Kasımlar soğuktur
9/10
·45 syf.··
2025 61. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 18 Kasım 2025 18:54
Sevgili kitap dostlarım, Bugün elime aldığım Kafka Okur dergisinin 53. sayısı (Kasım 2020) beni daha kapağında derinden etkiledi. Çünkü kapağında, hepimizin gönlünde ayrı bir yeri olan Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün portresi yer alıyor. Bu tercih sadece estetik bir duruş değil, aynı zamanda derginin düşünsel çizgisine de anlamlı bir vurgu niteliğinde. Düşünce özgürlüğü, aydınlanma, sorgulama ve kültürel bilinç… Derginin içeriğiyle de Atatürk’ün fikir dünyası arasında kurulan bağ, bu sayıyı çok daha özel kılıyor. Sayfaları çevirdikçe Kafka Okur’un her zamanki titizliğini, edebiyatla felsefeyi buluşturan o kendine özgü üslubunu hissediyorsunuz. Yazılar, röportajlar, denemeler ve şiirler; okuru sadece bilgilendirmiyor, aynı zamanda düşünmeye davet ediyor. Bu sayı, özellikle insanın iç dünyasına yaptığı yolculukta, sorgulamayı, yüzleşmeyi ve kabullenişi merkeze alan metinlerle dolu. Atatürk’ün yer aldığı kapak ise, sanki bu sorgulama yolculuğuna “aklın ve bilimin ışığında” başlama çağrısı gibi… Derginin her satırında, kitaplara ve düşünceye duyulan sevgi hissediliyor. Bir sayfadan diğerine geçerken insan kendini hem bir okur hem de bir yol arkadaşı gibi görüyor. İşte belki de Kafka Okur’u özel kılan şey tam olarak bu: Sadece okumak değil, birlikte düşünmek, birlikte anlam aramak… Sevgili kitap dostlarım, Eğer siz de bir derginin sayfalarında yalnızca bilgi değil, ruhunuzu da besleyen bir yolculuk arıyorsanız, Kafka Okur’un 53. sayısı tam da o yolculuğun kapısını aralıyor. Atatürk’ün bakışının eşlik ettiği bu sayı, yalnızca edebiyat değil, aynı zamanda bir saygı duruşu… Kitabın, kelimenin ve düşüncenin ışığı üzerinizde olsun. Sevgiyle, @Switzerland_ipekk Miroslava Angelova P.Kübra @AnnewithanE ChuckyninGelini
KafkaOkur - Sayı 53 (Kasım 2020)KafkaOkur Dergisi · Kafka Okur Dergisi Yayınları · 2020252 okunma
10/10
·396 syf.··
Beğendi
·
2025 16. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2025 19:04
Abdülbaki Gölpınarlı'nın görüşüne göre Mesnevi'nin ilk cildi, 1258 (milâdî) yılında yazılmış, ikinci ciltin yazılması altı yıllık bir aradan sonra gerçekleşmiş. Farklı rivayetler doğrultusunda tamamının 8-10 yıllık bir zamanda yazıldığı kabul edilen Mesnevi'nin üçüncü cildinin 1265 (milâdî) yılı veya sonrasında tamamlandığını söylemek mümkün. Her fırsatta önemli bir düşünür olduğu telaffuz edilen Mevlânâ'nın ve dolayısıyla Mesnevî'nin, günümüzde bizzat yaşadığı ve eser verdiği topraklarda yeteri kadar tanındığı ve anlaşıldığını söylemek çok zor. Gücün erdemden, nobranlığın nezaketten, kurnazlığın ve düzenbazlığın dürüstlükten daha çok rağbet gördüğü bir iklimde belki de buna çok şaşırmamak lâzım. Mesnevi'nin 3. cildinin önsözünün başlarında şöyle bir ifade geçmekte: "Çölde susayıp su arayan, denizlerin varlığını bilmekle beraber, suyu aramaktan geri kalmaz." (sayfa 5) Tıpkı Bayezid-i Bistâmi'nin "Her arayan bulamaz lâkin bulanlar arayanlardır" dediği gibi. Mesnevî'nin değeri ve önemi, çevirmen notunda şöyle belirtilmiş: "Herkes istidâdı nispetinde ondan (Mesnevî'den) bir şey anlar, dolayısıyla istifâde eder. Kimi hikâyelerini dinler zevk alır, kimi kıssanın hissesinden feyz alır, yâni hikâyelerin ötesinde bulunan hakîkatlerin sırrına erer." (sf. 226) Eserin üçüncü cildi de öncekiler gibi, dopdolu ve çok değerli bir içeriğe sahip. Namaz ibadetinin nasıl bir ruh haliyle ifa edilmesi gerektiğini anlatan ve kul ile yaratıcı arasındaki temsilî bir konuşmanın yer aldığı 196 ve 197'nci sayfalar çok çarpıcı. Eserde yer alan diğer önemli konular ve bunlara ait alıntılara ait linkler aşağıda görülmekte. KONU ALINTI LİNKİ SAYFA NO Allah’ın büyüklüğünü idrak ve konuşmada
