Öldürmeyen acı geliştirdi, şekillendirdi, güzelleştirdi, yeni bir sen yaptı daha napsın.
Duygu ve Düşünce
Bir geldi mi temmûz-ı keder böyledir işte Deryâ-yı dilim çöl çöl eder böyledir işte Ömer Demirbağ
Şiir
Reklam
Bizimki özünde trajik bir çağ, bu yüzden onu trajik olarak almayı reddediyoruz. Felaket oldu, biz harabelerin arasındayız, yeni küçük yaşam alanları kurmaya başlıyoruz, yeni küçük umutlar besliyoruz. Bu oldukça zor bir iş: Geleceğe artık düzgün bir yol yok: ama biz dolaşıyoruz ya da engellerin üzerinden tırmanıyoruz. Kaç tane gök düşmüş olursa olsun, yaşamak zorundayız. —D.H. Lawrence
Derin bir hüzün var, dünya ile aramda…
Fenafillâh
Haz almak, yaşama suçu üzerindeyken ölümden haz almak Bilmediğin ordular içinde bilmediğin savaşlar kazanmak Yarınların hayali ile kafanı yastığa koyduğun her gece Gönül, makberin eşiğinde dertleşir gizlice Sakinleştiremez beni en natuk diller bile Adını sayıklayıp gelirken bülbüller dile Silinir her bir keder, affolur sinedeki günah Son bulur yaşama suçu, başlar fenafillah Şavkır şimdi o sonsuz sükut, ten hapsinden Vazgeçer insan, kendisi olmanın en ağır yükünden Kim ayıklayabilir ki artık bu karmaşık kördüğümü Alkışlar bu mağrur akıl, sessizce gelen ölümü Geceler boyu kurulan o yarınlar, birer birer solar Gözlerin ardındaki karanlık oda, nihayet ışıkla dolar Ne bir kimlik kalır masada, ne geride bir feryat Sadece kendi çıplaklığıyla yüz yüze kalır hayat.
Şiir
Resmin rehindir gurbetimde; gurbetimde sesleri aşındırmış kimliksiz bir kasaba ve senin kederini ıslatan o yağmurlar rehin... Alnı özlemle dağınık bir akşam getirdim sana, Sar, büyüt ellerinle, konuk et sıcaklığına.. Konuk et kanatları kanatılmış kuşlar getirdim sana... Yılmaz Odabaşı
Reklam
Reklam