10/10
·32 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
Pöti, küçük bir bisküviydi. Sonra arasına lokum kondu ve lokumlu bisküvi oldu. Ama bir süre sonra lokumlu bisküvi olmak ona yetmedi. Başka şeyler olmak istedi. Çörek oldu, lolipop oldu, kek oldu... Fakat hiçbirinde aradığı mutluluğu bulamadı. Bunun üzerine sürekli yeni şeyler denedi; okudu, gezdi, resim çizdi, yüzdü, sörf yaptı ve daha nicelerini... Bir gece yıldızlara bakarken önemli bir gerçeği fark etti. Sevincini başkalarıyla paylaştığında, sevgisine ortaklar bulduğunda, dünyayı keşfetmeye devam ettiğinde ve her gün bir adım daha ileri gittiğinde aslında olmak istediği kişiye biraz daha yaklaşıyordu. Ve anladı ki; kendin olabilmek, gelişmeye devam etmek ve yolculuğun tadını çıkarmak her zaman yeterliydi. Hikâyenin sonunda yer alan "Ebeveyne Notlar" bölümü de oldukça dikkat çekici. Yeterlilik nedir, nasıl güçlendirilir? Değişim nasıl kucaklanır? Akış nedir? Özsaygı nasıl desteklenir? gibi pek çok soruya anlaşılır ve yol gösterici cevaplar sunuyor. Hem çocukların keyifle okuyacağı hem de ebeveynlerin üzerinde düşüneceği sıcacık bir kitap olmuş.
Mutlu ve Yeterli PötiBrenda S. Miles · The Kitap Çocuk Yayınları · 20264 okunma
9/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 181. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 13:54
Püsküllü ayraçlı kitapları çok seviyorum. Yayınevinin bu ayırıcı özelliği çok mutlu ediyor insanı. Yine çok beğenerek okudugum bir kitapla geldim .. Birinci Dünya Savaşı zamanları .Emily soylu bir ailenin kızı.Bir çiftlikte yaşıyorlar. Abisi savaşta ölmüş. Küçük kardeşi de difteriden ölmüş. Tek çocuk kalmış. Okul arkadaşı Clarissa orduya hizmet için eğitim alıp Fransa da hemşirelik yapıyor. Emily de istiyor ama ailesi izin vermiyor . Yakınlarda ki yaralı askerlere annesiyle kek götürüyorlar. Orda Robbie ile karşılaşıyor. O bir Avustralyalı pilot .Yaralanmış ve tedavi görüyor. Emily dogumgününe onları da çağırıyor ve aralarında bir yakınlaşma başlıyor. Annesi bunu hoş karşılamıyor ve Robbie yi baska bir hastaneye sevkettiriyor . Emily de devlete hizmet icin başvuruyor ama hemşire ihtiyacı olmadığı icin geri çevriliyor .Kadın Kara ordusu adlı oluşum yiyecek temin etmek için kurulmuş .Tarla işleri ,hayvan bakımı, çiftçilik. Emily ona katılıyor. Asıl bir ailenin kızı oldugu belli oluyor o toplulukta. Ama o her şeyi öğrenmeye çalışıyor Robbie yle de görüşmeye devam edip birlikte oluyor. Savaş bitince evlenme kararı alıyorlar. Leydi Charlton malikanesine bahçeyi düzeltmek için işçi isteniyor .Emily Alice ve Daisy i alıp gidiyor .Orda harabe bir kulubeye yerlesiyorlar .Leydi suratsız bir kadın .Ama Emily in bir asilzade olduğunu öğrenince onunla konuşmaya, çay içmeye davet ediyor .Gitgide aralarında guzel bir arkadaşlık gelişiyor. Emily kulübede bir sandıkta bir defter buluyor .16 .yy da yaşamış bir cadının o evde oturdugu anlaşılıyor. Sonra da bir ogretmen olan Susan oturmuş oda yazmış deftere .Köyde o ev lanetli olarak anılıyor. Defteri okuduktan sonra Robbie savaşta ölüyor ve Emily hamile oldugunu anlıyor . Ve bundan sonrası hayatta kalma mücadelesi ..Savaşın çirkin
Zafer BahçesiRhys Bowen · Arkadya Yayınları · 202641 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Buen Caminooo:)
Puan vermedi·504 syf.··
2026 16. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 23:32
