Kitap ile ilgili olarak şöyle kısaca ve öz bir şekilde yorum yapmak istiyorum,okumaya Türkiye’de başladım Budapeşte’de bitirdim. Kanuni Sultan Süleyman ve atalarımıza rahmet ve minnetle
Herkese merhabalar
Bugün sizlere @ikinciadamyayinevi den çıkmış #samankapan kitabı ile geldim..
Bir cinayet soruşturmasıyla başlayan olaylar, zamanla insanlığın geçmişine, bugününe ve belki de geleceğine uzanan karanlık bir yolculuğa dönüşüyor. Aypare'nin hikâyesi yalnızca bir genç kızın trajedisi değil; susturulan seslerin, görmezden gelinen yaraların ve insanın karanlık yüzünün de hikâyesi.
Roman ilerledikçe polisiye, bilim kurgu ve fantastik öğeler öyle güzel iç içe geçiyor ki bir noktadan sonra gerçek ile kurgu arasındaki çizgi silikleşiyor. Özellikle Samankapan Evi'nin gizemi ve yıllar önce buzdan çıkarılan insanlarla ilgili bölümler beni en çok etkileyen kısımlardı.
Kitap boyunca yalnızca bir katili değil, insanlığın nereye evrildiğini de sorguladım. İyilikle kötülüğün birbirine karıştığı, dünyanın kaosa sürüklendiği bir atmosfer oldukça etkileyiciydi.
Çağan Kayı'nın akıcı dili sayesinde kalınlığına aldanmadan okunan, merak duygusunu son sayfaya kadar canlı tutan bir roman olmuş.
Cinayetle başlayıp insanlığın kaderine uzanan, distopik ve sarsıcı bir hikâye okumak isteyenlere gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Samankapan, bittikten sonra da zihnimde yaşamaya devam eden kitaplardan biri oldu.
Kitaplarla kalın
#reklamdeğil
#leylanınkitapları
SamankapanÇağan Kayı · İkinci Adam Yayınları · 202563 okunma
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Herkese merhaba
Bugün size polisiye ve gizemi farklı bir atmosferle harmanlayan bir kitapla geldim.
Denizden çıkarılan bir cesetle başlayan hikâye, sayfalar ilerledikçe bambaşka bir boyuta taşınıyor. İlk başta klasik bir polisiye okuyacağımı düşünmüştüm ama yazar beni çok farklı bir kurguyla karşıladı.
Kitap boyunca olayların ardındaki sırları çözmeye çalışırken bir yandan da karakterlerin geçmişlerine tanıklık ediyoruz. Özellikle Aypâre’nin yaşadıkları beni en çok etkileyen noktalardan biri oldu. Onun hikâyesini okurken zaman zaman hüzünlendim ve yaşadıklarına kayıtsız kalamadım.
Yazarın oluşturduğu karanlık atmosfer ve merak duygusu kitabı elimden bırakmamı zorlaştırdı. Her bölümde yeni bir soru ortaya çıkarken cevapları öğrenmek için sayfaları hızla çevirdim.
Polisiye okumayı seviyorsanız ama aynı zamanda farklı ve gizemli bir kurgu arıyorsanız Samankapan’a bir şans verebilirsiniz.
SamankapanÇağan Kayı · İkinci Adam Yayınları · 202563 okunma
Bazen bir hikaye sadece katili bulma meselesi değildir...İnsanın geçmişinden ne kadar kaçarsa kaçsın yine dönüp aynı karanlığın içine sürüklendiğini anlatır.
Samankapan — Çağan Kayı
Kitap ilk başta klasik bir polisiye gibi başlıyor. Denizden çıkarılan bir ceset, peşine düşülen bir cinayet ve olayları çözmeye çalışan bir komiser… Ama sayfalar ilerledikçe hikaye çok daha farklı bir hale geliyor.
Aypare’nin yaşadıkları insanın içini rahatsız ediyor. Çocukluğundan itibaren yalnız bırakılmış birinin nasıl yavaş yavaş karanlığın içine çekildiğini görüyorsunuz. Sonra olaylara Haydar dahil oluyor. Sert,yorgun ve huzursuz bir karakter. Ama asıl atmosfer Korhan ortaya çıktığında değişiyor. Samankapan evinin verdiği his kitabın en güçlü taraflarından biri bence.
Kitap boyunca sürekli bir şeylerin altında başka bir şey var hissi oluşuyor. Kimse tamamen masum değil gibi.O yüzden sadece olayları değil karakterlerin iç dünyasını da merak ederek okuyorsunuz.
