"Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg'u göremesen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf Dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl; böcekleri, kuşları, çiçekleri ve tepeleri seyret. Bırak dünyanın haritasını yapmayı! Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy. Gülleri ve bülbülleri goremeyip gün boyu evinde oturan adam Dünya'nın kendisini hiç görebilir mi?"
Ben, her anne-babanın biraz da "psikolog" olması gerektiğini düşünüyorum. Ruh bilimci" değil ama paylaşım" anlamında onları ürkütmemeleri, onları anlamaya çalışmaları, neler hissedip neler yaşadıklarını eleştirisizce dinleyebilmeleri, dünyanın en zor işi olmasa gerek. Hele ki kendi çocuklarımız için.
Bence büyümek, içindeki yaşam coşkusunu da büyütmek, sorumlulukları alırken hayattan bezmemek, amaçlarını, hedeflerini hiç yitirmemek, duygularını yaşamak, düşüncelerini gerçekleştirmeye çalışmak, onları birileriyle paylaşmak, enerjini artırmak, yaratıcılığını daha da iyi kullanmak, umutlarını hep canlı tutmak, yaşamdan bir an olsun kopmamak, yaşça bizden daha genç olanları, genççe kucaklamak, onların coşkusunu kendi coşkumuzla karşılamaktır, köreltmek değil.