Şükürler olsun bitti. Sanki o uzun yolu bizzat ben yürümüş ve bitirmişim gibi yorgun, mutlu ve umutluyum. Yazar Nero, sonunu bu kadar “anlamlı” ve “güsel” bağlamasaydı, kitap çok sıkıcı amaan okumayın derdim. (Ne haddime okursanız okuyun bennem:) wqjfjf) Baş roldeki karakterimiz Çiğdem, arkadaşı Ogo ile beraber, Porto’dan İspanya’ya yani Camino’ya yürümeye karar verir. Amaçları tabiki dünyanın sonu diye anılan meşhur Finisterra’ya ulaşmaktır. Aslında orası insanlar için bi çeşit kişisel gelişim yoludur ya da Nirvana’ya ulaşmak gibi bir şeydir:) Yol, onları eğitir. Her telden insanla karşılaşırlar. Bu yola çıkanların her birinin farklı sebepleri vardır; kimi hacı olmak ister, kimi aşk acısını unutmak ister, kimi arkadaşına eşlik için oradadır, kiminin gidecek yeri yoktur vs vs. Derken baş rolümüz Ç. nin ise bu yolda çok manidar ve enteresan bi sebebi vardır. Ona ulaşacak mı ulaşmayacak mı orasını diyemiyorum fekattt aptalca şeyler de olmadı değil kitapta. Ayyy bi ara bi konu netflixe dönücek sandım, bi dokandı geçti, ayyyyy öhömmmm neyse ama sonuuuuu böle üzümlü kek gibi yapıyor okuyucuyu:) nasıl bağrına basıyor anlatamammm, senin okuman ve bunu hissetmen gerekk 1K okuyucusu:) benden bu Kader:) oku ve sen de güzel duygularla kitaptan ayrılamaaa:))) ama elbet veda ediciğizzz her kipata:) hoşça kalll ev.. hoşça kal sevgili Flanöz ve Flaneur’lar.. hoşça kal asabi kurabiyem.. hoşça kal herkes.. Ve buen Camino dostlar:)
EvNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 20256,9bin okunma
9/10
·496 syf.··
2026 52. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 07:51
Bu kitabı aylar önce almıştım ama hakkında okuduğum olumsuz yorumlar yüzünden bir türlü başlamaya cesaret edememiştim. Sonunda şans verdiğimde ise daha ilk sayfalardan itibaren kendimi hikâyenin içinde buldum. Başta cinayetleri ve Manako karakterini merak ederek başladım ama ilerledikçe kitabın benim için bambaşka bir yere evrildiğini fark ettim. Bir noktadan sonra cinayetlerden çok karakterlerin hayatları ilgimi çekmeye başladı. Rika'nın yalnızlığı, ailesiyle ilişkisi, arkadaşlıkları, insanların birbirlerine duyduğu ihtiyaç ve hayatlarında bıraktıkları izler çok daha etkileyiciydi. Manako ise uzun zamandır okuduğum en ilginç karakterlerden biriydi. Bazı düşüncelerine katılmadım, hatta zaman zaman oldukça sinir oldum ama yine de onu anlamaya çalışmaktan vazgeçemedim. Bu da karakterin ne kadar güçlü yazıldığını gösteriyor bence. En sevdiğim taraflarından biri de yemeklerin kitapta sadece yemek olmamasıydı. Bir tabak makarna, bir dilim kek ya da birlikte yenilen bir yemek; sevgiye, özleme, yalnızlığa ve insan ilişkilerine dönüşüyordu. Kitap boyunca karşıma çıkan metaforlar ve karakter gözlemleri beni çok etkiledi. Son sayfalardaki Türkiye'yle ilgili o küçük bölüm de yüzümde ayrı bir tebessüm bıraktı. Böyle detaylar okuduğum hikâyeyi bana biraz daha yakın hissettiriyor. Bitirdiğimde aklımda kalan şey cinayetler değil; karakterler, hissettirdikleri ve uzun süre unutamayacağım o küçük detaylar oldu. Bana bir kez daha şunu hatırlattı: Bazen gerçekten doğru kitapla yanlış yorumlar arasında kalıyoruz. Son olarak şunu da ekleyeyim; ben karakterleri derinlemesine anlatan, insan ilişkilerine ve duygulara odaklanan, yavaş ilerleyen kitapları seviyorum. Eğer siz de böyle kitaplardan hoşlanıyorsanız Tereyağı’na bir şans verin derim. Ama tempolu bir cinayet romanı ya da klasik
