Halkın Gücü
Bir toplumun aydınlanması.. Her zaman.. Bedeller ödeme sonucunda.. Gerçekleşir.. Geçmişteki aydınlanmalar da.. Her bireyin bir rolü emeği vardır.. Toplumlar kendilerini.. Bu role.. Lâyık gördükleri oranda ilerlerler.. Bu sebeple.. Fransız İhtilâli'ni ortaya çıkaran.. Bir sınıfın haklı isyanıydı.. İsyan adlı adınca.. Bir ekmek başlığı altında çıktı.. Ne kadar basit değil mi.. Tarihin akışını belirleyen.. En önemli uğraklardan birinin.. Sebebi halkın ekmeği idi.. Ekmek için ayaklana halk.. Sadece ekmek değil.. Kilisenin tüm otoriterliğini de.. Yıkarak.. Özgürlüğüne kavuştular. Ekmek.. İnsanlık için kutsal kabul edilen.. Her kitaptan daha kutsaldır.. Tarih.. Despot yönetimlerin.. Küçümsediklerinin.. Onların sonu olabildiğini ispatlamıştır..
ÜMMÜ MA‘BED RADIYALLÂHÜ ANHÂ -2
Ümmü Ma‘bed, Resûlullah (s.a.v.) Efendimizi şöyle vasfetti: “Gördüğüm öyle bir zât idi ki, güzelliği pek zâhirdi. Güzel bir ahlâka sahipti. Güzel yüzlüydü. Bütün uzuvları birbirine mütenasipti. Çok biçimli ve güzel çehreli idi. Gözlerinde siyahlık, kirpiklerinde çokluk, sesinde naziklik vardı. Gözlerinin karası pek kara, akı da pek ak idi. Gözleri sürmeli gibiydi. Kaşları ince ve yay gibiydi. Boynunda uzunluk ve yükseklik, sakallarında sıklık vardı. Sustuğu zaman çok vakarlı; konuştuğu zaman güler yüzlü, tatlı sözlü olduğu görülürdü. Sözleri sanki dizilmiş birer inci gibi ağzından tatlı tatlı çıkmakta idi. Sözü açık ve hak ile bâtıl arasını ayırıcı olup, ne âcizlik sayılacak derecede az, ne de boş ve gereksiz sayılacak derecede çoktu. Uzaktan bakılınca insanların en heybetlisi ve en güzeliydi. Yakından ise herkesten daha güzîde görünürdü. Orta boylu olup, ne hoşa gitmeyecek derecede uzun boylu, ne de hakir görülecek derecede kısa boyluydu. Yanında, sürekli etrafında dolaşıp emrini gözetleyen arkadaşları vardı. O, bir şey söylediği zaman dinlerler, bir emir verdiği zaman yerine getirmek için koşuşurlardı. Hizmetini süratle ve hep beraber yapıyorlardı. O, asık suratlı ve karşısındakine düşmanca bakan birisi değildi; güleçti.” Ebû Ma‘bed radıyallâhü anh, bunları duyunca: “Vallâhi bu zât, Kureyşlilerin aradığı zâttır. Şâyet kendisine önceden rastlamış olsaydım, ona tâbi olurdum. Ama muhakkak bir yolunu bulup onunla görüşmeye çalışacağım.” dedi. Bundan sonra Müslüman oldular ve çocuklarıyla beraber hicret ederek Resûlullah (s.a.v.) Efendimize kavuştular. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) tarafından sıvazlanıp sağılan koyun da Hicret’in 18. senesindeki kuraklığa kadar kalmış, kuraklıktan dolayı kıtlık yaşanırken onlar, bu koyundan sabah akşam süt sağmışlardı. 07
Fazilet Takvimi
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yakınlığı Cefâda Bulanlar :
Allah-u Teâlâ'nın bütün sevgilileri yakınlığı cefâda buldular, ilâhî rahmete ibtilâ ile kavuştular. İbrahim (as) bu rahmeti ateşin içinde buldu. Yakup (as) Kenan illerinde evlât hasretiyle ah ederken buldu. Yusuf (as) kuyuda buldu, zindanda buldu. Yunus (as) balığın karnında, karanlıklar içinde buldu. Eyyüp (as) hasta iken buldu. Ashâb-ı Kehf saraylarda bulamadıkları bu rahmeti mağarada buldular. Allah-u Teâlâ'nın biricik Habib'i (sav) Sıddık-ı Ekber (ra) ile beraber sığındıkları mağarada buldular. Ey kardeş! Onlar burada buldular, sen nerede arıyorsun?
