Puan vermedi·240 syf.··
2026 41. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 15:56
Bu kitabı okurken kendimi faydalı bir terapiden çıkmış gibi hissettim, güzel yöntemler var. Yazarın kalemiyle tanışmış oldum. -Bazen iç seslerimizle baş edemeyiz. -Bazen herkesi affederken bunu kendimize yapmayız. -Suçluluk duygularımızdan kurtulamayız. -Herkese şefkatimiz vardır ama kendimize yoktur. Zaman zaman ç bunları fark ederiz ama kendimi nasıl affetmeliyim, kendime nasıl öz şefkat göstermeliyim, bu duygulardan nasıl kurtulurum sorularının cevabına giden yolları bilmeyince düzeltemiyoruz olumsuz durumları, istemeye gitti mi mevcut halimiz devam ediyor. Yazarımız bu kitapta önce bize bu duyguları, iç dünyamızı tanıştırdı. Sonra yavaş yavaş yöntemleri öğretti, örnek vakalarla da konuları daha iyi anlamamızı sağlamış oldu. Ayrıca içerisinde QR kod içerikleri de mevcut. Telefonunuzda okuttuğunuzda o sayfadakiler karşınıza sesli mesaj olarak çıkıyor. O şekilde dinlemek de ayrı bir güzeldi. Kendi ile barışmak isteyen ve ne olursa olsun iyi hissederek iyileşmeye çalışan herkese tavsiyemdir
1000Kitap
Kendini AffetAdem Güneş · Timaş Yayınları · 20211,414 okunma
10/10
·251 syf.·
2026 4. kitabı
Kadınların En Güzel Tarihi, doğum günü hediyemdi ve 7 Mart'ta kadınlar gününden bir gün önce bitirmiş bulundum. Kitap üç ana bölümden oluşuyor ve her bölümde farklı bir uzman sık sorulan sorulara yanıt veriyor: İlk bölümde antropolog Herieter insanlığın başlangıcından ilk çağlara kadar ataerkilliği inceliyor. İkinci bölümde tarihçi ve kadın tarihi uzmanı Perrot ağırlıklı olarak Avrupa ve Fransa kadın tarihini karşılaştırmalı bir şekilde 1900'lü yılların sonuna kadar ele alıyor. Son bölümde ise düşünür Agacinski toplumsal cinsiyet meselesinin dilbilimsel, biyoteknolojik gelişmeler ve lgbti bağlamlarında geleceğini ve potansiyel durumlarını tartışıyor. Temel bir uygarlık tarihi ve siyasi tarih okuryazarlığı olan biri kitabı rahatlıkla takip edebilir. Farklı bir ön okuma gerektireceğini düşünmüyorum ama bazı kısımlarda detaylı okuma yapanlar konuları daha derinden kavrayabilir. Örneğin yazarlar Fransız olduğu için sıklıkla Fransa üstünden örnek veriliyor ve Avrupa tarihi bilmek bu kitaptan alacağınız verimi ikiye katlar. Yayınevi kaynakçaya vermemiş ama orijinal metninde kaynakçası olduğunu düşünüyorum, o yüzden güvenilir bir kaynak denebilir. Kendi adıma en çok ikinci bölümde zorlandım çünkü kadınların son iki bin yıllık tarihindeki aile, Hıristiyanlık/kilise etkisi, çalışma hayatı ve seçme-seçilme hakkını kazanma olarak büyük odak gerektiren konuları içeriyordu ve bazı kısımları idrak edebilmek gerçekten zordu. Yine de toplumsal cinsiyet tarihi alanında giriş düzeyinde okuyabileceğim iyi kitaplardan biriydi. Sizin bu konularda önerebileceğiniz kaynaklar var mı? Neden öğrenmemiz ve incelememiz gereken bir alan olduğunu düşünüyorsunuz? kitaplar | kitap inceleme | okumalar | eğitim | gönüllülük | kariyer | üniversite | kitap önerileri | toplumsal cinsiyet | kadın
Kadınların En Güzel TarihiMichelle Perrot · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020602 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Milena'ya Mektuplar İncelemesi
Puan vermedi·320 syf.··
2026 16. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 08:02
1920 yılında bir iş amacıyla mektuplar yazılmaya başlar. Alıcısı Milena Jesenská'dır—cesur, özgür ruhlu ve Kafka'nın zihnini anlayabildiğine inandığı ender insanlardan biri. Bu mektuplar yıllar sonra Milena'ya Mektuplar adıyla yayımlanacaktır. Kafka asla yayımlanacağını bilmeden, bütün sansürleri kaldırıp gardını indirerek korkularını, kaygılarını, özlemlerini ve çaresizliğini hiçbir kurguya sığınmadan anlattığı samimi mektuplardır. "Sana yazarken kendimi daha gerçek hissediyorum; ama mektup bittiğinde yine aynı yalnızlıkla baş başa kalıyorum. Çünkü sen uzaktasın ve ben sana ancak kelimelerle dokunabiliyorum." Kafka bu mektuplarda rol yapmıyor. Okur olarak karşınızda yalnızca onun en kırılgan hâli var. Milena'ya Mektuplar'ı elime aldığımda romantik mektuplardan oluşan bir kitap okuyamayacağımı biliyordum. Daha ilk sayfalardan itibaren ağır ilerleyen yoğun bir anlatımla karşı karşıya kaldım. Burada ilerleyen bir olay örgüsünden çok Kafka'nın zihninin içinde dolaşıyorsunuz. Her mektup onun ruh hâlinin ayrı bir