10/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
#adlitıpdosyalarıbeşduyununkasabı "Bir katili anlamak onu affetmek değildir. Onu durdurmanın tek yoludur." Merhaba kitap severler bugün size Semra 'un tavsiyesi üzerine okuduğum @dr.cihangir.isik 'ın kaleminden çıkan, sindirmesi zor olmasına rağmen elinizden bırakamayacağınız, sürükleyici bir eser ile geldim. Kitabımız bir gece yarısı Savcı Volkan'ın adlı tıp uzmanı Soner'ı araması ile başlamaktadır. İkili korkunç bir olayı görmek ve çözmek için gecenin karanlığında şehirden uzak izbe bir köyde olay yerinde buluşurlar. İkili alanlarında başarılı olmalarına, daha öncesinde belki de yüzlerde dosyada çalışmalarına karşılık gördükleri vahşet karşısında zorlanırlar. Zor bir vaka olduğunun farkında olmalarının yanında bunun son olmayacağını fark ederler. Bu safece bir cinayet değil aynı zamanda geçmişin intikamı, günümüzün ödeşmesiydi. Duyularla verilen bir kısas anlaşmasıydı. Katil ilk kurbanı Ayşe'nin duyma, tatma ve dokunma duyularını almıştı. Peki ya diğer kurbanları onların hangi duyularını alacaktı? Katilin en büyük özelliği bu insanları öldürdüğünü düşünmemesiydi. Çünkü onlar insan değildi, onun gözünde hepsi düzeltilmesi gerekilen birer parçaydı. Hatalı, çalışmayan parçaları onlardan alarak düzelttiğini söylüyordu. Volkan ve Soner birlikte çalışarak katilin profilini çıkarırken bir yandan da polislerle katilin kim olduğunu ve sıradaki kurbanın kim olabileceğini bulmaya çalışıyorlardı. Aykut bu noktada ikiliyi sürekli bilgilendiriyordu ve tüm ipuçları onları ortak bir geçmişe götürmüştü, Karaağaç Lisesine ve okulun tiyatro kulübüne. Geçmişte emekle hazırlanmış ancak hiç sergilenmeyen bir oyun, isimsiz bir çocuk Lal, sırlar ve kurbanlarını sanat eseri gibi sunan bir katil ile üçlünün kafadı yeterince dolu iken davada buldukları bazı kanıtlar
Beş Duyunun KasabıCihangir Işık · Theseus Yayınevi · 202622 okunma
8/10
·384 syf.·
2026 90. kitabı
Ben bu seriyi ilk gördüğümde konusunun Kasaba olduğunu düşünmüştüm ama o kadar yanılmışım ki.. Beni soluksuz bırakan sonraki sayfayı merakla okuduğum heyecan dolu bir kitaptı. Brex'in doğduğu gün perilerle onları ayıran duvarda yıkılmış büyük bir savaş çıkmıştır. Ayrıca annesi de doğumda ölmüştür. Yıllar sonra general olan babasi da savaşta ölünce babasının yakın arkadaşı general Markos himayesine almıştır ve bunca zaman sarayda onların yanında kızları gibi olarak eğitim alıp yaşamıştır. En yakın arkadaşı hemde general Markosun oğlu Caden ile de çok sıkı bir dostluğu vardır ayrıca aşıktır ama birbirlerine acilamamislardir. Caden le arada heyecan olsun diye tren soyarlarken sonuncu tren soygununda Brex yakalanır ve peri tarafinda çok ünlü olan yer altı hapishanesine gönderilir. Burda türlü işkencelere dayaklara katlanip hayatta kalmaya çalışan Brex ayrıca en azılı katil olan Warwick'in de dikkatini çeker. Kitap beni içine öyle bir çekti ki herşey gözümün önünde canlandı o saray Caden le olan tren soygunları yakalanıp hapishaneye gitmesi... Kafanızda sorular dönüp duruyor ama cevap yok merakla bir sonraki sayfaya geçiyorsunuz. Kitabın bütününe baktığınızda mükemmel bir seri ama ayrı olarak ele alırsak maalesef takilacagimiz birkaç durum var. Büyük bir heyecanla okuduğum için çoğunu görmezden geldim. Bu seride karakterler ahlaki açıdan gri smut fazla yok ama çok uç şeyler görecekseniz eğer hassasiyetiniz varsa okumamanizi tavsiye ederim. Spoiler erkek karakter tam bir kadın düşkünü asla cekinmiyor ve kadın karakterde bundan rahatsız olsa da izlemekten fazlasiyla zevk aliyor. Sonu hakkında spoiler Sonunda hapishaneden Warwick sayesinde kaçıyor ama general Markosun yanına aldığı kızını herkes intikam için istediğinden onu peri kralına satıyor ve kitap burda
