Günümüzden on milyonlarca yıl önce bir gün, belki de bir gece bir el oynadı, bir söz söylendi, bir duygu doğdu... Sonradan "aşk" diye adlandırılacak bu şeyin uyanışını, kuşkusuz çok uzak geçmişimizde aramamız gerekir... İskelet parçalarında, çanak-çömlek kırıklarında, süs eşyalarının kalıntılarında, boyayla yapılmış ya da taşlara oyulmuş resimlerde, eski zamanlardan bize kalan bu yegane kalıntılarda, aşkın izine rastlar mıyız acaba? Yorumlamayı bilenler için, fosiller pek çok sırrı aydınlatabilir: Der ki onlar, aşk insanın ayırıcı özelliğidir, ve aşkı keşfeden de bizleriz, karmaşık beyinli Cro-Magnon'lar. Şimdi unuttuğumuz çağlarda da yüreğimiz çarpardı. Şimdiki kadar severdik birbirimizi, belki daha özgürce, hatta daha fazla mutlulukla.