"Devran ederken vücut, akıl, ruh, kalp bir olur. Cezbe hali hem insanın zerrelerine ayrılacak kadar parçalanması hem de âlemdeki vahdete katılmasıdır.
Hayatın bütün kabahatlerini, cürümlerini, kusurlarını hiç itiraz etmeden üstümüze alacak kadar zayıf ve güvensiz büyümüştük bu evde.
Yıllar akıp gittikçe en çok eksildiğiniz kelimelere muhtaç bir haldeyken, karşınızdakinin kim olduğundan, ne kadar inandırıcı göründüğünden ziyade, söylediği o efsunlu kelimenin büyüsüne kapılırsınız.
Kalbinin en derininde saklı olanı çekip çıkarmak, onu anlatacak en yalın kelimeleri bulmak bazen mümkün olmaz. Her şeyden uzaklaşıp kaçıp gitmek istediğinde dünya küçülür, küçülür ve daracık bir kapana dönüşür. Zihnini kaplayan karanlık leke güzel anların izlerini bir bir silerken, şarkılar ağır ağır susar.
Mumları seven insanlar yaşadıkları anın kıymetini bilirler. Mum karanlığın içinde süzülen, narin ruhlu insanların duyabildiği, içli ve ağır bir şarkıdır. Mum yakan kardınlar, hayallerinden vazgeçmeyen kadınlardır.
Sorunu kendinde görmeye başlamak ölümcül bir alışkanlıktır, kendi kendinin kurbanı olmuşsundur, işin kötüsü enyakınındakiler bile bunu fark ettiklerinde sana acımasız olmaktan, hakkını yemekten çekinmezler, ne yaparlarsa yapsınlar onları suçlamayacağını bilmelerinin rahatlığındadırlar."