Amelie’nin benden istesiği iki şeyi yapmayı, aldığımız kıyafetlerin parasını ödemeyi ve ona bir kutu iplik almayı unutmuştum. Ama gerçekten bunu yaptığım için kendime onun bana kızabileceğinden daha çok kızmıştım. Oysa, “küçük şeylere sadık kalanlar, büyük şeylere de sadık kalırlar” sözüne inanan biri olarak, bu işleri unutmamayı sıkı sıkı tembih etmiştim kendime.
Bulabildiğin tek açıklama nasıl ki gerçek olaylar unutulabiliyorsa asla olmamış olanların da sanki olmuşcasına anıların içinde yer alabildikleri biçimdeydi.