“Az yaşa, çok yaşa, akıbet gelir başa…”
"Sen bu mektubu aldığın zaman, ben sonsuzluğun kucağında hissiz uyumuş olacağım. Oh ne iyi!.. Çünkü benim için hissetmenin acı çekmekten başka manası yoktur."
Türk edebiyatınında ilk yerli polisiye romanlarından biri sayılan Hüseyin Rahmi Gürpınar 1921'de tefrika edilen ve 1942'de kitaplaştırılan Kesik Baş adlı romanı Türk klasiklerinden Türkiye İş Bankası Kültür yayınlarından 168 sayfalık polisiye romanını yazarın mizahi şekilde yazdığını ve sürükleyici bir anlatımı olduğundan kısa sürede keyifli okunacak bir tavsiye olduğunu söyleyebilirim.
Yazarın kendi deyimiyle "zabıta romanı" dır.
Geleneksel polisiye unsurlarını ( zeki dedektif, çaylak yardımcı, mantık yürütme gibi) İstanbul'un yerel kültürünü o dönemin İstanbulunu toplum yapısını inançlarını psikolojilerini şiveleriyle harmanlar.
Eser, sarhoş bir halde evine dönmeye çalışan Nafiz Efendi'nin gece vakti düştüğü bir kuyuda bezlere sarılı, boyanmış kesik bir insan başı bulmasıyla başlar. Düşmeden önce de aslında kollarının arasında lahanası vardır. Eve dönüş yolunda sırf kayınvalidesi ile uğraşmamak için almıştı.Kuyuda da lahanasını alırken hemen hemen aynı büyüklükte ikinci bir lahananın olduğunu düşler. Oysa bu düş kabusu olacaktır. Bu korkunç sırrı çözmek için görevlendirilen deneyimli zabıta memuru Remzi Efendi ve çaylak yardımcısı Seyit Efendi, İstanbul'un arka sokaklarından İtalya'ya kadar uzanan gizemli ve komik bir macerada başlar.
‟Adalet, aradığını kaçırmaz. Bazen geç olur, güç olur ama ezeli intikam nihayet yerini bulur. ˮ
Polisiye severler için , yaz döneminde keyifli bir kitap arayışında olanlar için ya da Türk edebiyatında yeni bir yazarla tanışmak isteyenler için Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Kesik Baş adlı romanı iyi bir başlangıç olabilir okuyacaklar için keyifli
Zavallı insanlık kendi bağrına hançerlemek cinnetine bir tedavi serumu bulamayacak mı?
Sevgili arkadaşlar bu akşam size #HüseyinRahmiGürpınar kaleminden #kesikbas abla romanı ile geldim.. Bu kitap yazarın kurgusu kapsamı ve konusu itibarıyla tek polisiye romanı. Kesik baş önce İstanbul'un Seçkin gazetelerinden iktdam'da tefrika halinde yayınlanır kitap olarak ilk basımı ise 21 yıl sonra 1942 yılında Hilmi Kitabevi tarafından dönemin ihtiyaçlarına göre sadeleştirilmiş olarak kullanılır..
Gelelim kitaba Kitap nasıl başlıyor Nafiz efendi yoksulluk çeken kaynanası Refika hanım ile geçimsizlik yaşayan ve teselli içki de arayan bir adamdır bir akşam meyhane kapandıktan sonra sarhoş bir halde yolu düşer ve kaynanasının öfkesini dindirmek için pazardan devasa bir lahana alır. Lahanayı taşımakta zorlanan nafiziğin etrafının mahalle çocukları Sarar ve onunla Aliye derler Nafiz efendi karanlık ve susuz bir kuyuya düşer. Olay yerine polisler gelir ve kurtulması için kuyuya bir ip sarkıtır Nafiz efendi kendi lahanası zannettiği Bir nesneyi bağlayarak yukarı çekilmesini sağlar yukarı çekilen bohça açıldığında içinden kesilmiş insan kafası çıkar..
