Birkaç adım atıp duruyorum. İki kent arasındayım, biri arkamda kaldı, diğeri henüz önümde belirmedi. Zamanın askıda kaldığı, adımlarımın yönünü kaybettiği o belirsiz boşluktayım. Ne oraya aitim artık ne de buraya; sadece yürümek ve durmak arasındaki o ince çizgide nefes alıyorum.
Çırılçıplak bir çaresizlik içinde Koyu yoksulluğa yelken açarken umutlar Yıkılmış bir kent kadar sessiz Ve vurulmuş bir çocuk kadar masumuz. Ezilen bizdik Yorulan, kırılan ve umursanmayan Yarınları çalınan biz Cami avlusuna terkedilmiş Hayalleri çalınmış biz... Güzel Helen'in yanağına ben konduran tanrılar misali gezerken onlar Gözleri kör edilmiş Yağmalanmış ve tarumar edilmiş Ruhları sakat bırakılmış Yine biz!! Burak Yelin
1000Kitap
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Oğuz Atay Üzerine Notlar...
Oğuz Atay’ın edebiyatımızdaki büyüklüğü yalnızca “iyi romanlar yazmış” olmasından kaynaklanmaz; o, Türk romanının düşünme biçimini değiştiren yazarlardandır. Ondan önce Türk romanı büyük ölçüde toplumsal gerçekçilik, köy-kent çatışması, sınıf meselesi, Batılılaşma problemi, aile yapısı ve ahlakî çözülme gibi temalar çevresinde ilerliyordu. Bunlar elbette çok değerliydi; fakat Atay, romanı dış dünyanın aynası olmaktan çıkarıp zihnin, dilin, parçalanmış benliğin, ironinin ve bilinç akışının laboratuvarına çevirdi. Yani Atay’ın esas devrimi şudur: Türk romanında “ne anlatılıyor?” sorusunun yanına güçlü biçimde “nasıl anlatılıyor?” sorusunu koymuştur. Oğuz Atay, özellikle Tutunamayanlar ile Türk romanında alışılmış olay örgüsünü dağıttı. Klasik romanda genellikle bir olay vardır; kişiler bu olayın içinde gelişir, anlatıcı okuru belli bir çizgide taşır. Atay’da ise roman düz bir yol değildir; daha çok labirenttir. Mektuplar, ansiklopedik parçalar, günlükler, şarkılar, parodiler, iç konuşmalar, oyunlar, dipnotlar, başka metinlere göndermeler, sahte belgeler, yarım kalmış düşünceler ve zihinsel sapmalar bir araya gelir. Bu yüzden Tutunamayanlar yalnızca Selim Işık’ın ya da Turgut Özben’in hikâyesi değildir. Aynı zamanda Türk aydınının kendi kendisiyle hesaplaşmasının romanıdır. Atay, romanı “olay anlatma” sanatı olmaktan çıkarıp bilinç, dil, hafıza, kültür ve kimlik krizi anlatısına dönüştürdü. Bence çok kritik bir şey var burada: Atay, Türk romanına yalnızca yeni teknikler getirmedi; Türk insanının özellikle de Cumhuriyet sonrası aydınının içindeki çatlağı görünür kıldı. Oğuz Atay modern edebiyatımızda çoğu zaman modernist ve postmodernist romanın öncülerinden biri olarak anılır. Bazı kaynaklarda Tutunamayanlar, Türk romanında bilinçli postmodernist denemenin ilk büyük
“Bu kent veba vakti, kısa ebediliğimizi tattı Kısa ebediliğimiz, aşkımız. Aşkımız, bilirdi sokak hizasında boş duvarları Aşkımız, bilirdi sessizliğin frekansını Aşkımız, bilirdi düz alanı Alan operatörü olduk Örgüleri çözmeye çalıştık Yeni ayarların fazını kaydırmayı, Derin fayları devriye gezmeyi, akışı planlamayı, Yapraklara bak, nasıl dönüyorlar kuru çeşmede Nasıl da sağ kalıyoruz o düz alanda”
