İnsan birini sevmeye başladığında, onu hatıralarının bir parçası yapabilmek hevesiyle, hayatının geçti ği mekânlara çağırmak için dayanılmaz bir arzu duyar. Sevdiği kişi, onun her anını hayal edebilsin, gözünde canlandırabilsin ister.
Mağaradaki üç yüz yıllık uykudan yeni uyanmış Ashâb-ı Kehf gibiyim; bildiğim dünya hepten geride kalmış. Bir felek devranından geçip yabancı bir âleme düşmüşüm.
İlk zamanlar ölümün böyle bir şey olduğunu sandım: Sen herkesi görüyorsun, duyuyorsun ama kimseler seni görmüyor, duymuyor. Sonra anladım ki gerçek bu değil...