fotoğrafı gibi. Duygular sürekli değişiyor; umut yerini kaygıya bırakıyor, yakınlık hissi korkuya dönüşüyor. Sayfalar boyunca bitmeyen bir gelgit var. Ve en çokta korku var. Bu yüzden kitap ağır ilerliyor. Okurken zaman zaman yorulduğumu hissettim. Çünkü Kafka yalnızca Milena'ya yazmıyor; aynı zamanda kendisiyle de konuşuyor. Yazmak, onun gerçek hayatta kuramadığı ilişkinin yerine geçen tek güvenli alan hâline geliyor. Bu yönüyle kitap, Kafka'yı anlamak isteyenler için oldukça değerli. Hatta bazen insan, "Kafka kendi kitabını yorumlasaydı muhtemelen hem çok beğenir hem de acımasızca eleştirirdi." diye düşünmeden edemiyor. Kitap boyunca dikkatimi en çok çeken şey korkuydu. Kafka neredeyse her sayfada bir korkusundan söz ediyor. Hastalıktan, ilişkilerden,
İnceleme
Milena'ya MektuplarFranz Kafka · İndigo Yayınları · 201865,9bin okunma
Günlük Ritüeller
10/10
·234 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
48 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 15:43
Kısa ve öz bilgilerden oluşan harika bir derlemeydi. Okurken sayfaların nasıl aktığını fark etmedim bile. Farklı sanatçılar, yazarlar, müzisyenler gibi pek çok alandan insanın hatta bazı kült isimlerin rutinleri hakkında bilgi sahibi olmamı sağladı. Elbette hepsinin yaşam tarzını aklımda tutamam ama genel olarak yaşantıları hakkında fikre sahibim artık. Bazı isimlerden örnek davranışlar edinirken bazılarının rutinlerinden olumsuz noktaları görüp kendi hayatıma da yansıtmam için teşvik oldu. Günlük rutinler kişiye özel ve herkesin üretkenliği, yaşama biçimi ve hayata bakış açısı farklı oluyor. Kitapta ismi geçen çoğu kişinin asıl başarısının her zaman rutinlerinden geçmediğini, bazen gerçekten içleride olan o yeteneğin ve ışığın gün yüzüne çıkması için birtakım davranışların gerekli olduğunu gördüm. Bana yansıyan buydu en azından. Kitabın Bernard Malamud hakkındaki son paragrafı her şeyi özetliyor zaten. Kitabın devamı varmış onu da çok merak ediyorum. Keyifli bir okumaydı, gözüm kapalı öneririm.
Günlük RitüellerMason Currey · Kolektif Kitap · 20241,127 okunma
10/10
·304 syf.·
2026 11. kitabı
Çocuk kitabı olarak pazarlanan Momo aslında yetişkinlerin dünyaya çocuk gözüyle baktıklarında hayatı daha keyif alarak yaşayabileceklerine işaret ediyor. Hayatta bizi oyalayan birçok şeyin bize zaman kazandırma vaadi ile aslında zamanımızı asıl ilgi duyduğumuz alanlara vermemizi engellediğini Momo'da görebiliyoruz. Ayrıca kitaptaki "çocukların kendi hallerinde yaratıcı bir şekilde oyun kurabilecekken günümüzde sırf bir şeyler satmak uğruna çocuklara sunulan tek yönlü oyuncakların olmasının" vurgusunu çok beğendim. Tüketim kültürü çocukların bir oyuncakla nasıl oynayacağına kadar derinlerimize işlemiş bir vaziyette ve bu çocukların hayal gücünü kısıtlıyor. Kassiopeia karakteri, yani kaplumbağa, benim için unutulmaz kalacak kitaplar | kitap inceleme | okumalar | eğitim | Momo | Michael Ende | kitap önerileri |
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,4bin okunma
Kitabın arka kapak sözleri ...
Puan vermedi·288 syf.··
2026 15. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 15:29
Kendi incelemem değil ama duygu ve düşünceleri oldukça güzel özetlemiş...O yüzden bitirdiğim bu kitabı,arka kapak satırlarını yer vererek noktalamak istedim... ... Bir bardak suda fırtına değil, isyanlar, ayaklanmalar, savaşlar kopuyor bu kitapta ... Dünya tarihine elinizdeki bir bardağın içindeki sıvıya eğilerek bakmak ... Bir bardaktan geçen kare yelkenli keşif gemilerini, Afrika içlerinde avlanıp teknelerin anbarlarına doldurulmuş siyahları, köle tüccarlarını, laboratuvarlarına kapanmış simyacıları,ateş pahası çayı yüksük büyüklüğündeki fincanlarda içen aristokratları,savaş meydanlarındaki kola albaylarını seyretmek ... Tom Standage bu kitapta bunu yapıyor. "Nasıl ki, arkeologlar kullanılan malzemeler temelinde tarihi taş ,bronz çağı,demir çağı vb. dönemlere ayırıyorlarsa" diyor, "dünya tarihini farklı içkilerin egemen olduğu dönemlere ayırmak da mümkün. "Ve ayırıyor da: bira çağı,şarap çağı,damıtık içkiler çagı, çay çağı, kola çağı. Elinizdeki bardağın -ya da kadehin-içindeki sıvı yukarıdakilerden hangisi olursa olsun bu kitabı okuduktan sonra ona bir daha eskisi gibi bakmayacaksınız...
Altı Bardakta Dünya TarihiTom Standage · Kırmızı Kedi Yayınları · 20241,221 okunma