Puan vermedi·218 syf.··
2026 100. kitabı
Sokaksız, efendisiz ve kapısız bir dünya... Beni çoktan unuttuğumuz köklerimize, tam 9.000 yıl öncesinin Çatalhöyük’üne götüren büyüleyici bir yolculuğu bitirdim bugün: Sonsuz Suyun Kıyısında. Arkeolojiye ve gizemli tarihe biraz bile ilginiz varsa, bu kitap sizi ilk sayfadan yakalayacak cinsten. Beni en çok etkileyen şey, hikayenin tamamen gerçek bir arkeolojik kazıdan ve o kazıda bulunan sıra dışı bir mezardan ilham alması oldu. Kucağında sıvanmış bir erkek kafatasıyla gömülen bir kadın... Binlerce yıl önce orada ne yaşandı? Bu nasıl bir inanç, nasıl bir bağlılık ya da aşktı? Yazar, bu gizemin etrafına öyle atmosferik ve ritmik bir dünya örmüş ki, avcı-toplayıcılıktan yerleşik hayata geçişin o ilkel ama mistik havasını içinizde hissediyorsunuz. Biblu’nun hikayesi, tarihin en erken dönemlerinde kadının o güçlü, kurucu rolünü de çok naif bir şekilde hatırlatıyor bize. Ağır ve sıkıcı bir tarih anlatısı kesinlikle değil; tam aksine su gibi akan, tempo kaybetmeyen bir kurgu. Kitap bitti ama benim aklım hâlâ o damların üzerinde, kerpiç evlerin gölgesinde kaldı. Tavsiyemdir!
Sonsuz Suyun KıyısındaIşıl Işık · Sayda Yayıncılık · 20269 okunma
10/10
·218 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 15:09
Bugün masamda, sadece sayfalarını değil, arkasındaki o muazzam akademik emeği, iğneyle kuyu kazar gibi işlenmiş tarihi dokuyu her satırında hissettiren, çok özel bir kitap var: Işıl Işık’ın Sonsuz Suyun Kıyısında romanı. Benim için sadece bir okuma serüveni değil, elimden bir an bile düşüremediğim için benimle birlikte neredeyse bütün Türkiye’yi gezen, harika bir yol arkadaşı oldu bu kitap. Ve az önce son sayfasını kapatmış olmanın taze heyecanıyla söylüyorum; bir kitap okumadım, adeta her karesi zihnime kazınan, büyüleyici bir sinematik film izledim! Yazarın o hayran olunası titizliği, edebi yoğunluğu ve muazzam tasvir yeteneği, bizi 9000 yıl öncesinin Çatalhöyük’üne götürüyor. Hikaye, yazarın bir kazı haberinde gördüğü gerçek bir arkeolojik buluntudan filizleniyor: Kucağında bir kafatası tutan ve leopar kemikleriyle gömülen o gizemli kadın mezarı... Yazar, geçmişin bu derin sessizliğine öyle zarif bir vefayla üflemiş ki nefesini, karşımıza muhteşem bir karakter olan Biblu çıkıyor. Yanağındaki leopar pençesi lekesi yüzünden daha doğduğu gün lanetlenen, şaman olamadığı için dışlanan ama o dışlanmışlığı saf bir bilgeliğe, şifacılığa ve iyiliğe dönüştüren bir kadının "mana arayışını" okuyoruz. Kitap, Şamanizm öğretisini o kadar duru ve derin işliyor ki, bu kültüre dair zihninizde muhteşem pencereler açılıyor. Ve o pencere demişken... Biblu' nun o kerpiç duvarlar arasından gökyüzünü seyrettiği, hayaller kurduğu o küçücük gökyüzü penceresi detayı o kadar naif, o kadar evrensel ki! Arkeolojinin o gizemli soğukluğunu, mitolojinin ve kadın şifacılığının sıcaklığıyla ısıtan bu başyapıt için yazara ne kadar teşekkür etsem az. Masamdaki bu zamansız yolculuk, kütüphanemin en özel köşesinde yerini aldı bile.
