Tekrar Dream Harbor kasabasından sıcacık bir hikayeyle, Archer ve Iris'in dünyasına eşlik ettim . Bu seriyi ne zaman okusam gerçekten kendimi bir kasaba sakini gibi hissediyorum; kasabanın dedikodularını ve aşk hikayelerini hep merakla bekliyorum.
Gelelim Iris ve Archer'a... İlişkileri başta enemies to lovers gibi başlasa da birbirlerine çok çabuk ısındılar. Iris, Archer'ın 5 yaşındaki kızı Olive'e bakıcılık yaparken aralarındaki çekim de büyüdü. İkisi de birbirinden hoşlanırken neden bu kadar korkup geri durdular anlamış değilim . Muhtemelen Iris'in geçmişte yaşadıkları ve kırgınlıkları buna sebep oldu. Archer ise baba olduğunu yeni öğrenmiş, bir yandan Olive'e nasıl iyi bir ebeveyn olacağını çözmeye çalışırken bir yandan da o eski meşhur pankek tarifinin peşinde...
Ama Iris'in hayatlarına girmesiyle birbirlerine o kadar güzel destek oldular ki! Sonu da çok tatlı bağlandı, aşklarının ikinci meyvesine de kavuştular hehe.
Serinin bir sonraki kitabı olan "The Gingerbread Bakery"i çok merak ediyorum. Sıra artık Annie ile Mac'in aşk hikayesinde! 🫚️
Sanırım hayatımda bu kadar detaylı yazılmış bir İngilizce kitap okuduğumu söyleyemem. Bir noktadan sonra bu kitabın iyi çevrilmiş bir Türkçe versiyonunu okumayı gerçekten çok isterdim, ama sanırım böyle bir çevirisi yok — ya da en azından ben denk gelmedim. Bu kitabı okurken bir an bile küçük bir detayı kaçırırsanız, ne okuduğunuzu unutabiliyorsunuz. Çünkü hiçbir şey göründüğü gibi değil. Her şey düşüncelerden ibaret ve düşünceler her şey olabilir, değil mi? Mutlu bir şarkı sizi iyileştirebilir ya da hüzünlü bir şarkı kırık parçalarınızı onarmanıza yardımcı olabilir.
Okurken hikâyenin nereye varacağını çok merak ettim ve tahmin ettiğim gibi hiç olmadı. Hatta sonu beni gerçekten şaşırttı. Kafamın karıştığı çok fazla yer oldu. Ana diliniz dışında bir dilde kitap okumanın zorluklarından biri de bu sanırım. Ama Raya ve Q’yu karakter olarak gerçekten çok sevdim. Hâlâ sonundan emin değilim. Gerçek miydi, hayal miydi? Mutlu oldular mı? Birbirlerine kavuştular mı? Bence yazar bana bir açıklama borçlu.
İlk başta treni çok sevmiştim ama trenin sırları ortaya çıktıkça, Raya gibi ben de aslında böyle bir trende olmak istemediğimi fark ettim. Ama eğer bir gün denk gelirseniz, bence okuyun. Çünkü sizi oldukça ilginç bir yolculuk bekliyor olacak.
Sözlerimi kitaptaki Raya’nın şarkısıyla bitirmek istiyorum:
Live. Breathe. Be.
---
I don’t think I’ve ever read an English book written with this much detail before. At some point, I really wished I could read a well-translated Turkish version of this book, but I don’t think one exists — or at least I’ve never come across it. While reading, if you miss even the smallest detail for a moment, you suddenly forget what exactly you’re reading. Because nothing is what you think it is. Everything is made of thoughts, and thoughts can become
Uzaylı tarafından kaçırılan Anton ve Sidni’nin kurtulma operasyonu. Çok eğlenceliydi. Sonunda dünyaya ve hayatlarına kavuştular. Bir daha da haylazlık etmediler.
Merhaba arkadaşlar! Bugün size Dilek Bilgiç Esen’in Bir Kürt Sevdim: Veda kitabı ile geldim.
Gerçekten de tam bir veda oldu... İlk kitapta kavuşamayan, kara sevdaya tutulmuş iki aşık vardı. "Tamam, ikinci kitapta kesin kavuşacaklar," dedim ama kitabın ismi gibi bir veda ile karşılaşacağımızı hiç düşünmemiştim. Okurken Şahin’e çok sinir oldum; sevgisinin arkasında duramayan, korkak bir karaktermiş. Ah Gülşah ah... Değmeyecek bir adamı ne kadar güzel, ne kadar temiz sevmişsin sen öyle.
Kitaba gelecek olursak...
Gülşah, kocası tarafından sürekli aşağılanıp şiddet görmüş ama kızı için susmuş bir kadın. Maalesef hayatta ne kadar çok böyle kadın var, değil mi? Bir gün can dostu Gülşah’ı arayıp "Sana yardım edeceğim, kaç kurtar kendini," diyor ve bir plan yapıyorlar. Gülşah Diyarbakır’a kaçıyor ancak orada Şahin’in evlendiğini öğreniyor. Bu sırada kocası Gülşah’ı buluyor ve onu öldüresiye dövüyor.
