Zemberekkuşu

Zemberekkuşu
29 yaşıma kadar elime kitap almadım, Sonra her gün bir saat kitap okumaya karar verdim. Hayatım değişti. instagram.com/zemberek.kusu1
Erzincan'a kadar yollar, dağlar ıssızdır. Hele yeni biten dünya savaşı, buralarını boşaltmış, insansız bırakmıştır. Yollarda tek tük, berbat, sefil, yorgun-argın bazı göçmen kalıntılarına rastlanır. Bunlar Birinci Dünya Savaşının Ağrı'dan, Erzurum taraflarından söküp, İç Anadolu'ya, Çukurova'ya attığı muhacirlerin artakalan döküntüleridir. Hepsi de aç, çıplak, vasıtasız ve ümitsizdirler. Mustafa Kemal bunları dikkatle süzer. Her rastladığı kafile, onu derin derin düşündürür. Dağlarına, ovalarına daldığı bu uçsuz bucaksız diyarlarda bir avuç tükenmiş insan! Halbuki tasarladığı savaşı, işte bunlarla yapmak zorundadır. Bir defasında, bir su başında bunlardan biriyle konuşur: - Nerelisin ağa? +Eleşkirt tarafından. Çukurova'dan gelirik... -Hepiniz bu kadar mı? +Çohtuk paşa can, çohtuk. Gidende dağlar, dereler göçü almazdı. Bal, lor, davar istediğin kimi. Ama şimdi at da bu, külfet de bu. İster al, ister sat paşa can... Evet, ister al, ister sat! En doğru söz buydu.
Araştırma-İnceleme Tarih
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

Zemberekkuşu

, bir kitabı okumaya başladı
Şevket Süreyya Aydemir
9.4/10 · 2.101 okunma

Zemberekkuşu

, bir kitap okudu
Puan vermedi·392 syf.··
17 günde okudu
·
2024 7. kitabı
Şevket Süreyya Aydemir
9.4/10 · 3.458 okunma
Bir savaş günü, bir insanı 10 yıl yaşlandırabilir. Çünkü ateş altında insan, kendi hayatıyla oynar. 10 yıllık tabii ve arzusuz bir yaşayışın hiçbir anında insan, kendi hayatını, kozları başkalarının, yani düşmanın elinde olan böyle açık ve kesin bir oyuna vermiş değildir. Fakat eğer o harp gününde teraziye konulan yalnız sizin kendi hayatınız değil de, yüzlerin, binlerin, on binlerin de hayatı ve sorumluluğu ise, işte o zaman Mustafa Kemal'in dediği gibi, "ölümden daha ağır olan" bu sorumluluk içinde yoğrulan karar adamının duydukları ve çektikleri onu bir günde insan üstü kılabilir.
Araştırma-İnceleme Tarih
Padişah zaten tükenmişti. Abdülhamit, arkasında bin bir suçun, bin bir ihmalin, bin bir zulmün sorumluluğunu taşıyordu. Niçin ve nasıl konuşacaktı. Hanedan çürümüştü. Hanedan mensupları cahildiler Okuryasar denilemeyecek kadar cahildiler. Saraylarının duvarları dışında olup bitenlerden haberleri yoktu. Düşünmeli ki, Padişah Abdülhamit ile Veliahdı Reşat Efendi, 19 yıl, evet 19 yıl birbirlerinin yüzlerini dahi görmemişlerdi. Bütün şehzadeler köşklerinde mahpustular. Dadılar, halayıklar, Arap harem ağaları elinde, kümes hayvanları kadar beyinsiz mahlüklar haline getirilmişlerdi. Gazete, kitap okuyamazlar, misafir kabul edemezlerdi.
Sayfa 143·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme Tarih