Bence herkesin içinde bir kaos vardır. Bu, asıl yaşamınızda somut halde, göze görünür olarak, dışarıya göstermek zorunda olduğunuz bir şey değildir.
“Bak, içimdeki kaos ne kadar büyük!” diye insanlara gösterilmez. İçindeki kaosla karşılaşmak istiyorsan, ağzını kapatır, bilincinin derinliklerine tek başına inersin. Yüzleşmemiz gereken kaos, yüzleşmeye değecek gerçek kaos oradadır. Tam da ayağınızın ucunda duruyordur.
Onu sadık ve dürüst şekilde dile dökmek için size gereken şey, sessiz bir odaklanma gücü, sabit bir devam etme gücüdür, bir noktaya kadar inatla oluşturulmuş iradedir. Ve bunları korumak için gerekli olan şey fiziksel güçtür. Neticede ortaya hiç de ilginç olmayan, gerçekten de sözcüğü sözcüğüne yaratıcı olmayan bir şey çıkabilir, yine de bu, bir roman yazarı olarak benim temel prensibimdir. Eleştirilsem de övülsem de, üzerime çürük domates fırlatılsa da, bana güzel çiçekler sunulsa da kendi yazım tarzımdan başka şekilde yazamam ve kendime özgü yaşam tarzından başka şekilde yaşayamam.