🪻Bunu duyan Şahin, güya Gülşah’ı kaybetme korkusuyla karısına boşanma davası açıp Gülşah ile birlikte olmak istiyor. "Tam kavuştular, mutlu oldular," derken Şahin yine hiçbir açıklama yapmadan Gülşah’ı terk ediyor.
Peki, Gülşah gerçek aşkı sizce neyde buluyor?
Şahin, Gülşah’ı acaba neden bıraktı?
Gülşah’ın kocası onu nasıl buldu?
Gülşah’ın başına daha neler geldi?
Hepsi ve daha fazlası kitapta...
Bir Kürt SevdimDilek Bilgiç Esen · Müptela Yayınları · 2025982 okunma
Hasret, köyden uzakta annesi ile birlikte yaşarken bir düğünde gördüğü Hamza ile hayatı değişmiştir. Hamza, Hasret'in kalbini kazanmak için her şeyi yapmış, sonunda muradına ermiştir. Ailelerin, köylülerin çıkardığı sorunlar onların aşkının önüne geçememiş, kısa süre içerisinde evlenmişlerdir.
Lakin evlenmeleriyle olaylar daha da kızışmaya başlamış, Hamza'nın ailesinin yıllardır düşmanı olan aileye mensup Murat, Hasret'in peşine düşmüştür. Son olan olaylarla beraber ise Hamza yaralanmıştır. Tabi bunu gören köylü durmamış Hasret'i Köygöçüren ilan etmiştir.
Hasret, günler boyunca kocasının dönmesini beklerken, köye Hamza'nın öldüğü haberi yayılmaya başlamış, meydanı boş bulanlar ise Hasret'e yüklenmeye başlamışlardır. Ancak her şey ortaya çıktığında meydanı boş bulanlardan kimse ortalıkta görünmeyecektir. Hasret ise yeni kavuştuğu evinden sınanacak, evliliğini korumak için her şeyi yapacaktır.
Seri ikinci ve son kitabıyla son buldu ama benim aklım Hasret ve Hamza'da kaldı.Özellikle de Hamza o kadar güzel sevdi ki Hasret'i okurken eridim.Hasret ise Hamza'yla bir eve, yuvaya sahip oldu.Kim ne derse desin kulak asmadı ve tüm dünyasını Hamza'dan ibaret kıldı.Tabi Memo'yu da en yakın dostu bildi.Köylülerden nefret ederken, kıskançlığın ve kötü niyetin insanlara neler yapabileceğini bir daha gördüm.Özelliklede Hamza'nın annesi evlerden ırak olsun.Şerife'ye de kızmadım değil ama başına gelenlerden sonra biraz akıllandı.Adnan bey abim olaylara öyle bir giriş yaptı ki favorim oldu.Tabi Memo ile ilgili kısımları da okumayı isterim.Herkes muradına erdi ve hayatları buldukları aşklar ile güzelleşti.Hasret ve Hamza'nın hayatları ise bir çekirdekle daha da güzelleşti.Hak ettikleri mutluluğa kavuştular.Az da olsa kısımlar bulunuyor kitapta. Seri hızlı okunuyor ve olaylar hızlıca
...
Sebahattin Kuralay & Taş
Öykü kitaplarını severim, yazarın yedi öyküyü derleyerek kaleme aldığı eseri #taş kalemiyle de tanışma kitabım oldu.
Öyküler;
Güven
Maite
Son otobüs yolculuğu
Taş
Dünya turu
Mezar kazıcıları -1
Mezar kazıcıları -2
Her öykü bir yaşanmışlığa kapı aralarken sizde düşüncelere dalıyorsunuz, aile içi iletişimsizlik, güven sorunu, ayrılık, yarım kalmış sevdalar, kırık kalpler, pişmanlıklar, ihanet, intikam temaları üzerine öyküler, birkaç öyküden kısa anekdotlar geçiyor ve Tavsiyemdir diyorum
__ "Oysa insanlar oğluna güvensinler diye adını Güven koymuştu." Çok etkilendiğim öykülerden birı oldu, masum bir can, bir çocuk, '0' değil toplum olarak sizler kıydınız ona. ""Güven""
__Aynı gökyüzünün altında ayrıydılar, ayni mezarlıkta, toprak altında kavuştular, yarım kalan bir sevdanın hüzünlü öyküsü iki masum insan, onlar yalnızca sevdiler. ""Son otobüs yolculuğu""
__Lösemiden kaybettiği sevdiğine bir söz vermişti, o sözü tutmadığı ve hatırasına ihanet ettiği için olabilir miydi bu yaşadıklarının sebebi diye düşünen ünlü gazeteci...""Dünya turu""
TaşSebahattin Kuralay · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20264 okunma