• unique •

• unique •
@kdockd
Anılarım, şeytanın kesesindeki paralara benziyor: keseyi açınca içinde ancak kurumuş yaprak buluyorsunuz.
Reklam
Denizler aştım, ardımda denizler bıraktım, ırmakların kaynaklarına ulaşmaya çalıştım ya da ormanlara daldım ve görmediğim kentlere yöneldim hep. Kadınlarla yatıp kalktım, heriflerle dalaştım. Asla geri dönemedim, plağın geriye dönememesi gibi. Bütün bunlar beni nereye götürüyordu? Bu ana, müzikle uğuldayan aydınlık yuvarlağın içindeki bu banka.
Sayfa 42·Kitabı okuyor
Aşağı bakarsınız. Garip gelir yukarı bakıyor olmamak; emin olamazsınız ne gördüğünüzden. Kimisi şehir bu der: başkaları daha uzak bir alem sezer. Kılavuzlar döner. Omuzlayın çantanızı, giyin ceketinizi. Buradan aşağı ne bir iz var, ne bir yol, ne de yollar. Akşamın o uçsuz bucaksız inişinde bir kıpırtı, bir ışık belki: Dalgalar mı, kuleler mi, tepeler mi? Uzak, uzak. Değişti kayaların dili. Bilirdim bir zamanlar ne dediklerini. Ne sürer iniş?
Aslında bizi yalnızlığa sürükleyen çoğunlukla başkasıyla karşılaşmaktır. Sohbet kendinden ve farklılıklarından bahsetmeye götürür kişiyi. Ve bu başkası bizi, tarihimiz ve kimliğimiz içindeki, bencil ve yalanlar söyleyen özümüze taşır yavaş yavaş. Sanki hep böyleymişiz gibi...
Felsefe
Halbuki, yukarıdan bağımsız bir bakış açısı ile bakıldığında insanı neyin hasta ettiği anlaşılır: yerleşik ahlakın zehri.
Felsefe