Göğsümde ağır bir yük var bugünlerde
En mutlu olmam gereken zamanlarda
Gelip de göğsünün orta yerine çöken.
Bir fil kadar ağır.
Hani mutlu bir haber beklersin ya hevesle
İşte öyle bir heves halinin hunharca kırılıp kursağında kalması gibi.
Mutlu olmam gereken bir zamanda yüzümü buruşturan haberler,sebepler,sonuçlar.
Koca bir dağ gibi gelir oturur göğsüne.
Ancak büyük bir sorundur ki
Ben hiç Bilal olamadım...
Bilmiyorum bu şehirde yaşayanlar burada doğup büyüyenlerin şehre olan nefreti ve bıkkınlığı karşısında benim aynı şehre olan aşkım arasındaki tezatlık neyden. Onların gördüğü kalabalık benim gördüğüm binlerce duygu ve düşünce sanırım bir şehri sevmek ve ona ait hissetmek de bundan kaynaklı bakmak ile görmek arasındaki farktan. Ben sahilde balık tutan amcadan bin türlü şey çıkartırım da şehrin kalabalığı olanlar görüntü kirliliği görür aradaki fark tam da bu sanırım. İçinde doğmadan büyümeden de ait olabilmek bu.
( Bu şehir o eski ve yeni istanbul'dur).
Yine depresif bir ruh hali içerisindeyim sanki
Yine bir uçurumun dibine gelmiş uzakları izlemeye dalmış gibi dünü, bugünü, yarını düşünürken buluyorum kendimi zaman zaman. Durduk yere kendi huzurumu kaçırıyorum. Lüzumsuz savaşlar veriyorum kendi içimde. Uçurumun dibine bakıp bakıp duruyorum oysa ne yapmam gerektiğini de biliyorum başımı kaldırmalı ve göğe bakmalıyım. Nitekim bunu yapacak güce sahip değilim omuzumda dünün yüküyle göğe bakmak güçleşiyormuş insana. Ne kadar istesem de başımı kaldırıp bakamıyorum göğe dünün ağırlığı kafama vura vura aşağı bak diyor sinsice ben ise belli bir zamanda bir yeniliyorum ve düşüyorum o uçurumdan sonra yine kalkıp aynı şeyleri yaşıyorum bir çeşit çıkmaza düştüm ve kurtulamıyorum. Neyse ki inancım kurtuluşa olan umudum oluyor belki bugün değil, belki yarın da değil ama bir gün kurtulacağım bu sonsuz döngüden buna eminim. Kalın sağlıcakla :))
Bu şehir aşktan ibaret hani taşı toprağı altın vs derler ya işte öyle, insana kendini sevdirdi miydi her yeri ayrı güzel olur.
Bir şehri seyrederken güzelliğinden heyecanlanır mı insan? Heyecanlanırmış meğer o şehrin her yeri ayrı bir tarih,her taşı milyon tane hatırayı gizler kalbinde.Yüzlerce yıl önce yaşamış insanların geçtiği anılardan geçmek ve bunları düşünmek yüreğin göğse vurumlarını duyurmaya yeter.