Hazırsanız…
geçmişin susmadığı insanların kendi karanlığıyla yüzleştiği o hikayeye yaklaşabiliriz…
Belki de en korkutucu şey bir katil değildir…İnsanın kendi içinde büyüttüğü karanlıktır.
SamankapanÇağan Kayı · İkinci Adam Yayınları · 202563 okunma
Bir Ömür Nasıl Yaşanır?İlber Ortaylı
Bir Ömür Nasıl Yaşanır? kitabı, vadettiği toplumsal rehberlik vizyonunun çok uzağında kalıyor. Yaklaşık 300 sayfalık bu eseri büyük bir sabırla, yarım bırakmamak için direnerek bitirdiğimde, altını çizip katılabildiğim fikirlerin sayısı 15-20'yi geçmedi. Kitap, genel okuyucuya hitap eden akıcı ve kolay okunabilir söyleşi formatına rağmen, yazarın kendi öznel düşüncelerini "mutlak doğru" gibi lanse eden üstenci üslubu sebebiyle okuru ciddi anlamda bunaltan bir metne dönüşüyor. Kitabın adı her ne kadar "Bir Ömür Nasıl Yaşanır?" olsa da içeriği tamamen "Ben nasıl yaşadım ve benim gibi imtiyazlı insanlar nasıl yaşamalı?" sorusunun cevabından ibaret. Bu yüzden eserin adı aslında "Bir Elit Bir Ömrü Nasıl Yaşar?" olmalıydı.
Ortaylı, meseleleri ele alırken sürekli Türkiye’nin elit ve burjuva sayılabilecek kesimlerinden örnekler veriyor. Kitabın dördüncü bölümü olan "Nasıl Çalışmak Gerekir?" kısmında iş ahlakı ve öğretme metodolojisine dair katıldığım bazı haklı yönler olsa da yazarın ısrarla sunduğu "Avrupa’yı gezmek, görmek, yaşamak" tavsiyeleri, bugünün Türkiye gerçekliğiyle taban tabana zıttır. İlber Ortaylı, milletimizin genelinden çok farklı, imtiyazlı bir soyada, aileye ve Ankara’nın elit bürokratik çevresine sahip olarak büyümüş, bu imkanları sonuna kadar kullanmıştır. Ancak bugün Türkiye’de 25 yaşında ya da evlilik arifesinde olan, özel sektörün ağır şartları yüzünden bayramda dahi ailesini ziyaret edemeyen milyonlarca genç varken, bu tavsiyeleri uygulayabilecek belki 30 çift bile yoktur. Bu yönüyle kitap, 2015 sonrası değişen dünyanın ve ekonomik olarak dar boğaza giren Türkiye gençliğinin gerçeklerinden tamamen kopuktur. Eğer bu rehber bir Avrupalı burjuva gençliği
" Bozkurt koştu, onlar koştu.
Bozkurt ırmakları aştı, onlar da aştı
Bozkurt uçurumları geçti, onlar da geçti.
Bozkurt nereye gittiyse onlar da peşinden gitti."
Anayurtları Ötüken'de mutlu, özür yaşayan Türkler Çinlilerin saldırısı ve onları tuzağa düşürmesi anayurtlarını kaybederler ve Türk soyundan geriye sadece dört kişi kalır.
Çinlilerden kaçan bu soru kişi Bozkurt'ün önderliğinde yeni yurtlarına gelirler.
"Ne ergene bir yer bu yurt,"dedi Dokuz Oğuz.
"Ergene"demek, "Hoş, güzel" demekti.
Kayı da "Konalım o zaman bu yurda," dedi.
Vadiye inip kondular. Ve buranın adını "Ergenekon" koydular.
Ergenekon'da refah içinde dört yüz yıl yaşayıp , büyüdüler, çoğaldılar. Artık anayurtları Ötüken'e dönme zamanı gelmişti. Ancak dağlarla çevrili bu yerden çıkış yok görünüyordu. Onları bu korunaklı yere getiren Bozkurt çıkış için de onlara yol gösterecektir...
Çocukların ve gençlerin kültürümüzün bir parçası olan Ergenekon Destanı ile tanıyacağı kitap sade ve anlaşılır dili, renkli ve ilgi çekici görselleri ile keyifle okuyacakları bir kitap.
Birlik, dayanışma, Türklük bilinci, özgürlük, gibi temaların işlendiği kitabı ben de çok severek okudum.
Ergenekon DestanıHasan Erimez · Ötüken Çocuk Neşriyyatı · 202619 okunma