Soruşturmayı deneyimli ve uzman zabıta memurları Remzi ve Seydi efendiler devralır kesit başı incelemek için morga götürülür.. başka bir semtte kesik kol ve bacaklar bulunur bulunan bir parmağın üzerinde 22 Şubat 1923 tarihli ve isimlerinin yazılı olduğu bir alyans vardır Bence efendi gazetelere verdiği kayıp ilanla yaşlıca bir kadın yanıt verir kadın bulunan yüzüğü teşhis eder fakat kocasının ticaret ve tedavi amacıyla Paris'e gittiğini söyler. Feride hanım kesik başı teşhis eder ve kocasına benzediğini söyler Ayrıca takma dişinin olmadığını söyler.. ama şart treni ile İstanbul'a gelen bir yolcuyu gizlice takip eden görevler polis
Kesik BaşHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025583 okunma
Hikayesi heyecan uyandıran biran önce okuyup bitirmek isteyeceğinizi felsefesi harika bir eser. Yazarın diğer kitaplarını okuma listeme ekledim, tavsiyelerinizi beklerim
Kesik BaşHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025583 okunma
"Silahınızla fethettiğiniz bir gönül, aşkınız için bir mesken olamaz."
Türk edebiyatı klasiklerini okuyamıyorum diyen arkadaşlar ; Hüseyin Rahmi Gürpınar ın eserlerini mutlaka keşfedin diyorum. İstianasız şu ana kadar okuduğum tüm eserleri hem akıp gitti hem de yüzümde tatlı bir tebessüm bıraktı. Bugün yine aynı keyifle okuduğum sevgili Okuyan kadinlar kulubu etkinliği kapsamında okuduğum en son eseri Kesik Baş ile geldim.
Detaylı incelemeye geçmeden önce edebiyatımızdakiilk polisiye roman örneklerinden biri olarak da kabul edildiğinden önemli yeri olduğuna değinmek isterim. Şimdi gelelim detaylı incelememize fazla spoi vermemeye çalışarak.
Her şey kafası güzel eve dönerken Nafiz Efendi' nin bir gece vakti evine dönerken düştüğü kuyuda bezlere sarılı, tanınmaz hale getirilmek için türlü renklere boyanmış kesik bir insan başı bulmasıyla başlar. Peki cinayeti kim , niye işledi?
Kafamızdaki deli soruların cevaplarını bulabileceğimiz zabıta Remzi ve yardımcısının tahkikatinde ayrıca eski İstanbul sokaklarındaki samimi insan manzaralarına da tanık oluyoruz.
Eee nerede cevaplar demezsiniz umarım buyruuuunnn eserimize :) Şimdiden keyifli okumalar..
Tek kelimeyle KUSURSUZ…
Her şeyiyle muazzam bir başyapıt…
Okuyun, okutturun…
Polisiye sevmek bir yana dursun sevmeyene de sevdirtecek, üsluplar, bakış açıları, heyecan dolu sürükleyiciliğiyle sizi alıp götüreceğine en ufak şüphe yok.
Kesik BaşHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025583 okunma
Hüseyin Rahmi’den alıştığım mahalle hayatı ve mizah yine var ama bu kez işin içine bir cinayet gizemi de giriyor. Bir kuyuda bulunan kesik başla başlayan olaylar, giderek karmaşık hale geliyor. Türk edebiyatının erken polisiye örneklerinden biri sayılması da boşuna değil sanırım.
Bugünün polisiyeleri kadar hızlı değil ama eski İstanbul atmosferi ve karakterleri okumayı keyifli hale getiriyor gerçekten. Benim için cinayetin çözümünden çok Hüseyin Rahmi’nin insanları gözlemleme biçimi ve dönemin sokaklarını anlatışı daha ilgi çekici oldu.
Tek sıkıntı da yine ders verme üzere havaya bürünen ülke edebiyatı. Polisiye romanında mesaj içerikleri gerçekten gereksiz buluyorum.
Kesik BaşHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025583 okunma