Dilara Yolcu

Dilara Yolcu
@kedizeynaa
Didem Madak'ın daha fazla şiir kitabı bırakamadığı bir dünyayı pek ciddiye almıyorum
Yeni beyin haritamızın nöral ve iç organsal yollarını ne kadar çok kullanırsak, kendimizi o kadar çok bu haritaya eşlik eden güzel duygularla tanımlayabiliriz. Zaman içinde, bu gü el duygular bize tanıdık gelmeye başlar ve temelimiz geçici olarak sallandığında bile kendimizi sağlam zemine döndürme becerimize güvenmeye başlarız.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Noroplastisite alanında bir lider olan Michael Merzenich şöyle ifade etmektedir; "Yeni bir beceriyi uygulamak, doğru koşullar altında, beyin haritalarımızdaki sinir hücreleri arasındaki yüz milyonlarca ve muhtemelen milyarlarca bağlantıy değiştirebilir. Bir kere yeni bir beyin haritası oluştuğunda, yeni düşünceler, duygular ve davranışlar organik olarak meydana çıkabilir ve eski korkular ortaya çıktığında dağarcığımız dönüştürebilir. Korkularımızın ve hastalık belirtilerimizin ardındaki sebeplerle bağlantıyı kurduğumuz zaman çözüm için yeni olasılıklara açılmış oluruz. Bazen bu yeni anlayış tek başına eski acı verici görüntüleri değiştirmek için yeterlidir ve vücudumuzun merkezinde hissedilebilen iç organsal salgılari başlatabilir. Diğer durumlarda, bu bağlantıyı yapmak sadece anlayışı artırabilmektedir fakat öğrendiklerimizi tamamıyla bütünleştirebilmek için daha fazlası gerekmektedir. Yeni bir içsel görüntü yaratmamıza yardımcı olması için cümlelere, alışkanlıklara, uygulamalara alıştırma yapmaya ihtiyacımız olacaktır. Bu yeni görüntü bizi huzurla doldurabilir ve bu sakinligi tekrar tekrar dönebileceğimiz iç referans noktası haline getirebilir. Yeni düşünceler, yeni duygular, yeni algılar ve yerleşmiş yeni bir beyin haritası ile eski travma tepkilerimizle ve bizi yanlış yola sürükleme güçleriyle baş etmeye başlayan iyilik halinin içsel deneyimini oluşturmaya başlarız.
Hebb'in ilkelerini uygulamaktan en çok, pozitif, ödüllendirici veya anlamlı olarak algıladığımız merak duygumuzu uyandıran yeni bir deneyimi uygularken faydalanırız. Bu, içimizde güç ve huzur hissetmemizi sağlayan herhangi bir şey rahatlık, destek almak, merhamet veya minnet duymak gibi bir deneyim olabilir. Bu yeni deneyime ilişkin duyguları ve hisleri tekrar tekrar hissettiğimiz yalnızca beynimizdeki yapılar birlikte bağlanmakla kalmayıp aynı zamanda serotonin-dopamin gibi nörotransmitterlerin ve oksitosin gibi iyi hissetmemizi sağlayan hormonların salınımını da harekete geçirebiliriz. Hatta gen dahi etkilenebilir; bedenin stres tepkisine dahil olan genler daha iyi bir şekilde işlevini yerine getirebilir. Nörofizyoloji düzeyinde ise, faydalı olan deneyimi uyguladığımız her seferinde, bağlantıyı beynimizin travma tepki merkezinden çekip beynimizin bir başka alanına getiririz. Özellikle de yeni deneyimleri entegre edebileceğimiz ve noroplastik değişimin meydana gelebileceği prefrontal korteks alanına getiririz.
Doidge insan beynini sabit ve değişmez olarak gören yaklaşımdan beynin esnek ve değişim kapasitesi olan bir şey şeklinde tanımlayarak insan beyninin nasıl çalıştığına ilişkin anlayışımızı kökten degistirmiştir. Onun çalışmaları yeni deneyimlerin nasıl yeni nöral yollar oluşturabildiğini göstermiştir. Bu yeni nöral yollar tekrarlanma ile güçlenip, odaklanmış dikkat ile derinleşebilmektedir. Özünde, bir şeyi ne kadar çok uygularsak beynimizi değişime yönelik o kadar çok eğitmiş olmaktayız.
Zihinlerimiz görüntüler aracılığıyla iyileşme konusunda muazzam bir kapasiteye sahiptir. İster affetmeye, rahatlığa dair bir sahneyi hayal edelim, serbest bırakalım veyahut sadece sevdiğimiz birini gözümüzde canlandıralım, görüntüler bedenimize derinden yerleşir ve zihinlerimize gömülür. Çalışmalarımda, kişilerin en çok etkileşim içinde oldukları görüntüleri ortaya çıkarmalarına yardımcı olmanın tedavinin temel taşı olduğunu keşfettim. Görüntülerin sahip olduğu iyileştirme gücüne dair iddiayı, beyin taramaları kanıtlayabildiğinden çok daha önce geçerli hale gelmişti. Yüz yılı aşkın süre önce, şair William Butler Yeats şöyle yazmıştı "Zeka ilk olarak görüntüler aracılığıyla kendisini ifade eder." ve yalnızca içimizde yaşayan resim tarafından yönlendirilmeye izin verirsek, ruhlarımız 'alev gibi basit' ve bedenlerimiz akik bir lamba gibi sessiz hale gelecek tir. 1913 yılında Carl Jung literature aktif imajinasyon terimini kazandırmıştı. Aktif imajinasyon tekniği bilinçaltı zihinle bir diyalog haline girmek için görüntüleri kullanır (sıklıkla rüyalardan) ve karanlıkta saklı kalan şeyleri ortaya çıkarır. Son zamanlarda, iyileşme için imgeleme yapmaya dair görüş geniş çapta ilgi çekti ve yönlendirilmiş imajinasyon programları stres ve endişeyi azaltmak, atletik performansı artırmak ve belli bazı korku ve fobiler konusunda yardımcı olmak üzere hazır durumdadır.