Nazife KEMERCİ

İnsan, varlığını sürdürebilmek için önce şeylere değer biçti– şeylerin anlamını o yarattı, insanca bir anlam yarattı. Bu yüzden "insan" diyor kendine: değer biçen demektir bu. Değer biçmek yaratmaktır: dinleyin ey yaratanlar! Değer biçmenin kendisidir, tüm değer biçilmiş şeylerin değeri ve mücevheri.
Sayfa 54 - Kültür yayınları
Nazife KEMERCİ
Yaratan önce halklardı, sonraları birey oldu; sahiden, bireyin kendisi en genç yaratılıştır henüz. Her halk bir iyiler levhası astı üzerine. Egemen olmak isteyen sevgi ve itaat etmek isteyen sevgi, birlikte böyle levhalar yarattılar kendilerine. Sürüdeki haz daha eskidir Ben'deki hazdan: ve vicdan rahatlığına sürü dendiği sürece sadece vicdan rahatsızlığı Ben diye konuşur.
Reklam
Bazen ölüm cezasının savunucularının bu konuyu yeterince düşünmediklerine inanmaya çalışılır. Ama hangi suç olursa olsun onu toplumun vermediği ve kaldırmaya çalıştığı bu aşırıya kaçan hakla, cezaların en telafi edilmezi olan bu cezayla birlikte teraziye koyun!
Sayfa 23 - önsöz·Kitabı okudu
Nazife KEMERCİ
Veya bu adamın bir ailesi vardır; o zaman boynunu kestiğiniz darbenin sadece onu öldürdüğünü, babasının, annesinin, çocuklarının bu durumdan hiç etkilenmeyeceğini mi sanıyorsunuz? Hayır. Onun kellesini uçururken bütün ailesini de öldürüyorsunuz. Ve yine masumları yok ediyorsunuz.
Tarihteki savaşların ve devrimlerin çoğu gıda kıtlığından kaynaklanmamıştır. Fransız Devrimi'nin öncüleri aç çiftçiler değil, zengin avukatlardı. Roma Cumhuriyeti gücünün doruğuna MS 1. yüzyılda ulaşmıştı, tam da tüm Akdeniz'den gelen hazineler Romalıları atalarının hayal bile edemeyeceği kadar zenginleştirmişken. Roma siyasi sistemini tam da bu en güçlü dönemde, bir dizi iç savaş çökertti. Yugoslavya'nın 1991'deki kaynakları tüm vatandaşlarını beslemek için yeter de artardı, ancak ülke bölündü ve kan gövdeyi götürdü.
Sayfa 112·Kitabı okudu
Nazife KEMERCİ
Bu tür belaların kaynağı, insanların milyonlarca yıl boyunca birkaç düzine bireyden oluşan küçük gruplar halinde evrimleşmiş olmasıdır. Tarım Devrimi'ni izleyen ve şehirlerin, krallıkların ve imparatorlukların ortaya çıkışına tanıklık eden birkaç bin yıllık kısa süre, kitlesel işbirliğini sağlayan bir içgüdünün evrimleşmesi için yeterli değildi.