10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 00:00
Nina Winchester zarif,manikürlü eliyle elimi sıkarak,aileye hoş geldin dedi. Kibarca gülümseyip ,mermer hole göz gezdirdim. Burada çalışmak,yeni bir başlangıç yapmak için son şansımdı. İstediğim kılığa bürünebilirdim Ama çok geçmeden Winchesterların sırlarının benimkinden çok daha karanlık olduğunu öğrenecektim. Milli'yi bu sırlarla dolu karanlık evde neler bekliyor acaba Kitabın gizemli atmosferi, McFadden’ın karakterlerini psikolojik olarak çok katmanlı ve sürükleyici kılıyor. Bu gerilim dolu yapıyı, sosyal baskı ve kişisel özgürlük temaları üzerinden yorumladım. Ayrıca yazar bolca ters köşeleriyle kitabı okurken sizi değişik karakterler üzerinden aklınızı yoğunlaştırıyor,bu tarz sevenlerin kesinlikle kaçırmaması gereken bir kitap,yazarın okuduğum 3. kitabıydı ve kesinlikle çok beğendim. Kitaplarla ve sevgiyle kalın
HizmetçiFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 202311,5bin okunma
6/10
·192 syf.··
2026 2. kitabı
Yazarın biraz da kendi yaşanmışlıklarını duygusal bir olay örgüsüyle anlatmış. Siyasi eleştirileri de aralara kibarca yerleştirmiş. Ben ateş eder gibi eleştiri uslubunu beğenmediğim için hoş göründü gözüme. Livanelinin sade yalın anlaşılır dili ile güzel betimlemeler yakalamış yine. Her dönem okumaya değer kitaplar yazdığını düşünüyorum. Bu da onlardan biri…
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Cengiz Aytmatov'un mu, Orhan Kemal'in Cemilesi mi?
Puan vermedi
Cemile ile savaş mağduru Danyal'in inatlaşan ve sonunda aşka dönüşen hikayesi. Sulanmayan her bir çicek ne kadar güzel ve bakımlı okursa olsun sol aya mahkumdur. İnsan itibar gördüğü yerde daha mutlu ve huzurludur. Değer verdiklerinize sevginizi her zaman belirtiniz. Zamanında biz çocuğumuzu kuçağınıza almazdık diyenler, bugünkü zamanı kaçırdığını onlara kibarça anlatınız. Onları sevin bağrınıza basın. Bunun üstüne bir de Orhan Kemal'in Cemilesi var onu da okumanızı tavsiye ederim. Aytmatov'un cemilesi aşk ve duygular üzerinden ilerlerken, Orhan Kemal'in Cemilesi ise toplumsal olaylar ve devrim özeti olarak karşımızda duruyor. Aşk seven Aytmatov'un Cemilesine, Toplumsal sınıf farklarının, devrin iklimini işçi - patron çekişmesinin fotografı için Orhan Kemalin Cemilesi. Bence siz ikisini de okuyunuz. Ne aradığınızı bilerek kitaba başlarsanız hayal kırıklığı olmaz. İyi okumalar
CemileCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 201944,6bin okunma
Ender'in Nihal'e yazdığı şiiri ararken...
8/10
·131 syf.··
2026 7. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 28 Mart 2026 19:06
Ender'in Nihal'in isteği üzerine yazdığı şiiri arıyordum. Şöyle diyordu Nihal: Benim için bir şiir yazar mısın? Yaşadığım acıları ve belirsizliği anlatan bir şiir. Ender kibarca reddediyor, ardından sanat ve gerçeğe dair uzun bir tirada başlıyordu filmde. Sonrasında ise şiiri yazıyor, yazdıktan sonra elinde kağıt parçası ile pencerede Nihal'in yolunu gözleye gözleye, bunu ona verip vermemekte büyük bir tereddüt yaşıyordu. En sonunda şiiri Nihal'in yatağına bırakıp odasına kaçıyordu. O şiirin var olduğunu öğrenince tanıştık Barış Bıçakçı ile. Merak duygusunun peşinde. Tam da yaşadığımız acıları ve belirsizliği anlatan bir şiir ihtiyacı içindeyken de tekrar buluştuk. Belirsiz aralıklarla karşılaşan fakat dostluklarına sanki dün görüşmüşler gibi devam eden bir dost gibi sarıldık. Yaralarımıza dokunmasına izin verdik. Bu da geçer dediğine inandık. Ayşe'nin, Kerem'in, Halis Bey'in naifliğinde kaybolduk. Velhasıl, yine görüşürüz Barış Bıçakçı...
Dünyaya Yeni Gelen Okurlar İçinBarış Bıçakçı · İletişim Yayınları · 20241,036 okunma
"Bazen en saçma sapan şeyler bize hayatı zehir eder."