Temiz olanlar Temiz olanlarla birliktedir Pilatus, başkâhinlerle halka, "Bu adamda hiçbir suç görmüyorum" dedi. başkâhinlerle din bilginleri, İsa'yı ağır bir dille suçladılar.Hirodes de O'na gösterişli bir kaftan giydirip aşağılayıp alay etti. Kutsal kitap incil Hz isa artık anlıyordu şehadet yolunda yürüdüğünü cennet yolunda yürüyenin mükafatı çok olsada düşmanıda çoktur iman eden çarmıhını sırtında taşısada ona çakılan her bir çivi bir sinek ısırığından daha hafif gelir peygamberimiz buyurduki toprak ancak sizin bedeninizi çürütür fakat o toprak sizden imanınızı alamaz her şehidimizde mutlaka bir gül kokusu vardır ve isa ehli olan insandan ancak misk ve güzel kokular yayılır Yahya peygamber Zekeriya peygamber ve tüm şehitlerimiz bir beyaz ata binerek Şehadet yolunda yürüdüler ve inşAllah yolun sonunda en sevgiliye kavuştular çünkü peygamberimiz buyuruyor ki hicretiniz ne ise alacağınız mükâfat ancak odur her kutup aynı işarete sahip olanı çeker gönül bir serçe kuşudur ancak dengi ile uçar bu yüzden temiz olanlar temiz olanla haşr olunacak iman eden insan inkâr edenden uzaklaşırken inkâr edenler Taifte peygamberimizi taşladıkları gibi Hz isayıda çarmıha gerecekler Kuraandada belirttiği gibi insanlar nice peygamber ile alay ettikleri gibi Hz isa ilede alay edecektir Hz isa dünyada yok olan ve Allahta var olan şehadet peygamberidir .
Din
Wells bu kitabında emperyalizmi eleştirmiş. O dönemde dünyanın birçok yerini istila eden İngiltere, istila etmek kavramını ilk defa kendisi yaşadı. Kendinden çok daha gelişmiş bir medeniyet olan marslılar, İngiltereyi çaresiz bırakan devasa bir yıkıma uğrattı. Halk ne yapacağını bilmeden kaçtı sadece. Yazar kitapta çok güzel bir mesaj vermiş. Marslıların sonunu getiren şey, insanoğlunun zekası, güçlü silahları ve modern topları olmuyor. Dünyada bulunan mikrop ve bakteriler oluyor. Marslıların bedenleri, bağışıklıkları olmadığı için bu organizmalar ile savaşamıyor. Fakat insanların vücudu her gün niceleri ile savaşıyor. Bu dünya insanlara aittir diyebiliriz böylece. İnsanoğlu bu bağışıklığı kazanabilmek için, tarihten bu yana çok bedel ödemiş. Kurtuluş, insanların çoğu zaman önemsemediği minik canlılar sayesinde olmuş. Güç algısını yeniden yansıtan, çok derin bir mesaj vermiş Wells. Kibrin boşa gidişini vurgulamış. Duygusal açıdan kitapta beni en etkileyen konu, kahramanın karısına kavuşmaya çalışması oldu. Karısını Leatherhead’e, kuzeninin yanına bırakmak zorunda kaldı ve sonra ayrı yerlerde mahsur kaldılar. Marslılar her yeri istila edince, ikisi olduğu yerde gizlenmek zorunda kaldı. Kitap boyunca aklı karısındaydı ve hep ona gitmeye çalıştı. Sonunda kavuştular.. Evrim bizden yana oldu kitapta :) Bize şanslarımızı hatırlatmış, önemsemediğimiz şeylerin aslında ne büyük değer olduğunu..
Anne-oğul kavuşuyor;
"Zübeyde Hanım üç yıldır görmediği oğlunu bekliyordu. Geyve' den Adapazarı' na gelen toprak yolun iki yanı, işgalin ve kurtuluşun ne demek olduğunu yaşamış Adapazarlılarla dolmuştu. Gazi' nin otomobili görünür görünmez, heyecana gelen halk yola inip arabanın dört bir yanını çevirdi. Zübeyde Hanım, Askerlik Şubesi Başkanının evinde misafirdi. Sevinç haykırışları yaklaşınca, başındaki beyaz başörtüyü sıkıladı, evin önündeki sundurmaya çıktı. Araba göründü ama binlerce insanın arasında kaldığı için çok zor ilerleyebiliyordu. Gazi arabadan inip halk denizini yararak annesine doğru yürümeye başladı. Halkın sevgisini aşmak kolay değildi. Zübeyde Hanım ağlamaya başladı. Sonunda kavuştular. Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa büyük bir saygı ve sevgiyle eğilip annesinin elini öptü. Sonra sarmaşdolaş oldular. Halk 'Allah ayırmasın' diye bağırmaya başladı." S.568