Dernhelm

Çağımızın ayırt edici özelliği, bireylerin idealleri söz konusu olduğunda istekte sınır tanımamaları: Mutlu olmak istiyoruz, her ne pahasına olursa olsun. Eskiden, temel ekonomik hücre aileydi (ailenin bir de reisi vardı) ve insanlar yazgılarını ona bağlı olarak çizerlerdi. Bertrand Russell Evlilik ve Ahlak'ta, sevgililerin ya da evli çiftlerin, ancak ana baba olduklarında birlikte yaşamaya mecbur olduklarını hatırlatır. Çocuklar bağımsız yetişkinler olur olmaz, ayrılığın bir önemi kalmazdı. Bugün, temel birim bireydir, o da bireysel mutluluğunu aile kurumu uğruna feda etmiyor. Aşk hayatımızı büyük ölçüde etkilemiş bir bilim olan psikanaliz, ailede geçimsizlik olacağına çiftin boşanmasının daha iyi olduğunu ortaya koydu. Böylece, son engel de yıkılmış oldu. Kişisel gelişim, merdivenin en üst basamağına yerleşti: Herhangi bir şeyden yoksun kalmayı ve suçluluk duygusunu reddediyoruz.
Sayfa 136 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
Her ne olursa olsun, biz de tarihçileri örnek alarak alçakgönüllü davranmalı, birbiriyle çelişkili şeylerin aynı anda var olabileceğini kabul etmeliyiz. Çağdaş bir olguyu çember içine alıp tanımlamaya çalışmak tehlikeli, hatta olanaksızdır. "Bir çağa ait olmak, çağın anlamını kesinlikle kavrayamamak demektir," diye yazar Hermann Hesse Bozkır Kurdu'nda. Günümüz aşkının karşısında, belki de tarihçilerin geçmiş karşısında olduğu kadar çaresiziz.
Sayfa 134 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat

Dernhelm

, bir kitap okudu
Puan vermedi·154 syf.·
16 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2026 10:09
·
2026 9. kitabı
Kolektif
7.7/10 · 400 okunma
Çıplaklık insan ilişkilerinde ne kadar yoksa, sanat tarafından o kadar sergilenmiştir. İddia edilenin tersine, estetik alanı ve çok küçük bir elit kesimi ayrı tutarsak, Rönesans'ta kimse insan bedenini yeniden keşfetmiş değildir. Ancien Régime toplumunun, o döneme ait tablolardaki ve şiirlerdeki gibi olduğunu düşünmek, büyük bir hata olur. Bana göre, kültür her şeyden önce bir yanılsamadır, tıpkı Freud'un din için söylediği gibi! Shakespeare'i ve Montaigne'i yaratan bir yanılsama, ki bu da hiç az şey değil! Kültür pek çok durumda, baskı altına alınmış, yüceltilmiş bir arzunun ifadesidir ve onu toplumsal gerçeklikle aynı kefeye koymamak gerekir. Ama bu ikisi karşılıklı olarak birbirlerini etkiler. Kısa süre sonra, sevgililer tutkularını Racine'in ve Shakespeare'in kahramanları gibi yaşamak istemeye başlarlar.
Sayfa 72 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Günümüzden on milyonlarca yıl önce bir gün, belki de bir gece bir el oynadı, bir söz söylendi, bir duygu doğdu... Sonradan "aşk" diye adlandırılacak bu şeyin uyanışını, kuşkusuz çok uzak geçmişimizde aramamız gerekir... İskelet parçalarında, çanak-çömlek kırıklarında, süs eşyalarının kalıntılarında, boyayla yapılmış ya da taşlara oyulmuş resimlerde, eski zamanlardan bize kalan bu yegane kalıntılarda, aşkın izine rastlar mıyız acaba? Yorumlamayı bilenler için, fosiller pek çok sırrı aydınlatabilir: Der ki onlar, aşk insanın ayırıcı özelliğidir, ve aşkı keşfeden de bizleriz, karmaşık beyinli Cro-Magnon'lar. Şimdi unuttuğumuz çağlarda da yüreğimiz çarpardı. Şimdiki kadar severdik birbirimizi, belki daha özgürce, hatta daha fazla mutlulukla.
Sayfa 15 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam