Ömrümün görmekle geçtiği o şeylere -göz alabildiğine uzanan gökyüzü, aşağıda kendi başına inatla akan dere, uyuklayan bir at, toprak dar sokak, tuğla fırınları- bakakaldım ve o kıyılarda, kurbağa çiçekleriyle kemiklerin arasında biten yabani otların birinden başka bir şey olmadığımı düşündüm.