TereyağıAsako Yuzuki · İthaki Yayınları · 2025439 okunma
Sardunyalar Güneşe Bayılır
9/10
·112 syf.··
2026 12. kitabı
instagram.com/reel/DYsJcbeAAp... Başak Arslan’ın ilk öykü kitabı Sardunyalar Güneşe Bayılır, Sel Yayıncılık etiketiyle Ocak 2025'te yayımlandı. Arslan, bu ilk eseriyle Darüşşafaka Cemiyeti, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları ve Türkiye İş Bankası iş birliğiyle düzenlenen 72. Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazandı. Kitabın 190 eser arasından seçilerek bu ödüle layık görülmesi, üzerinde durulması gereken bir başarıdır. ​1979’da Ankara’da doğan Arslan, Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi mezunu. İstanbul’da yaşıyor ve Türkçe öğretmenliği yapıyor. Kaleme aldığı metinler daha önce Notos, Trendeki Yabancı, Öykü Gazetesi, Lacivert, Parşömen, Masa, Altzine, Oggito, Sin Edebiyat, Öykülem, Kitap Eki, Koza, Çıvgın gibi çeşitli dergilerde okurla buluştu. ​110 sayfalık bu eserde on dört öykü yer alıyor. Yazar, öykülerinde birinci şahıs anlatıcıyı tercih ederek samimi, etkileyici ve içten gelen doğrudan bir aktarımı okuyucuya ulaştırıyor. Sade bir dile sahip olan Arslan, kısa cümleler kuruyor ve karakter analizlerini uzun uzadıya yapmaktan kaçınıyor. Bununla birlikte anlatılardaki duygu yoğunluğu o kadar fazla ki kitap bittiğinde zihninizde kendi aforizmanız şekilleniyor. Yazar, “Ey okuyucu, ben satırlara hazır aforizmalar serpiştirmedim ama sen metni bitirince kendi çıkarımını yap” demek istiyor sanki.​ Öykülerde, aile içinde yaşanan ya da yaşanamayan ilişkilerin izdüşümleri, karakterler üzerinden bugüne taşınıyor. Konuşulanlar ile konuşulamayanların oluşturduğu atmosferde okur, hüzün ve tebessüm salıncağında bir o yana bir bu yana sallanıyor. Duygular o kadar yalın ve az sözcüklerle veriliyor ki bu durum, okuyucuya geniş bir anlam alanı açarak onu metnin içine çekiyor. Metafor veya alegori gibi dolaylı yollara başvurmayan yazar, gizem ve
İnadınaEdebiyat
Sardunyalar Güneşe BayılırBaşak Arslan · Sel Yayınları · 202548 okunma
Puan vermedi·36 syf.··
2026 16. kitabı
Tatlıların Sırrı  //  Tıfıl Dünyası Yayınları  // Eda Gizem Güllü Selam evet @tifil.dunyasi'nden  okuduğumuz son kitabımızla geldik.Bu kitabı okurken oğlum biraz şaşırdı.Çünkü tatlı olan ne varsa az çok seviyor ve okurken tamam ben o zaman şekerli olanları azaltacağım dedi. Berk evlerinin önünde oynarken bahçelerinde şekerlemeler bulur ve yemeye başlar.Tabi sadece evlerinin bahçesinde kalmayıp şekerlemelerin olduğu yolu takip eder.Yolun sonunda gittiği yerde bir ev görür.Ev şeker,kek,pasta ve tatlılardan yapılmıştır.Berk bu evi bir yerden hatırlar.Tam bunu düşünürken evden biri çıkar.Dışarı çıkan bir peridir ve Berkten yardım ister.Berk önce biraz çekinir. Ama yinede ona yardım eder.Evden bir kitap alıp oradan uzaklaşırlar.Bu kitap önemlidir.Peri, Berk ile beraber yoldayken ona ev,cadı ve kitap hakkında bilgi verir.İkisi birlikte kısa bir maceraya atılırlar.Günün sonunda Berk bunlar hakkında bilgi edindiği gibi rafine edilen yiyeceklerin zararları hakkında da bilgi edinir.Sizce peri Berk'i neler anlatmış nasıl bir macera yaşamışlardır? Kesinlikle okumanızı okutmanızı tavsiye ederim. @yazaryolu_ @tifil.dunyasi Eda Gizem Güllü Aleyna #tıfıldünyası#edagizemgüllü##bloglaleyna #cocukkitabi
1000Kitap
Tatlıların SırrıEda Gizem Güllü · Tıfıl Dünyası Yayınları · 20244 okunma