Terapi bir süreçtir. Zaman içerisinde bir dizi iyileşme deneyimi ve değişiklikler yapma sürecidir. Bilinçli ve bilinçaltı değişiklikleri yeni davranışa ekleme sürecidir. Gerçekten kim olduğunu keşfedip işlevsel olmayan ailelerde hayatta kalmak için takındığımız “sahte benliklerden” kurtulma sürecidir. Dışarıdan onay alma ihtiyacından kurtulup içeriden kendini takdir etmeyi geliştirme sürecidir. Ve son olarak da, terapi, içimizdeki sahiplenmediğimiz donup kalmış çocuk parçalarımızı yeniden birleştirip yadsıdığımız içsel kaynakları geri alma sürecidir. Böylelikle hayatımızda ilk defa mutlu olmaya başlayabiliriz belki de.
Hipnoterapide kişiliklerimizin bir çok farklı parçası, pek çok ego durumumuz olduğunu şüphe götürmez bir şekilde görürüz. Bir şekilde istismara uğrayan çocuklarda daha fazla parça olduğu gözlemlenir. Bu seansta bazılarını anlayabilirsiniz. Parçalar genellikle hayatta kalma sebebiyle gelişir. Farklı parçalar, ailede veya okulda neyin kabul edilir neyin kabul edilemez olduğuna göre birbirinden “kopar ve bölünür”.
Acı çekmenin asil bir tarafı olduğu Yahudi ve Hristiyan inançlarında yer alır. Bir çok inşanın, hayatını acılar içinde geçirmiş İsa’yı model aldığını görüyoruz, încil’de İsa’nın biz acı çekmeyelim diye acılar çektiği, yani bizim yerimize acı çektiği yazıyor. Bizler acı çekmek zorunda değiliz. Acı çekersek de bu cennete daha hızlı gideceğimiz anlamına gelmiyor.