Ortak Yaşam Alanlarında Huzur ve Sükûn Hakkı: Komşuluk Hukuku, Mülkiyet ve Sosyal Sorumluluk Ekseninde Bir İnceleme ​Modern kent hayatının en büyük açmazlarından biri, bireysel özgürlüklerin sınırları ile ortak yaşamın getirdiği zorunlulukların nerede kesişip nerede ayrılacağı problemidir. Özellikle apartman ve site gibi toplu yaşam alanlarında bu durum, hukukun, sosyolojinin ve felsefenin doğrudan konusu haline gelen yapısal bir çatışmaya dönüşmektedir. Bu çatışmanın en somut tezahür ettiği yerler ise hiç şüphesiz yapıların giriş ve birinci katlarıdır. Mimari konumları gereği ortak bahçe, otopark veya avlu gibi alanlara en yakın mesafede bulunan bu katların malikleri, dış dünyanın keşmekeşine karşı en savunmasız kesimi oluşturur. Gün boyu zihinsel veya fiziksel bir emeğin ardından evine dönen, dinlenme hakkını kullanmak isteyen çalışanların ya da yaşları gereği sükûnete muhtaç yaşlı bireylerin yaşam alanları, kolektif alanlardaki kontrolsüz eylemlerle sıklıkla ihlâl edilmektedir. Ortak alanlarda çocukların top oynarken sınırları aşması, gürültünün boyutu ile birlikte genel ahlâk ve toplumsal saygı kurallarını zedeleyen küfürleşmelere dönüşmesi, konuyu basit bir çocuk oyunundan çıkarıp mülkiyet hakkının özüne ve kişilerin ruh sağlığına yönelik bir müdahale zeminine taşımaktadır. Bu makalede, söz konusu sorun Türk hukuku, Yargıtay emsalleri, disiplinler arası mantıksal zemin ve toplumsal sorumluluk ekseninde analiz edilecektir. ​Mülkiyet Hakkının Sınırı ve Huzur Hakkının Felsefi-Hukuki Temeli ​Hukuk sistemlerinin temelini oluşturan mülkiyet kavramı, bireye sadece bir taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisi vermez; aynı zamanda o taşınmazın sınırları içinde dış müdahalelerden uzak, insani vakara yakışır bir yaşam sürme hakkını da tanır. Türk Medeni Kanunu kapsamında
Sosyoloji
EDEBİYAT DÜNYASI'NDAN KISA KISA DUYURULAR...
SAMSUN'DA CUMARTESİ GÜNÜ EDEBİYAT SOHBETLERİ YAPILACAK...  KERİM ÖZBEKLER GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR 27 Haziran 2026 Cumartesi günü, saat.12.00-15.00 arasında;100.Yıl Bulvarı, İlim Yayma Cemiyeti Yanı, 1.Hat Dolmuş Hattı Lokali Bitişiği İlkadım-Samsun adresinde, İlkadım Kent Konseyi ile Samsun Yazarlar Derneği (SAY-DER) Başkanı Ahmet Seven ve yöneticilerinin birlikte düzenlediği ''İlkadım Kent Konseyi Cumartesi Edebiyat Sohbetleri'' etkinliği gerçekleştirilecektir. Ücretsiz çorba ve çay ikramının yapıldığı bu proğram sırasında şiir-türkü-kitap tanıtımı ve edebiyat sohbetleri yapılmaktadır, şehrin şairleri-yazarları-edebiyatçıları ve bilim adamları burada bir araya gelmektedir. Her hafta Cumartesi günleri düzenli olarak yapılan bu etkinliği, isteyen herkes ücretsiz olarak izleyebilir. **************************************************************************************************** BAŞKENT KÜLTÜR SANAT'IN 4.ŞİİR VE MÜZİK ŞÖLENİ ANKARA'DA YAPILACAK...  KERİM ÖZBEKLER GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR 28 Haziran 2026 Pazar günü, saat.18.00'de;Bahar Kafe Kızılay-Ankara adresinde, Ateş Erdoğan'ın organize ettiği ''Başkent Kültür Sanat Derneği 4.Şiir ve Müzik Şöleni'' gerçekleştirilecektir. Zaim Güzel'in sunacağı proğramda sahneye çıkarak şiir okuyacak olan şairlerin isimleri aşağıdaki şekildedir. Ateş Erdoğan-Bahar Arslanoğlu-Cihat Solmaz-Berrin Öztürk-Seher Gündoğdu-Hikmet Dönmez-Aynur Kara Yurdagil-Sadık Yahyaoğlu-Lokman Gül-Züleyha Şen Baykara-Davut Akyıldız-Serdar Bezdüz-Dursun Ali Sağlam-Elif Reyya Naz-Kemal Cano-Aydın Yüksel-Kadir Orakçı-Nurgül Aktürk-Ahmet Göçer-Behice Aydın-Tuncay Ulak-Zeynel Abidin Payas-Gürhan Topal-Hüseyin Kartal, proğram müziğini Grup Şahmaran üyesi Baki ve Ayşegül yerine