00
Bu sefer kitaplığımda çoook uzun zamandır okunmayı bekleyen ama hep ertelenen #sherlockholmes kitabı ile geldim. Birbirinden bağımsız olsa da beş kitaplık serisine son kitabından başlamış olmam tabiki bilinçli değil. Ama dediğim gibi, hepsi içinde farklı hikayeler barındırdığı için sıralama gözetmeden başladım. #gerçeklerkanıtister kitabı çözülmesi gereken 10 olaydan oluşuyor. İlk okumaya başladığımda bölümler halinde olmasına çok sevindim ve araya kitap alabilmenin rahatlığını yaşadım. Hikayeler bağımsız olunca zorlamıyor malum. Ama sonra konuların akıcılığına kapıldım ve araya kitap almayı unuttum. Adam zaten zeki, nederen hangi sonuca varacağı tam bir muamma, olaylarda ilgi çekici olunca kapılıyorsunuz. Özellikle Karton Kutu - Kızıl Çember - Leydi Frances Carfax'ın Kayboluşu ve Şeytan Ayağı hikayelerini çok sevdim. Kısacası güzel grubumuzla birlikte ' #polisiyeokuyalım dedik ve #sherlockfidani ile geldik' diyeceğiz her ay. "Diğer ihtimaller boş çıkınca, ne kadar olanaksız görünürse görünsün, geriye kalan ihtimal her zaman doğru olmalıdır..." "Bir rolü oynamanın en iyi yolu karakterin kendisi olmaktır... "
Sherlock Holmes - Gerçekler Kanıt İsterArthur Conan Doyle · Martı Kitabevi · 20127,6bin okunma
Puan vermedi·239 syf.··
2026 45. kitabı
Hikaye aslında bir yas, vicdan azabı ve şüphe muhasebesiyle başlıyor. Çok güzel, zengin ama bir o kadar da bencil ve yüzeysel bir kadın olan Rosemary Barton, lüks bir restoranda doğum gününü kutlarken şampanyasına karıştırılan siyanürle herkesin gözü önünde can veriyor. Dönemin polisi ve çevresi bunu kadının depresyonda olmasına bağlayıp "intihar" diyerek dosyayı kapatıyor.Ancak aradan tam bir yıl geçiyor. Rosemary’nin kocası George, karısının intihar etmediğine, masadaki altı kişiden biri tarafından öldürüldüğüne dair isimsiz mektuplar almaya başlıyor. George, katili açığa çıkarmak için adeta akılalmaz ve tehlikeli bir kumar oynuyor: Karısının öldüğü aynı restoranda, tam bir yıl sonra aynı masayı ayırtıyor ve o gece masada olan aynı konukları tekrar çağırıyor. Masada Rosemary’nin anısına boş bir sandalye ve bir biberiye dalı bırakılıyor. Tam "George şimdi bombayı patlatacak" diye beklerken, kurgu öyle bir ters köşe yapıyor ki George da tıpkı karısı gibi aynı masada, aynı şekilde zehirlenerek ölüyor. Olayı çözmek ise eski bir istihbaratçı olan aile dostu Albay Race’e düşüyor. Kitabın en sevdiğim yanı üç bölümlü yapısı oldu. İlk bölümde masadaki altı şüphelinin de geçmişe dönüp Rosemary ile olan anılarını hatırlamasını okuyoruz. Bu sayede Agatha Christie bize şu mesajı çok iyi veriyor: "Bu kadından nefret etmek ve onu öldürmek için masadaki herkesin son derece geçerli bir sebebi vardı!". Kitap sadece "katil kim?" sorusundan ibaret değil. İnsanların iç dünyasındaki kıskançlıkları, miras kavgalarını, yasak aşkları ve üst sınıfın o sahte nezaketini çok iyi yüzümüze çarpıyor. Rosemary karakteri fiziksel olarak romanda olmasa bile, bir hayalet gibi tüm kitabın ve karakterlerin üzerine çöküyor. Şüpheli sayısı aslında çok az (sadece masadaki o birkaç kişi). "E bu kadar az
Şampanyadaki ZehirAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20192,178 okunma
8/10
·389 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 16:34
"Hortlak" tek bir olay örgüsü olan bir roman değil; korkuyu, karanlık fanteziyi ve insanın ruhunda saklanan endişeleri, farklı yazarların anlattığı bir kitap. Gerilimi canavarlardan ya da doğaüstü varlıklardan değil, insanın bilinmeyene duyduğu korkunun çok iyi anlatılmasından kaynaklı. Her öykü farklı bir dünyanın kapısını aralarken, ortak paydaları ölüm, yalnızlık, yabancılaşma, suçluluk ve karanlık arzular gibi temalar. Okuru korkutmaktan çok huzursuz etmeyi tercih ediyor; gerçek dehşetin dışarıda değil, insan zihninin derinliklerinde saklı olduğu vurgulanıyor. Kitabın anlatım dili akıcı, temposu yüksek ve hayal gücünü sürekli diri tutan bir yapıya sahip. Medeniyet maskesinin altında ilkel korkularını taşımaya devam eden insanın portresini, neredeyse kusursuz çizen "Hortlak", ürperten öykülerden oluşan, korku ve fantastik türünün ödüllü öykülerini bir araya getiren antolojidir.
1000Kitap
HortlakSteve Barron · Kalipso Yayınları · 2012312 okunma