وَمَنْ يَعْشُ عَنْ ذِكْرِ الرَّحْمَنِ نُقَتِضْ لَهُ شَيْطَانًا فَهُوَ لَهُ قَرِينٌ ﴿٣٦﴾ وَأَنَّهُمْ لَيَصُدُّونَهُمْ عَنِ السَّبِيلِ وَيَحْسَبُونَ أَنَّهُمْ مُهْتَدُونَ ﴿٣٧﴾ حَتَّى إِذَا جَاءَنَا قَالَ يَا لَيْتَ بَيْنِي وَبَيْنَكَ بُعْدَ الْمَشْرِقَيْنِ فَبِئْسَ الْقَرِينُ (۳۸)
"Kim Rahmân (olan Allah)'ı zikretmekten gâfil olursa, yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz. Şüphesiz bu şeytanlar, onları doğru yoldan alıkoyarlar da onlar, kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar. O şeytana dost olan kimse, en sonunda Biz'e (huzurumuza hesab vermeye) gelince arkadaşına: «Keşke, benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı! Sen ne kötü bir arkadaşmışsın!» der." (ez-Zuhruf, 36-38)
Bu sebeple insan, kendisini istikametten saptıracak ve dalâlet girdaplarına düşürecek olan şeytandan Allah'ı zikretmek suretiyle korun- maya ve güzel ahlâk sahibi olmaya çalışmalıdır. Güzel ahlâk ve güzel hasletler ise, ancak Cenâb-ı Hak'tan korkmak, O'nu çok sevmek ve O'nu çokça zikretmekle elde edilebilir.