Mesnevi Tercümesi Cilt - 3Mevlana Celaleddin-i Rumi · 2020275 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·188 syf.··
2025 10. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2025 00:00
Dikkat: Kitabın orjinali 420 sayfayken, 1994'de yayınlanan bu Kültür Bakanlığı baskısı 188 sayfa. Üstelik kitabın bu şekilde kuşa çevrilmesi, içinde yalnızca bir cümle ile bahsedilmiş. Kitabın adı da değiştirilmesi gerekirken, değiştirilmemiş! Anlaşılan o ki, Yunus Emre'yi sigaya çeken Molla Kasımlar gibi, Behçet Kemal Çağlar'ı, da sigaya çeken Molla Kasımlar gereğini yapmış. Bu kitabın özgün hali, Behçet Kemal Çağlar'ın bütün şiirlerinden seçtiği ve son halini verdiği şiirlerinden oluşuyormuş. Behçet Kemal Çağlar'ın coşkulu şekilde şiir okuduğu bir videoyu izlemiştim. Daha önce de bir şiirini okuyup etkilenmiştim. O yüzden merak ederek bu kitaba yöneldim. Fakat bu haliyle Behçet Kemal Çağlar'ın eserini okudum diyemem. Yine de şunu söyleyebilirim sanırım. Çok yalnızmış Behçet Kemal Çağlar. Bazılarının ona yakıştırdığı gibi dalkavuk da değilmiş. Ancak, kafadaki bazı şablonlara uymayınca, kimsenin tam sahiplendiği bir kişi olamamış. Baksanıza, eserlerine bile tam sahip çıkılamamış. Üzüldüm doğrusu. Sözü, kitapta da yer alan (sayfa 20) bir Fazıl Hüsnü Dağlarca alıntısına bırakayım: "(...) Behçet Kemal Çağlar'ı yitirmekle, Mustafa Kemal devriminin yürekli, inançlı bir eri daha aramızdan ayrıldı. Yaşadığı süre içinde ahlak örneği olmuştur. Şiirin halka ulaşması yolundaki çabaları da devrimin halka ulaşması çabaları yanında büyük bir değer taşır. Böylece şiirimizdeki yeri de, devrimimizdeki yeri de yaşayacaktır. Fazıl Hüsnü DAĞLARCA (Cumhuriyet 27.X.1969)"
Edebiyat
Benden İçeriBehçet Kemal Çağlar · T. C. Kültür Bakanlığı Yayınları · 19948 okunma
8/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2024 25. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2024 02:13
Herkese merhabaaa! :D Dark Verse serisinin ikinci kitabı Azrail söz etmek istiyorum bugün sizlere. İlk kitabın (Yırtıcı) sonunda Morana ve Tristan’ı zorlu bir seçim yaparken bırakmıştık. Bu kitapta ise seçimlerinin sonuçlarını ve getirilerini görüyoruz. Geri dönüşü olmayan bir yola giren ikili için içinde bulundukları karanlık dünya artık çok daha tehlikeli ve korkutucudur ama hiçbiri birbirleriyle keşfetmeye başladıkları duygular kadar zorlayıcı değildir. Morana, Tristan’ın iç dünyasını keşfetmek ve yaralarını sarmak için çabalarken, bir yandan da artık bir ağabey gibi gördüğü Dante’nin de desteğiyle yeraltı dünyasının en karanlık sırlarını açığa çıkarmaya ve kaybolan kızlarla ilgili gizemi çözmeye kararlıdır. Bu noktada Azrail denen gizemli birinden gelen ipuçları ise işleri daha da karmaşık bir hale getirir. Bu kitapta daha olgun ve güçlü bir Morana vardı sanki. Özellikle Tristan’a karşı çok güçlü ve mücadeleciydi. Tristan ise yine çok sessizdi ve ne hissettiğini anlamak biraz güçtü ama elinden geleni yaptığı belliydi ve cidden bazı anlarda şaşırtıcı derecede