Sofusun farz edelim, şimdi de boy boy tesbih...
Dalkavuklar bütün insan kesilir, lâ–teşbih!
Taylâsan, cübbe, kavuk, hırka, hep esbab–ı riya,
Dış yüzünden Ömer’in devri muhîtin güya.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Halefin farz edelim şimdi öbür mektepten.
Dalkavuklar yeni bir maske takarlar da hemen,
Kuşatırlar yine etrâfını; “Sübhânallâh!
Bu ne fıtrat, bu ne vicdân–ı meâlî–âgâh!
Zât–ı ulyâları Hakk’ın bize in’âmısınız,
Kimsiniz, söyleyiniz, Hazret–i Mûsâ mısınız?
Hele Fir’avn’ın elinden yakamız kurtuldu;
Hele mahv olmadan evvel sizi millet buldu.
Bir kimse daima hayasızlığı iş edinip Tanrı'nın emir ve yasaklarının işleyişinde yaralar açacak ve sonra da bağışlanmaktan faydalanacak, mağfiret bahçesinden gül derecek... Böylesine şaşarım!
Suçunu tanıyan suçluların bağışlanma ümidi vardır. Gururlu olarak kulluk edenlere Tanrı'ya baş kaldırma korkusu vardır. Şüphesiz, kendimi korku çukurundan ümid vadisine çektim. Yokluğa ulaşan silsile ile, varlıktan ilgimi kestim.
Ey Zahid, dünya lezzetini görmeyenin ondan elini, eteğini çekmesi kolaydır! Mecburi yokluğun adını himmet koymak, iş midir? Zenginliği bulamamaktan gönlü fakirliğe vermek, iş midir? Asıl hüner, dünyayı ele geçirip terk etmektir! Yoksa olgunluktan değil, onun yokluğundandır!