Orhan Kemal'den okuduğum ilk eser oldu.
Kesinlikle üslubu, akıcılığı, hissettirdiği duyguların gerçekçiliği açısından harikulade bir eser.
Okuyan çoğu kişinin Nazan'ın yaşadıklarına içlendiği aşikar. Beni daha çok Haldun etkiledi. Bazı yerleri yutkunarak okuduğum doğrudur.
Uzun uzadıya yapılan tasvirleri pek sevmem, sıkılırım. Bu kitaptaki tasvirler hem çok net, direkt göz önünde canlandırıyor kişileri ve mekanları hemde sıkmıyor.
Ancak konu içeriğiyle alakalı bazı itirazlarım mevcut. Verdiği mesajlarla toplum içindeki bütün arızaları, ahlaksızlıkları dini ve örfi adetlere dayandırıyor. Dönem yazarlarında bu hissiyat çoklukla var. Batılı fikirleri tam olarak yansıtabilsek aslında bunların hiçbiri olmayacak düşüncesi hakim. Ülkemizde genellikle yaşanan politik tartışmaların bir tezahürü gibi.
Devrimci değilsen ahlaksızsındır!
Birde sanırım Hikmet hanım haricinde tüm kadınları yerin dibine sokmuş.
Başında erkek olmayan kadınının "kötü kadın" olmaktan başka çaresi yokmuş gibi bir algı vardı.
Tabi buradan kadınların neden güçlü olması gerektiği mesajını da alabiliriz ama anlattığı bizim içinde yaşadığımız toplumumuz. Bu vahşilik biraz fazla.
Bu arada tam Türk dizisi olur. Entrika var, yalan var, aldatma var, kadına şiddet var, gelin var, kaynana var, pavyon var. Daha ne olsun :)
Heleki kitap bu kadar popülerken.
Ha bir de ne kaynana ama :)