Pseudo Herakleitos, alegoriyi bir şey derken aynı zamanda başka bir şeyi işaret etmeyi sağlayan retorik mecaz (tropos) olarak tanımlamıştır. Kamusal veya lafzi olarak ifade edilen bir şeyin ardında saklı kalan bir kastetme söz konusu olabilmektedir. Eğer lafzi bir anlam aykırı geliyorsa ardında başka bir alegorik anlamın yattığı muhtemeldir. Hatta kutsal belge ve metinler için alegorik yorum adeta bir kural haline getirilmiştir: Tanrısal-olandan bahseden veya doğrudan tanrıdan ilham alan bir metin anlamsız bir şeyi dile getiremeyeceği için, metindeki lafzi çelişkileri alegorik olarak yorumlamak zorunluluk teşkil edecektir. Buna göre (retorik konuşma figürü olarak alegoriden farklı olarak) alegorez için yorumlama süreci şöyle işlemektedir: Dile gelen sözcükten hareketle saklı olan anlama gitmek. Burada Stoacılar için ana gaye, mitosların akli veya ahlaki özünü ortaya çıkarma olmuştur. İkircikli kısımlar alegorik olarak yorumlanmakta, böylece tanrısal-olanın akliliğine halel gelmemesi sağlanmaktadır.
Demek ki yorumlama faliyeti, ifadenin dile getiriliş sürecinin tersidir: Biri düşüneden sözcüğe giderken diğeri sözcükten düşünceye varmaya çalışmaktadır. Daha sonraları Stoacılar logos prophorikos ile logos endiathetos yanı dışsal logos ile içsel logos arasında bir ayrıma gitmek suretiyle söz konusu algının altını çizmiştir: Dil aracılığıyla ifade edilen her dışsallaştırmanın ardında yatan kastedilen anlamı yeniden icra etme gerekir.
Geç kalmadık tam zamanı
İş başlamaktaydı başladık
Örüyoruz kozamızı birlikte
Zaman da bir kozadır ipek böceğim
Her solukta örülen
Bir dışındayız bir içinde
Ölüm hiç özenilecek bir şey değil
Sevgilim ölümün güzeli yok
Bir çirkin oluyor insan görme
Sevmeyi düşünmeyi unutuyor
Ölecek misin ya bir meydanda öl
Ya da dağ başında kavgan için
Böyle yatakta miskince ölme
Önce ellerden başlıyor ölmek
Hiç yarım kalmış bardak gördün mü
Kurulmuş kol saati komodinin üstünde
Kitap gördün mü az önce okunmuş
Görmedin değil mi ben çok gördüm
Bu yüzden ölemiyorum kolay kolay
Hem ölmek de nereden aklıma geliyor
İnsanlar uzayda dolaşırken
Bütün ilaçları içiyorum yarım kalmasın diye
Bütün kitapları okuyup bitiriyorum
Boyuna kuruyorum saatimi
Getirdiğin portakalları yiyorum
Sana beğendirmek zorundayım kendimi
Bilmiyorsun direnmek zorundayım
Utanırım karşında ölmekten
Yaşıyorum böyle daha iyi