Merve

Kadınlar olarak, kendimizin ölü ve parçalanmış kısımlarımızı geri çağırmak bizim meditasyon pratiğimizdir. Ölmüş olandan yeni bir şey yaratan, her zaman için iki taraflı bir arketiptir. Yaratıcı Anne her zaman Ölüm Anne’dir de ve bunun tersi de geçerlidir. Bu ikili doğa ya da ikili görev nedeniyle bizi bekleyen en önemli iş, çevremizde ve içimizde neyin yaşaması, neyin ölmesi gerektiğini anlamayı öğrenmektir. Yapmamız gereken, ikisinin de zamanlamasını kavramak; ölmesi gerekenlere ölmesi için, yaşaması gerekenlere yaşamaları için izin vermektir.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Uzun süredir, artık uyanmaya başladığımız bir rüya görüyorduk: Bu, insanların sosyo-ekonomik durumunu iyileştirmemiz halinde her şeyin yoluna gireceği, insanların mutlu olacağı rüyasıydı. Karşımıza çıkan gerçek ise şudur: Yaşama savaşı şiddetini kaybedince ne için yaşam sorusu gündeme gelmiştir. Bugün daha çok insan yaşamak için gerekli araçlara (means) sahip ama yaşamak için bir anlamları (meaning) yok.
Alıntı
İnsanların bundan on yahut yirmi yıl önceki anlamsız sıkıntıları şimdi alay konusu olabilirken aslında çoğu kimse için boşluk duygusu sıkıntıdan evrilerek çeşitli tehlikelere gebe olan bir tür anlamsızlık ve çaresizlik halini almıştır. New York'ta lise öğrencileri arasında giderek artan uyuşturucu madde bağımlılığı, çok isabetli bir şekilde, ergenlik dönemini yaşayan bu gençlerin askerlik ve dengesiz ekonomik koşullar dışında beklentileri ve pozitif, yapıcı amaçları olmamasıyla ilişkilendirilmiştir. İnsanoğlu böylesi bir boşluk halinde uzun süre yaşayamaz: Eğer bir şeye doğru ilerleyemiyorsa sadece durgunlaşmakla kalmaz; biriken gizilgüç hastalık hali ve çaresizliğe, eninde sonunda yıkıcı eylemlere dönüşür.
Uyum göstermek, tüm kadınlar tarafından akılda tutulması gereken sarsıcı bir kavrayışa yol açar. O da şudur: Kendimiz olmamız, diğer pek çok kişi tarafından dışlanmamıza neden olur. Buna karşılık başkalarının istediklerine boyun eğmemiz de kendi kendimizden sürgün edilmemize yol açar. Bu, azap verici bir gerilimdir ve katlanmak gerekir ama bizi bekleyen seçim çok açıktır.
Kadınların gücü konusundaki literatürün büyük bir bölümü; erkeklerin, kadınların gücünden korktuklarını söyler. Bense hep şöyle haykırmak isterim: "Meryem Ana! Ne kadar çok kadın, kadınların kendi gücünden korkuyor."