Günahı Tanrı değil, mutlak olanı göreceliye dönüştürmeye çalıştığımızda bizler yarattık. Bütünü bir tarafa bırakıp yalnızca bir kısmını görür olduk; oysa bu kısım günahla kuralla kötüye savaşan iyilikle, iyiyle savaşan kötülükle yüklüydü, üstelik iki taraf da haklı olduğuna inanıyordu.
"Benim en sevdiğim taş kaledir" dedi sonra. "Ona dikkat etmen gerektigini düşünmezsin. Dürüst bir taştır. Gözünü vezirin, atın, filin üstünde tutarsın çünkü onlar içten pazarlıklıdır. Ama çoğu zaman kaleye yenilirsin. Dürüstlük her zaman bizim zannettiğimiz bir şey değildir."
İnsanlar şehir gibiydi. Bazı kötü yönleri var diye bütün şehirden nefret etmezdiniz. Sevmediğiniz yanları, birkaç tane tehlikeli ara sokağı ve mahallesi olabilirdi ama bir şehri yaşanılır kılan şey iyi yönleriydi.
Teddy'yi ve yürüyüşünü, o çiçekleri ve bu anı ezberliyormuşçasına izlemişti. Ona bir kalbin
zevkten parçalara ayrıldığında nasıl bir ses çıkardığını sormak isterdi. Birini görmenin seni
yemeğin, kanın ve havanın asla yapamadığı bir şekilde doyurmasını ve sanki sadece bu anı
yaşamak için doğmuş gibi hissetmeyi...