Sonsuz Suyun KıyısındaIşıl Işık · Sayda Yayıncılık · 20269 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·280 syf.··
2026 19. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 20:36
Selam Fakir Baykurt’un kalemini daha önce Eşekli Kütüphaneci kitabında tanımış ve çok sevmiştim. Yılanların Öcü sanırım artık yazarın bütün kitaplarını okumalıyım dedirtti. Yazarın kendine has anlatımı ve Anadolu şivesiyle insanı doğrudan köyün içine çekmeyi başarıyor. Bu kitapta da bizi Karataş Köyü’ne götürüyor. Olaylar Deli Haceli’nin Kara Bayram’ın evinin önüne ev yapmaya kalkışmasıyla başlıyor. Ama ne Kara Bayram ne de anası Irazca buna sessiz kalıyor. Onlar temel açıyor, bunlar dolduruyor. Onlar kerpiç yapıyor, bunlar gidip parçalıyor. Derken köydeki gerilim giderek büyüyor. Bir de kendini herkesten üstün gören sürekli ahkam kesen muhtar eklenince işler iyice karışıyor ve taraflar arasında büyük bir düşmanlık başlıyor. Kitapta beni en çok etkileyen şeylerden biri Irazca karakteri oldu. Güçsüz görünen insanların nasıl ses çıkarmaya çalıştığını çok etkileyici bir şekilde yansıtıyor. Fakir Baykurt güçlüyle güçsüz arasındaki çatışmayı oldukça gerçekçi anlatmış. Köy hayatındaki adaletsizlikleri, insanların çıkar uğruna nasıl değişebildiğini açıkça hissettiriyor. Kitapta kadınların değersiz görülmesi de dikkat çeken noktalardan biri. Ancak bunun yazarın düşüncesinden çok dönemin ve o kesimin gerçeklerini yansıtmak için işlendiğini düşünüyorum. Üzücü olan ise aradan yıllar geçmesine rağmen benzer anlayışların hala tamamen yok olmamış olması. Yılanların Öcü, sadece bir köy kavgasını anlatan bir roman değil toplumdaki adaletsizlikleri, güç savaşlarını ve insanların yaşam mücadelesini gösteren etkileyici bir eser. Keyifli okumalar.
Yılanların ÖcüFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20217,3bin okunma
Puan vermedi·374 syf.··
2026 5. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 21:28
Çocukluğunun dışlanmışlık ve yetimlik yükünü toplumun en altındakilerle sarsılmaz bir empati kurma zırhına dönüştüren, vahyin ağırlığı karşısında titreyen insani kırılganlığına rağmen vizyonundan asla vazgeçmeyen bu figür; Medine döneminde realizm ile idealizmi birleştiren keskin zekalı bir diplomat, strateji dehası ve devlet adamı olarak karşımıza çıkar. Kitap boyunca ne körü körüne bir kutsamayla ne de mesafeli bir önyargıyla ele alınan Hz. Muhammed, gücün ve orduların mutlak hakimi haline geldiği anlarda bile kerpiç odasındaki mütevazı yaşamından ödün vermeyen, kendisine yıllarca zulmeden düşmanlarını Mekke’nin kapılarında affedecek kadar büyük bir vicdan anıtı olarak yükselir; inansın ya da inanmasın her okuyucuya, tarihin akışını tek bir ömre sığdıran bu karizmatik liderin şahsiyetine ve dehasına karşı derin bir entelektüel saygı bırakır. Hazleton, İslamiyet’in doğuşunu gökten aniden inen hazır bir paket gibi değil, yedinci yüzyıl Hicaz coğrafyasının kabile kavgaları, ekonomik adaletsizlikleri ve sınıfsal uçurumları içinden filizlenen organik bir toplumsal patlama olarak okumamızı sağlıyor. Kitap bize, Muhammed peygamberin sadece dini bir öğreti yaymadığını, aynı zamanda o dönemin vahşi çöl kapitalizmine karşı çok net bir sosyo-ekonomik başkaldırı örgütlediğini fısıldıyor. Ayrıca yazarın nesnel ve akıcı üslubu sayesinde eserin, kutsalın cazibesi ile fani dünyanın entrikaları arasında mekik dokuyan, insan ruhunun sınırlarını ve liderliğin anatomisini sorgulayan edebi bir başyapıt olduğunu da ekleyebiliriz.
