Marx'ın anlamadığı -ve yaşadığı devirde de anlaşılması olaraksız olan- şey, komünist toplumun tohumlarının ulusal aile bünyesinde fiilen var olduğu ve bu tohumların tam olgunlaşmasının sınıf çıkarları denen şey tarafından değil, sadece ulus devletin zaten çağdaşı kalmış monarşik yapısı tarafından engellenmekte olduğuydu.
Aidiyetlerinden her birini yüksek sesle talep eden ben, doğduğum bölgenin de kabileler çağını, kutsal savaşlar çağını, ölümcül kimlikler çağını geride bırakarak ortak bir şeyler inşa etmek için aynı yolu izleyeceği günü hayal etmekten kendimi alamıyorum. Tıpkı Lübnan'a Fransa'ya ve Avrupa'ya dediğim gibi, bütün Ortadoğu'ya "vatan" ve her isimde, her kökenden Müslüman Yahudi ve Hristiyan bütün çocuklara "vatandaş" diyebileceğim günün hayalini kuruyorum.
Bana göre, din asla tarihin zindanlarına gömülemeyecek, ne bilim tarafından, ne bir doktrin, ne de siyasal bir rejim tarafından.
Bilim ilerledikçe insan, sonunun ne olacağı üzerine kendini daha çok sorgulayacak. "Nasıl" ın tanrısı bir gün gelecek silinecek ama "Niçin"in Tanrı'sı asla ölmeyecek. Bin yıl sonra belki aynı dinler olmayacak ama ben hiçbir biçimiyle bir din olmadan dünyayı düşünemiyorum.