Başkasında gördüğü bir nimetin kendisinde de bulunmasını istemek insanın yaradılışının icabıdır ve günah değildir. Korkulacak şey, başkasının elindeki nimetin yok olmasını istemektir.
Gazap insanın bir şeye ihtiyaç duymasından ileri gelir. Ama o kişinin ihtiyacı yoksa öfkesi de olmaz. Meselâ, bir kimsenin bir köpeği olsa kendisinin o köpeğe ihtiyaci olmasa bir başka kişi de o köpeği döğse yahut öldürse bundan ötürü kızmaz. Ama sıhhatin, yiyeceğin, içeceğin, giyimin, konutun, vatanperverliğin ihtiyacı hiçbir zaman kesilmez. Her zaman bunlara ihtiyaç vardır. Bunun için bir kimseyi yaralasalar veya onun selâmetini ortadan kaldırsalar yahut yiyeceğini, içeceğini, giyim kuşamını alsalar, şüphe yok ki, öfkelenir. Fakat kimin ihtiyacı çoksa hışmı da çok olur. Hışmı çok olanın biçareliği ve zavallılığı da çok olur. Hışımdan uzak kalmak ancak ihtiyaçsızlıkla mümkündür. Ki-şinin ihtiyacı ne kadar çok olursa köleliğe yakınlığı da artar. O halde kişinin hürriyeti ihtiyaçsızlıktadır. Bu sebeple ihtiyacı zaruret haddine indirmek için kişinin kendisini riyazete vermesi gerektir. Malına, mevkiye, dünya ihtiyacı bertaraf etmelidir ki, kişi tam hürriyetine kavuşsun.