1000Kitap
İlk MüslümanLesley Hazleton · Kitabix Yayınları · 2015686 okunma
8/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 104. kitabı
Herkese Merhaba Bugün sizlere Sercan Yılmaz kaleminden Kırmızı Yazma kitabının yorumu ile geldim Mayıs ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 384 sayfalık bir kitap •Kitaba adını veren Kırmızı Yazma öyküsüyle başlıyoruz. 23 yaşındaki Selma’nın lohusa haliyle verdiği o amansız mücadele. Ama bu sadece bir hastalık değil; işin içine Anadolu’nun kadim ve ürpertici Alkarısı efsanesi giriyor. Selma ateşler içinde yanarken o hilkat garibesi varlığın üzerine çöküşü, nefesini kesişi... Resmen okurken kendi nefesim daraldı. Çocuğumu kucağıma alamadan mı öleceğim? korkusu insanın içine öyle bir oturuyor ki, ablası Serpil’in o kırmızı yazmalı koruma ritüelleriyle odaya girdiği an ben de derin bir oh çektim. Mitolojiyle dramın bu kadar kusursuz birleşimi gerçekten çok etkileyiciydi. •Bir diğer öykü Keşke. Bu öyküde, yaşlı bir yazarın hikayesine tanık oluyoruz. Elinde tuttuğu, hayranlıkla okuduğu ve yazarını bir yerden hatırladığını sandığı o öykülerin aslında bizzat kendi kaleminden çıktığını unutmuş bir adam. Kendi anılarına yabancılaşmak, en yakınlarını bile başka isimlerle çağırmak ama bir hikayenin ruhunda kendini aramak, hafızanın oyunlarını ve bir sanatçının kendi eserine en saf, en dışarıdan bakışını çok dokunaklı işliyor. •Kitapta sadece bu ikisi değil; Davut, Yağız Donlu At, Yazı, Rüzgarın Uğultusu, Nataşa, Kimseye Güvenme, Karakurt, Kibele Ana ve Kerpiç Kulab gibi her biri ayrı bir derinliğe sahip hikayeler bekliyor sizi. Kimi zaman bir atın asaletinde, kimi zaman kadim bir ana figüründe kendinizi kaybediyorsunuz. Yazarımızın kalemine sağlık Kitap ile ilgili düşüncelerinizi yorum bırakabilirsiniz Okumayı ihmal etmeyin im t u b i s ʚĭɞ
Kırmızı YazmaSercan Yılmaz · Herdem Kitap · 20266 okunma
Oğuz Atay candır:)
9/10
·202 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
Ben büyük bir Atay hayranıyım. Türk edebiyatında onun gibi sıra dışı yazar bulmak zor. Başarılı yazarımız çok fazla ama Oğuz Atay benim için bambaşka bir yere sahip. İlk okuduğum eseri olan tutunamayanlar da yazarın dünyasıyla ilk defa karşılaşmıştım ve o zamanda kendimde esere inceleme yazacak cesareti bulamıyordum (ya kötü bir inceleme yazarsam, eseri hak ettiği gibi övemezsem) diye. Hâlâ da yazmadım. İkinci okuduğum eseri ise; Oyunlarla Yaşayanlar olmuştu, onu da çok beğenmekle birlikte inceleme yazmamıştım. Ama bu defa korkuyu beklerken öykü kitabıyla şeytanın bacağını kırmaya niyetliyim:) Atay'ın eserlerindeki başkaralterler genellikle ondan birşeyler taşıyorlar, onun düşünce dünyasının yansıtıyorlar. Tutunamayanlar romanındaki Turgut'un mühendis olması (Atay'da mühendisti) oyunlarla yaşayanların baş karakteri çoşku'nun yaşadığı aydın bunalımı, korkuyu beklerkendeki her öykü'nün baş karakterlerinin de ortak sorunu olan; yalnızlık, toplum tarafından anlaşılmama ve topluma olan kızgınlık. Bunlar Atay ile karakterlerinin ortak bazı özellikleri. Ama onun düşünce dünyasını yansıtıyorlar derken tam olarak anlatmak istediğim şey bu değildi. Örneğin; "beni anlamıyorlardı. Zarar yok, zaten beni daha kimler anlamadı! " Ya da, " düşünmek mi? Durmadan düşünmekten başka ne yapıyordum ki? O kadar çok düşündüm ki, o kadar çok şeyi bir arada düşündüm ki... "Bunlar korkuyu beklerken öyküsünden, bana göre Oğuz Atay'ın kendi düşünceleri, serzenişi. Oradaki isimsiz baş karakterin değil. Ayrıca kitaptaki birçok öyküsünde baş karakterlerin ismi yok, bunun sebebi onların aslında kendisi olması bence. Tamamen olmasa bile büyük ölçüde Oğuz Atay'ın ta kendisi o tutunamayan, yalnız, insanlara küskün ve öfkeli karakterler. Eğer hala aksini iddia ediyorsanız kendimce fark ettiğim bir iki
Alıntı
Korkuyu BeklerkenOğuz Atay · İletişim Yayıncılık · 202233,4bin okunma