1788 yılında Danzig'de (bugünkü Gdańsk, Polonya) doğan Schopenhauer, 19. yüzyıl Alman felsefesinin en çarpıcı düşünürlerinden biridir. Önce ticaret eğitimi almış olsa da, babasının ölümüyle birlikte felsefeye yönelmiş ve akademik kariyere odaklanmıştır. Göttingen ve Berlin'de üniversite eğitimi almış, Kant ve Platon'un etkileri altında felsefi düsüncesini şekillendirmiştir
Schopenhauer göre insan, iradesinin hayvansal güdüleri tarafından yönetilir ve insanın mutluluğa ulaşması imkansızdır. Sanata yönelim, estetik hazza ulaşma ideali ve arzuları baskılama gibi yollarla insan acısını azaltır, mutluluk eşiğine yaklaşır.
Onun üslubu yalındır. Okurlarına çeşitli bakış açıları sunmak icin analizlerini hayatin derinliklerine kadar indirir.
Okumak, Yazmak ve Düşünmek Üzerine adlı eseri, bilgi edinme, yaratıcılık ve entelektüel gelişim üzerine Schopenhauer’ın kendi görüşleri içerir.
Kitapta, eleştirisel düşünmenin önemi vurgulanır. Bireyin sadece okuyarak varlığını gerçekleştiremez. Kendi aklını kullanmalı düşünmelidir. Bunun gerekliliği her satırda vurgulanır. Schopenhauer’a göre, fazla okumak bazen düşünmeyi engelleyebilir. Çünkü okur, kendi orijinal düşüncelerini geliştirmek yerine, başka düşünürlerin fikirlerine fazlasıyla bağlı kalabilir.
Schopenhauer, yazmanın ciddi bir süreç ve entelektüel faaliyet olduğunu savunur. İyi bir yazar olabilmek için düşüncelerin her açıdan sorgulanması gerektiğini söyler. Ona göre, iyi bir yazı yalın, açık ve anlaşılabilir olmalıdır. Laf cambazlıklarından gereksiz süslü anlatımlarından kaçınmak, gerçekten değerli olan yaşama katkısı olan fikirleri ortaya koymak hayati önem taşır.
19. yüzyıla ait olan Schopenhauer´in görüşleri bugün bile geçerliliğini korur. Gereksiz bilgilerin boğuculuğu ve yanlış ve tembelsiz söylemlerin altında