Dilara Yolcu

Dilara Yolcu
@kedizeynaa
Didem Madak'ın daha fazla şiir kitabı bırakamadığı bir dünyayı pek ciddiye almıyorum
Hayatımızı tam olarak planladığımız gibi yaşayabileceğimize inanarak kendimizi kandırırız. Çok sıklıkla, niyetlerimiz eylemlerimizden farklılaşır. Sağlığımızın iyi olmasını arzu edebiliriz fakat çok fazla abur cubur yeriz veya egzersiz yapmamak için bahaneler buluruz. Romantik bir ilişkiyi çok arzu edebiliriz fakat potansiyel bir partner bize yakınlaştığı an der hal aramıza mesafe koyarız. Anlamlı bir kariyer isteyebiliriz ancak bunu başarmak için gerekli olan adımları atmayız. En kötü tarafı ise bizi geri tutan şey genellikle bize görünmezdir ve bizi hayal kırıklığı ve karmaşa içinde tutar. Cevapları olağan yerlerde ararız. Yetiştirilişimizdeki eksikliklere odaklanırız. Çocukluğumuzda bizi güçsüz bırakmış olan üzücü olaylar üzerinde düşünürüz. Başımıza gelmiş olan talihsiz olaylar nedeniyle anne-babamızı suçlarız. Aynı düşünceleri tekrar tekrar gözden geçiririz. Ancak bu yöntemle hatırlamak bir şeyleri nadiren daha iyi yapar. Problemimizin asıl halini görmeden, şikâyetlerimiz sadece sürekli mutsuzluğumuzu devam ettirir.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bilinçaltı duyulmak için ısrar eder, tekrarlar ve bir bakıma kapıyı kırar. - Annie Rogers, The Unsayable
İster anne-babamızın duygularını rahimdeyken kalıtsal olarak alalım veya annemizle küçüklüğümüzdeki ilişkimizde bize aktarılsın, ister bilinçdışı bağlılığımızla veya epigenetik değişiklikler yoluyla paylaşalım, bir şey çok açıktır: "Hayat bizi geçmişte çözümlenmemiş bir şeyle geleceğe gönderir."
Eski travmaların parçaları içimizde olduğundan, arkalarında ipuçları bırakırlar, bu duygu yüklü sözler ve cümleler biçimindeki ipuçları genellikle bizi eski çözümlenmemiş travmalara bağlar. Anlayacağınız gibi, bu travmalar bize ait olmayabilir. Ben bu travmaların sözlü ifadesi olarak çekirdek dil terimini kullanıyorum. Çekirdek dil sözel olmayan yollarla da ifade edilebilir. Bunlar fiziksel hisler, davranışlar, duygular, dürtüler ve hatta bir hastalığın belirtisi olarak da görünebilir.
Oyun yazarı George Bernard Shaw 1921 yılında şöyle yazmıştır: "Hayal gücü yaratıcılığın başlangıcıdır." Nöroplastisite bir seçenek olarak düşünülmeden çok önce dahi Shaw şu ilkeyi belirtmiştir, "Neyi hayal edersek, onu mümkün kılarız.