"Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
oysa ne kadar sakin sokaklar, kent ve bütün yeryüzü
ipince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün"
Yaklaşık yirmi bin kişiden oluşan Haçlı Koalisyonu Kuduüs Krallığı’nın kuzeyindeki iaşesi ve su kuyuları yeterli bulunan Sephoria Kenti’nde toplandı; buradan Selahaddin’in Kudüs Yolu’nu kesebilirlerdi. Gelgelelim, yaklaşık otuz bin kişilik bir ordunun başında bulunan Salahaddin, doğrudan onların karşısına çıkacağına yandan dolandı ve Raimond’un karısını, geri kalan savunmalarla birlikte iç kalede kıstırarak Tiberias Kenti’ni yakıp yıktı. İbn el- Aşir, “Tiberias’ı kuşatmasının nedeni, Frenklerin komutanlarını terk etmelerini sağlamaktı” der; Sephoria ve Tiberias arasındaki arazi çıplak korumasız ve kuruydu. Bir süre tartıştıktan sonra, Haçlılar çölü aşıp Tiberas’ı kurtarmaya karar verdiler. Temmuz başlarının güneşi, ilerleyen Haçlı ordusunu kavuruyordu. Yollarına çıkan tel sarnıç, Selahaddin’in adamlarının savunması altındaydı. Hattin’in Boynuzları olarak bilinen sönmüş volkan zirvelerinin dibindeki ovada Selahaddin’in karşısına çıktıklarında, askerlere ve hayvanlar sıcaktan ve susuzluktan felç olmuş gibiydi. 4 Temmuz sabahı gerçekleşen Hattin Muharebesi bir bozgun oldu. Muharebenin Fransızca anlatısına göre, altı saat içinde Haçlılar kılıçtan geçirildi. Raimond kaçtı, ama Renaud de Chatillon ve Kral Guy ile hem de Hospitalier tarikatlarının komutanları esir alındı. Kral Guy ve Renaud de Chatillon’un çadırına getirilmesini emreden Selahaddin, (İbn el- Aşir’in ifadesiyle, “suzuluktan neredeyse ölecek olan”) krala soğuk bir içecek ikram etti. Müslüman misafirperverlik kuralı, ev sahibinin, suyundan içen ya da yiyeceğini yiyen birini öldürmemesini gerektiriyordu. Selahaddin dedi ki, “Bu lanetli adam benim iznimle su içip güvence altına giremez.” Ayağa kalkıp kendi kılıcıyla Renaud’un başını kesti. Sonra Selahaddin yakalanan Templier ve Hospitalier ve mensuplarının idam
Sayfa 187 - Alfa Yay. İst. May. 2022, 3.b. Rönesans Dünyası, Susan Wise Bauer, dipnotlar : İbn al – Athir, kısım 2, s.321,Peter E. Edbury, çev., The Conquest of Jerusalem and the Third Crusade (1998), s. 158-159,İbn al- Athir, kısım 2, s. 323-324.,A.g.e., s. 324-325,·Kitabı okuyor
....sen benim için bu beton cehennemindeki tek renkli anıydın. Arzu, sadece bir özlem değil, bu gri dünyanın üzerini örten tek canlı örtüydü. Seni her düşündüğümde, sistemin o soğuk duvarları bir anlığına çatlıyor ve içeriye, hiç tatmadığım o özgürlüğün kokusu sızıyordu. Seni sevmek, aslında kendimi bu kışladan kurtarmak için verdiğim sessiz, tehlikeli bir savaştı. Ve inan bana, bu savaşı kaybetsem bile, o uğurda yaralanmış olmak, kışlanın o 'kazanan' olmaktan başka hiçbir şey bilmeyen askerlerinden daha onurlu.
Artık komutların bir anlamı kalmamıştı. Görevler, nöbetler ve o bitmek bilmeyen disiplin, sadece dışarıyı kapatan birer paravandı. İçeride ise başka bir dünya vardı; korkakların birbirini ezerken çıkardığı sesler, yalanların yarattığı sahte bir huzur ve bütün bu curcunanın arasında, aslında kimseye ait olmayan, kimseden gelmeyen o derin sessizlik... Hepimiz buraya birer erkek olarak girdik, ama sistemin soğuk elleri bizi sadece birer numaraya indirgemekle kalmadı; birbirimizin hatıralarını çalmamıza bile neden oldu.
Arzu, gecenin en koyu yerinde, sistemin o soğuk ışıklarını söndüren bir renk cümbüşü gibi. Her şey griyken, sen zihnimde kırmızı bir ateş gibi yanıyorsun. Bu tutku, üzerimdeki o yorgun üniformayı ve ruhumdaki o ağır yükü bir anlığına unutturuyor; sadece senin dokunuşunun bıraktığı o sıcak iz, dünyadaki tek gerçek coğrafyam haline geliyor.