tatlıydı. :) Karakterler çok iyi olsa da hikaye biraz yavaş ilerliyordu ilk kitaba göre. Çok uzun süre karakterlerin iç dünyasını ve gel-gitli ilişkilerini okudum. Asıl merak uyandırıcı ve heyecan verici kısımlara çok az yer verilmişti haliyle. Hatta hiç verilmemiş desem yeridir. Her yeri smut kasımlar doldurmuştu çünkü. :\ Yırtıcı’da kitabın içeriği daha ön plandayken bu kitapta smut kısımların sakız gibi uzatılıp asıl önemli ve çarpıcı olan kısımların oldu bittiye getirilmesi üzdü doğrusu. :( Yine de tüm bunlar kitabı sevmeme engel değil. Nedenini bilmiyorum ama bu seriyi cidden çok seviyorum. Üçüncü kitapta Dante ve Amara’yı okuyacakmışız ve bu beni çok heyecanlandırıyor. Bu kitapta bambaşka ve âşık
1000Kitap
AzrailRuNyx · Martı Yayınları · 2024834 okunma
*Cengiz Dağcı/Badem Dalına Asılı Bebekler
6/10
·272 syf.··
2024 36. kitabı
"Yeşil üniformalılar tekme ve dipçikle kapılarımızı açarlar; gece demez, kış demez; bizi kamyonlara doldurup şehrin bir ucunda bekleyen, demirden sürgün trenlerimize götürürler. Kalır badem ağaçlarımız karlar altında. Kasımlar geçer, yeni Hıdrellezler gelir. Bademler çiçek açar. Yeni filizler fışkırır gövdeden. Ama kimse bakmaz, kimse anımsamaz badem ağaçlarını" Kitap için inceleme yazım "BizimSemaver" edebiyat kültür sitesindedir: bizimsemaver.com/badem-dalina-as...
1000 Kitap
Badem Dalına Asılı BebeklerCengiz Dağcı · Ötüken Neşriyat · 2022512 okunma
İnsan zamanı durdurmak istediği yere aittir.
Puan vermedi·47 syf.·
2023 129. kitabı
Dergilere bakarken birden gözüm KafkaOkur - Sayı 82 (Kasım 2023) kapağındaki yazıya takıldı ve o yazı aldı beni yaşadığım mutlu bir güne geri götürdü.O anları tekrar yaşamış gibi hissettim. Bazen sadece tek bir cümle bile zamanda yolculuk etmemize neden olabiliyormuş. Evet evet tam da zamanda yolculuk böyle bir şey olsa gerek.Keşke şu zaman makinesi icat edilebilse de istediğimiz zamana gidebilsek. Ah ben yine fazlaca düşüncelere dalıp gittim sanırım (: Neyse ben daha fazla konuyu dağıtmadan buraya da o günden kalan iletimi bırakıp incelemeye geri döneyim. #206142902 Ah Amelie! Daha önce neden filmini izlemişim. Bir karakter rolüyle bu kadar mı bütünleşir. Ben çok sevdim seni. Jean-Pierre Jeunet'nin 2001 yılında yazıp yönettiği ,Yann Tiersen'in müzikleriyle bambaşka bir kokuya kavuşan ve elbette Audrey Tautou'yle beraber hepimizi kendine hayran bırakan Le Fabuleux Destin d'Amelie Poulain bu ay ki sayının konu bakımından büyük çoğunluğunu oluşuyor. Derginin ilerleyen kısımlarında deneme tarzında yazıların olduğu ve İhsan Kartoğlu'nun röportajını okuyoruz. Ben bu sayıyı severek okudum. Beğendiğim alıntıları aşağıya bırakıp, merak edenlere keyifli okumalar dilerim.Kitapla kalın. * "İnsan zamanı durdurmak istediği yere aittir." * "Hayat çok tuhaf. Çocukken zaman bir türlü geçmez. Sonra bir bakmışsın 50 yaşına gelmişsin ve çocukluğından ne kaldıysa geriye bir kutuya sığmıştır,tozlu bir kutuya..." * Sen yoksan eğer, bugünün hisleri dünün ölü kabuklarından ibarettir. * Hiçbir şey göründüğü gibi hatta yaşandığı gibi değil, her şey hatırlandığı gibi. " Hatırlıyorum... Hayatım boyunca aklıma geldiğin gibi her an koşmaya başladım. Sen eskisi gibi yakalama diye... Ama geride bırakamadım. Ne seni ne de hatırladıklarımı... * - Mucizelere inanır mısın!? -Bugün değil. *
Dergi Edebiyat
KafkaOkur - Sayı 82 (Kasım 2023)KafkaOkur Dergisi · KafkaOkur Dergisi Yayınları · 2023303 okunma