-men senin
men senin ne gözüne ne kara kaşına, men senin o deli yüreğine vurgunum. bir vardın bir yoktun, sanki masal gibiydi; men senin o güzel sözlerine vurgunum. kaçtın benden hep inatçı bir keçi gibi, belki de zamansızdı bu aşk bizim için. aklım belki saftı, yüreğim deli; inandı işte, men senin bir tek lafına yakardım bu şehri. sen hiç gitmedin, hep burada vardın sanki, bin yıldır yaşıyorsun yüreğimin içinde. ben salkım salkım saran mor bahçelerde, elim paltomda seni bekliyorum, gitsen de benden... -turna 19.06.2026
Şiir
İnatçı bir keçi ile hiç uğraştınız mı?
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Vietnam'da kaçırılan kediler
O malum videoyu sonuna kadar izlerseniz köpek ve kedi etinin Vietnam'da yasal olduğunu ama videodaki kedilerin kökeni belli olmadığı için kurtarıldığını görürsünüz. Yani bunlar yasal değil. Çeteler tarafından kaçırılmış evcil veya sokak kedileri. Kedi veya köpek ülkeleri içinde yasal yolla kaçırmadan falan olursa, kökenini belirterek, belgeyle falan bunu yapabilirler. Siz evcil hayvan yaparsınız. Onlar yer. Tercih farkı. Bazıları kedi ve köpekleri evcil hayvan değil, yiyecek olarak görüyor. Ben yiyecek olarak kedi ve köpeği görmüyorum. Ama zaten kültürleri öyleyse bu insanların yemeğin tadı nasıl olursa olsun saygı duyarım. Herkes müslüman değil veya kedi, köpeği görmüyor bakacağı hayvan olarak belki. Fazla duygusal bakış açısı. Mantıksal değil. Ona bakarsak koyun, keçi, dana, tavuk yiyip gömenler belki de yorumlarda isyan etmiş. Vejetaryen ve veganları bilemeyeceğim ama durum bu.
1000Kitap
S:129
Çocuklar... Benzi sarı, boynu bükük, saçları kırpılmış çocuklar... İkinci Dünya Savaşı yıllarında karneyle alınan çeyrek ekmekle (iki dilim kadar) yirmi dört saat idare etmek için yarı aç, yarı tok büyüme uğraşı veren çocuklar... Devamlı azarlanan, kafası hurafe bilgilerle doldurulan, yanlışında yönlendirilmeyen, doğru yaptığında cesaret-lendirilmeyen, sevgiden, şefkatten yoksun çocuklar... Aile bütçesine on beş yirmi kuruş katkıda bulunmak için yemenici, kunduracı, kalaycı, berber, terzi, bıçakçı dükkânlarına çırak verilen, biraz güçlü olanlarına amelelik yaptırılan çocuklar... Çaputtan bebesi, "kavluk"tan (keçi ve koyunların idrar torbası) topu, bilye alamadıkları için "kıstirik"le (çocukların kendilerinin çamurdan yaptıkları bilye) mil oynayan çocuklar... Ki onlar, günümüzün son kuşağı yaşlı insanlar... Benim de mensubu bulunduğum, çocukluğu 1930'lu, 1940'lı yıllarda geçen bu kuşak, yokluk ve sıkıntı yıllarında gösterdikleri tahammül ve uyguladıkları tasarrufla bugünkü nisbî refahın temelini atmıştır. Bir Şehrin Beş Hali Kadir Üredi
Okumadan geçme
Tolstoy’un “Üç Hırsız” hikâyesinden; Bir gün bir köylü, satmak üzere eşeğiyle keçisini şehre götürüyordu. Keçinin boynunda küçük bir çıngırak vardı. Yolda onu gören üç hırsız, kolay bir av bulduklarını düşündü. İlk hırsız: — Keçiyi çalacağım, hem de köylü farkına bile varmayacak, dedi. İkinci hırsız: — Ben de eşeğini alırım, diye ekledi. Üçüncü hırsız ise gülümseyerek: — Bunlar kolay işler. Ben adamın üstündeki elbiseleri bile alırım, dedi. İlk hırsız sessizce keçiye yaklaştı. Boynundaki çıngırağı çıkarıp eşeğin kuyruğuna bağladı. Sonra da keçiyi alıp uzaklaştı. Bir süre sonra köylü arkasına baktığında keçisinin ortadan kaybolduğunu fark etti. Panikle onu aramaya başladı. Tam o sırada ikinci hırsız yanına yaklaştı: — Ne arıyorsun? — Keçimi çaldılar! diye cevap verdi köylü. Hırsız sahte bir telaşla: — Az önce şu ormana doğru koşan bir adam gördüm. Yanında da bir keçi vardı. Hâlâ yetişebilirsin! dedi. Köylü hemen peşine düştü. Gitmeden önce de eşeğini hırsıza emanet etti. Köylü gözden kaybolur kaybolmaz, hırsız eşeği alıp uzaklaştı. Köylü saatler sonra geri döndüğünde ne keçisini bulabildi ne de eşeğini…
Çin'in Tarim Havzası'ndaki Xiaohe mezarlığında, 3.500 yıllık mumyaların boyunlarında küçük, sararmış bir madde dağılmış halde bulundu. Çakıl taşı büyüklüğündeki bu parçalar, dünyanın bilinen en eski peyniri olarak kayıtlara geçti. Önceki çalışmalar maddenin kefir peyniri olduğunu ortaya koymuştu. Yeni bir analiz ise çok daha ileri gidiyor: peynirin içindeki Lactobacillus kefiranofaciens bakterisinin antik DNA'sını dizleyen ekip, peynirin nasıl yapıldığını ve nereden geldiğini izleyebildi. Bulgular ilginç bir tabloya işaret ediyor. Kefirin bugünkü Rusya'daki Kuzey Kafkasya'dan yayıldığına dair uzun süredir kabul gören hipotezin aksine, Xiaohe'deki bakteri başka bir kola, Tibet ve Doğu Asya'daki türlere bağlanıyor. Yani kefirin yayılım haritası tek bir merkezden değil, en az iki ayrı koldan ilerlemiş görünüyor. DNA aynı zamanda farklı kültürlerin temasına da işaret ediyor. Örneklerin bazıları inek sütünden, biri keçi sütünden yapılmış. Üstelik keçi DNA'sı orta Asya'nın diğer antik örnekleriyle benzeşiyor. Bu, Tunç Çağı'nda Sincan halkının çevre topluluklarla ne kadar iç içe geçtiğini ortaya koyan başka kanıtlarla örtüşüyor. Kefirin yayılmasının bir nedeni de pratik olabilir: fermantasyon sırasında laktoz azaldığı için kefir, laktoz intoleransına sahip Tunç Çağı toplulukları için (Xiaohe halkı dahil) kolay tüketilebilir bir besindi.