8/10
·96 syf.··
2026 3. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 18 Mart 2026 18:28
Javier Cercas'ın bu ilk romanı, 96 sayfalık kısa yapısıyla bir çırpıda okunuyor ama üzerinde düşünmesi epey zaman alıyor. Hikâye son derece sade bir kaza ile başlıyor: Dilbilim profesörü Mario Rota sabah koşusunda bileğini buruyor ve topallayarak eve dönüyor. Bu küçücük, gündelik, önemsiz olay (bir yanlış adım atmak)hayatının tamamının elden kayıp gideceği kırılma noktasıdır. Çünkü tam o sabah karşı daireye bir yabancı taşınmıştır. Bu kurgu akıllara şu soruyu getiriyor: Hayatımızdaki büyük yıkımlar gerçekten de büyük nedenlerden mi kaynaklanıyor? Yoksa her şey bir akşam eve biraz erken dönmekten, yanlış bir zamanda yanlış bir kapının önünde durmaktan mı ibaret? Cercas'ın tercihi açık: İkincisi. Ve bu tercih, romanın altına yerleştirdiği en rahatsız edici fikir. Cercas'ın burada yaptığı şey tür açısından ilginç: Roman ne tam bir gerilim, ne tam bir fantastik kurgu. Daha çok unheimlich (Freud'un "tekinsiz" dediği o his) ile örülmüş gerçekçi bir anlatı. Freud, tekinsizliği tanımlarken şunu söyler: Bir zamanlar tanıdık olan, bastırılmış olan şeyin geri dönüşüdür. Kiracı tam da bu hissi üretiyor. Dışarıdan bakan için her şey normal görünüyor; ama Mario için, yani içeriden bakan için, her şey hafifçe kaymış, yüzeyi çatlamış bir aynaya dönüşmüş gibi. Doppelgänger edebiyatının klasik şablonunu düşündüğümüzde (Poe'nun William Wilson'ından Dostoyevski'nin İkizi'ne uzanan çizgiyi) ikiz ya da kopya figürü genellikle dışarıdan gelir ve doğrudan yüzleşme ister. Ama Cercas bu şablonu çok daha sinir bozucu bir yere taşıyor: Kiracı Mario'yu yok saymıyor, onu görünmez kılıyor. Herkes yeni geleni seviyor, herkes Mario'yu da seviyor; sadece ikisi aynı anda var olamıyor sanki. Şiddet yok, tehdit yok, kötü niyet bile belirsiz. Sadece yavaş yavaş, neredeyse
KiracıJavier Cercas · Everest Yayınları · 2022869 okunma
Kuru kız ve Tanrısı
Puan vermedi·216 syf.··
2026 11. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mart 2026 21:12
Kitaba ilk başladığımda bu kadar övülen bir kitap ama bağlantı kuramıyorum diyordum taki sayfalar ilerleyene kadar . Hayat bazımıza çocukluğunda oyuncaklarla oynama hakkı sunarken bazımıza sorumluluk yüklüyor.O, ikinci gruptandı. Daha yaşı küçükken, bir evin sessiz yükünü sırtlanmak zorunda kalan bir kız çocuğuydu. Annesi hastaydı ve annesiyle hastanede kalmak , ev işlerini yapmak , market alışverişine çıkmak, babası ve küçük kardeşine bakma zorunluluğu üstüne yüklemişti .Annesi vefat ettikten kısa bir zaman sonra babası da düşerek sakat kalmıştı ve şimdide babasına bakmak , onu yıkamak ev işlerine devam etme sorumluluğu devam ediyordu .Bu yüzden büyümek onun için bir tercih değil, bir zorunluluktu. Bir zaman sonra babası vefat etti . Belki hâlâ küçük bir kızdı, belki hâlâ yükleri ağırdı. Ama içinde taşıdığı kardeş sevgisi , birçok yetişkinden daha büyüktü. Şimdide kardeşinin bakımına devam ediyordu . O, sadece hayatta kalmaya çalışan bir çocuk değildi. O, kendi hikâyesini yazan güçlü bir kız çocuğuydu. Uzun boyu ve incecik bedeni, başkalarının dilinde bir alay konusu olmuştu. Zamanla dış dünyasındaki ses iç dünyasından daha baskın hale gelir olmuştu. Okula ilk başladığında her şey sıradandı. Ta ki fısıldaşmalar, gülüşmeler ve ardından açık açık söylenen sözler başlayana kadar… “Çubuk gibi”, “direk”, ‘çiroz’ gbi kelimeler kulaklarını parçalıyor . Kimse onunla arkadaş olmuyordu . Durum onun okuldan soğumasına ve okulu bırakmasına sebeb oldu . Koridorda yürürken sırtına yapışan bakışlar, sınıfta otururken kulağına gelen kahkahalar… Bunların hiçbiri küçük değildi onun için. Kamburlaştığı bedeniyle okul hayatını tamamen geride bıraktı. Evde geçirdiği günler sessizdi. Ama o sessizlikte kendine dönüyor , ev işleriyle ilgileniyor ve kardeşine bakmaya devam ediyordu.
Kuru KızAyfer Tunç · Can Yayınları · 20237,9bin okunma