"Onu sevmek, nefes almak gibidir. Gel de nefes almaktan vazgeç şimdi" demiş Mevlana. Sevmek, şansın yoksa yaşarken ruhen ölmeyi göze almaktır.
Stefan Zweig' in Satranç kitabını okudum ve beğenmişle beğenmemiş arasında kaldım. Yalnız iyi olan bir tarafı var bu yazarın; olay örgüsü kuvvetli ve okurken film izliyormuşçasına bir his uyandırıyor. Bu yüzden şansımı Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu kitabında denedim ve bayıldım. Kitabı kesinlikle tavsiye edeceğim için spoiler vermeden yoğunlaştırılmış duyguların kenarlarından kalemle geçmek istiyorum.
İnsan bir defa aşık olabilir ve eğer bir çok defa aşık olduğunu idda edebilen varsa hiç aşık olmamıştır çünkü şanslıysan aşk bir defa uğrar ve gider. Karşılıksız aşk, bedenen yaşayıp ruhen hayata veda etme cesaretidir bana göre. Herkes aşkı farklı şekilde yaşayabilir ama bazıları yaşayamaz ve yazmaya çalışır.
Bilinmeyen bir kadından bilinen bir adama yazılan bu mektup sevgisiz ve sadakatsiz geçen bir ömrü kaleme almış. Yaş küçük, aşk kapıda ve sevdiğin kişi sadece kapı altından bir ayak sesi...
Bir hayatı bir zarfa sığdırmış, halinden memnun, yaşama çocukluğundan ruhen veda etmiş bir kadın kaç kişiye nasip olur bilmiyorum. Seviyorsun, unutluyorsun tanınmayan bir yüz haline geliyorsun ve sevdiğin insanın yüzünü her insanda görüyorken, sevdiğin insan senin yüzünde hep tanımadığı farklı yüzler görüyor.
Evine giriyorsun, hayatına dokunuyorsun, şansın varsa bir iki kelime konuşup nefesini hissediyorsun şansın yoksa uzaktan izleyip ölmeye devam ediyorsun. Bir ölümü bir kelime ile anlatabilirsin ama kağıtlara dökülen ölmeyi dinlemek kolay değil. Ellerinde titreme, gözlerinde buğulanma ve vazonda artık gül yoksa her şeyin sonuna geldiğini anlıyorsun. Bir sabah uyanıp o vazoyu boş görmek artık asla dolmayacağının bir
Eserin kapağına ve sayfa sayısına bakıldığında ağır bir bilim kurgu romanı olduğu düşünülebilir lakin Amerika'da Müslümanlığı yaymış olmasıyla bilinen direniş adamı Malcolm X'in hayatının -kendi ve dostu Alex Haley'in ağzından- anlatıldığı otobiyografik bir eserdir.
Yüz yirmi sayfalık bir önsöz bulunmakta ve bu önsözde kitabın özeti, daha doğrusu Malcolm'un hayatının kısaltılmışı ve sonu anlatılmıştır. Çünkü Malcolm, gerçekleştirilen bir suikastle kitabı tamamlayamadan, yaptığı son konferansta kürsüdeyken, Alex Haley'in tabiriyle "kurşun yağmuru" sonucu katledilmiştir. Malcolm aslında bunun olacağını öngörmüş ve son günlerinde dile de getirmiştir: "Bu kitabı basılmış halde okumaya, ömrümün yeteceğini sanmıyorum. "
Yedi yüz sayfalık bir kitap, kitapkolik olmayan biri için ağır gelecektir diye düşünülebilir lakin bilinmesi gerekir ki bu bir Tutunamayanlar değil. Mekan tasvirlerinin çokluğu azlığından önce, Malcolm'un sürekli değişen hayatı ve fikirleri, okuru sıkılmaya müsaade ettirmemektedir.
Aslında kitapta daha çok İslam-Amerika ilişkisinin konu alınması beklenirken, eserin yüzde yetmişi Amerika'daki siyah-beyaz meseleleri ve Malcolm'un gençlik yıllarında içinde bulunduğu ve geçimini de oradan sağladığı fahişe ve uyuşturucu işinden ibaret. Önsozden sonra, yani asıl bölümlerde Malcolm, çocukluğundan başlayıp anlatmaya koyulmuştur. Çocukluğuna değinmeden önce Malcolm'un nasıl bir Amerika'da dünyaya geldiğini anlatmak gerek aslında. Şöyle ki, o dönemde Amerika'da "başarılı bir siyah" denince akla siyah bir doktor yahut siyah bir avukat gelmemelidir ne yazık ki. Eğer o dönemin Amerika'sında bir bulaşıkçı yahut bir ayakkabı boyacısıysanız, siz başarılı bir siyahsınızdır.
Şimdi çocukluğuna gelecek olursak, biri kız beş kardeş ve anne babasıyla küçük bir evde
Malcolm XAlex Haley · İnsan yayınları · 20233,247 okunma
Yahu! Senin gibi sadece, beyinsizliğinden, şahsiyetsizliğinden ve her türlü iffetsizliğinden bu hale gelmiş bir maymunu; hakiki bir maymuna gösterseler, hayvancağız duyacağı ulvi hicap sayesinde birdenbire insan oluverir ve maymun neslinin o andan itibaren senin sülbünden devam etmesi bir (oldu bitti) olur!