Yabani TopraklarStacey Marie Brown · Ren Kitap · 2024160 okunma
Reklam
4/10
·216 syf.··
2026 64. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 17:49
Kabil'in Çene Kemiği (Cain's Jawbone) – Edward Powys Mathers Yazarin bu kitabı 1934 yilinda yayınlanmış harbi zor bir edebi bulmaca (kitabın geçmişini araştırdım evet) . İnstagramda bir bulmaca kitabi olarak gorunce merak ettim aldım. Gerçekten zor, zaman isteyen ve kitabin parcalanmasini gerektiren bir durum söz konusu. Sayfalari koparmadan mümkün degil çözmek. Bende buna kiyamayacagim icin (yersen kiysamda pek benim harcim gibi durmuyor ) basaramadim haliyle.. Kitap 100 sayfadan oluşuyor. Yayınevi tarafından kurgu karıştırılarak basılmış. Yani bunu da anlarim elbette ama her sayfa yarim yazilmasina ragmen bile bi devam yok. O cumleler arasi bile bir daldan dala atlayış söz konusu. Neyse sonuç itibariyle ben elendim arkadaşlar.. 100 sayfanin doğru sıralamasını bilen varsa paylaşsın benimle nolur kurgusunu gercekten merak ettim. Önce sıralamayı bi okuyalim artik hangi katil kimi öldürmüş orasını sonra araştırırız.
Duygu ve Düşünce
Kabil'in Çene KemiğiE. Powys Mathers (Torquemada) · Olimpos Yayınları · 202375 okunma
Kabuğun Altında Kalanlar
9/10
·141 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Rüveyda Şener'in ikinci kitabı Kabuğun altındaki. Edebiyat dünyasında Dilsizler Bandosu eseriyle ismini duyuran yazar, yeni kitabını bu güçlü kökler üzerinde büyütüyor. İnsanların da ağaçlar gibi tutunacak bir vatan aradığı, gövdesine kazınan isimlerle yaralandığı, her sonbahar kaybedip her bahar yeniden doğduğu gerçeğini Kabuğun Altındaki 16 güçlü öyküyle dillendiriyor. Zahmetsizce oluşturulduğunu düşündüren sağlam kurgular, bir yerlerden aşina olduğumuz karakterlerin inandırıcılığını artırıyor. Eseri okurken Türkçenin parıltısıyla gözlerimiz kamaşıyor. Usta bir şoför gibi kullandığı kelimeler hikayeye istikâmet kazandırıyor. Dileriz bu velud kalem uzun yıllar yazmaya devam eder. Kabuğun Altındaki her yara ölümcül olmayabilir, yaşamak için sadece fedakarlık yapmak gerek diyerek,16 öyküyü içine alan Kabuğun Altındaki kitabının ilk öyküsü olan Bir Adım Öne'ye geçiyoruz. "Soluk soluğa uyandığı nice uykunun celladı, rahat bir vicdanınsa yargıcı olmuştu." Gaflet anları, insanın boynuna yağlı bir urgan gibi geçer ve unutmaya çalıştığı her an, her köşebaşında insanı yakalar. Öyküde de yer tutucu gencin aklında sadece baklava desenli atkıyla yer tutan bir ölü vardır. Bir gün çıkıp gelir ve katiline hesap sorar. Yazarın paylaştığı epigraftaki gibi zaman ölüleri gömer ve ansızın önünüze atacağı anahtarı kendinde saklar. Kumda Aslan Pençeleri; grafoloji denilen el yazısı üzerinden kişilikleri okuma ilmine yönelik, şizofreni özelliği gösteren bir ruhun hezeyanlarını ele alıyor. Yazarın psikolojik danışman olması karakterin paranoid hayallerinin anlatımını güçlü kılarken çağımız insanına da ayna tutuyor. Diploma, kurs, eğitim, kamp, etkinlik peşinde koşan buna rağmen arzu ettiği yaşama kavuşamayan modern insan çıkmazlarına... Üstelik belgeler çoğalsa da elalemin ilk basamağı
Edebiyat
Kabuğun AltındakiRüveyda Şener · Şule Yayınları · 20259 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 58. kitabı
Ömer Doruk Koç’un “Suç Mahalli” kitabı, ilk bakışta birbirinden ayrı cinayet dosyalarının çözüldüğü bir polisiye roman gibi görünse de, derinine indikçe bütün vakaların aynı büyük fikre bağlandığı görülüyor: Her suç, yalnızca işlendiği anla açıklanamaz; geçmişte biriken acılar, travmalar, hırslar, suskunluklar ve adalet arayışı o suçu doğuran asıl zemindir. Kitabın bölüm başlıklarında yer alan sözler de bunu destekliyor. “Her suçun faili, geçmişteki başka bir suçun mağdurudur” cümlesi, romanın merkezindeki düşünceyi en net biçimde anlatıyor. Olay örgüsünün merkezinde Başkomiser Kemal Adalı ve yardımcısı Mesut Kara var. Kemal Adalı, yalnızca suçluyu yakalamaya çalışan bir polis değil; olay yerindeki en küçük ayrıntıyı, insanların yüzündeki değişimi, suskunluklarını ve yanlış söyledikleri cümleleri okuyabilen sezgisel bir karakter. Mesut Kara ise hem onun yanında öğrenen hem de olayların insani ağırlığını daha fazla hisseden bir karakter gibi duruyor. Bu ikili sayesinde roman, sadece kanıt takibi üzerinden değil, psikolojik çözümleme üzerinden de ilerliyor. Kitapta Reşat Yıldırım’ın otel odasındaki ölümüyle başlayan ilk vaka, okura şunu gösteriyor: Bir insanın ölümü, onun yaşarken kurduğu bütün sorunlu ilişkileri açığa çıkarabilir. Reşat’ın çevresindeki kişiler; kırgınlıkları, çıkarları, aşkları, kıskançlıkları ve sakladıkları sırlarla olayın içine çekiliyor. Ardından Saffet Akkuş vakasında miras, aile içi hesaplar ve geçmişten gelen tehditler öne çıkıyor. Hilmi Terzi ve Mor Kulübe bağlantısında toplumsal şiddet, kadınların sığındığı alanlar ve korku atmosferi belirginleşiyor. Stadyum cinayetinde ise fanatizm, kalabalık öfkesi ve toplumun kolayca şiddete sürüklenebilen yüzü anlatılıyor. Sonlara doğru “Saat Altı” bölümünde seri cinayet havası güçleniyor; kadın kurbanlar,
Suç MahalliÖmer Doruk Koç · İkinci Adam Yayınları · 20232 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2026 19. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 14:20
Bu kitap bana en çok Alice Feeney’nin Taş Kâğıt Makas'ını hatırlattı. Aynı tarz bir havası var, ıssız bir yerde büyük bir mekanda geçmesi, karda mahsur kalmaları, evin içinde bir şeylerin fazla sessiz olması, gizli bölmeler ve sürekli “burada başka biri daha mı var?” hissi. Bu açıdan bakınca kurgu çok tanıdık geliyor, fazla alışıldık. Kitap hızlı okunuyor, sıkmıyor. Ama mantık kısmında ben biraz zorlandım. Ters köşeler var ama bazı şeylerin neden yapıldığı çok oturmuyor. Kitap bittikten sonra bile “tamam ama katil bunu neden böyle yaptı o zaman?” gibi sorular kaldı aklımda. Yine de kötü değil. Kendi türü içinde keyifli bir kitap. Çok fazla düşünmeden okuduğunda iyi gidiyor, akıcı ve merak ettiriyor.
Sakın Yalan SöylemeFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20245,1bin okunma
Reklam
Reklam