10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 01:12
Bu kadın kesinlikle normal değil... Nasıl böyle kitaplar yazabiliyor hiç anlamış değilim. Nerden aklına geldi böyle ruh hastası karakterler yazmak? Bir de o kadar normal ve masum anlatıyor ki, sonrasında olanları okurken nasıl yaaa diyip kalıyor insan. Zaten sosyal medya ve flört uygulamalarını oldum olası sevmezdim. Bu kitap sağolsun artık hepsinden nefret ediyorum :) İki farklı bakış açısını okuyoruz. Birisi Sydney adında, flört uygulamasından sevgili arayan kadın karakterimiz. Diğeri de geçmişten bahseden Tom isimli erkek karakterimiz. Sydney, şimdiki zamanı, yaşadığı olayları, arkadaşlarıyla geçirdiği vakti ve görüştüğü erkekleri anlatırken Tom ise geçmişte yaşadığı olayları, çocukluk aşkını, başına gelenleri anlatıyor. Geçmiş geçmişte mi kaldı yoksa şimdiyi kurcalayan karanlık bir kâbus mu? Hiç kimse sandığımız kadar masum değil... Gerçekten her sayfası beni şaşırttı. Tahmin ettiğim kısımlar da vardı tabii ki ama neyin ne sebeple yapıldığını okumak beni epey şaşırttı. Bu kadarını tahmin edemezdim. Bu yazardan çokça kitap okuyunca bir yerden sonra katilin kim olduğunu az çok tahmin edebiliyorsunuz ama cinayet sebepleri... Her kitabıyla beni soluksuz bıraktı, bu da en az diğerleri kadar harikaydı benim için... Keyifli okumalar dilerim...
Edebiyat
Erkek ArkadaşFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20251,605 okunma
"Tenlerin ayrılığı, canlara ayrılık getirmez."
10/10
·704 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
157 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 15:28
Bayram Ali Öztürk... Hayatını Allah ve Resulü'nün (s.a.v.) yoluna adamış bir Allah kulu. Kendisini Allah'ın yoluna kurban etmiş mübarek bir hoca. Gelin size de hayatını kısaca anlatayım. Bayram hoca, Sakarya Karasu'nun Konacık köyünde doğmuştur. Henüz 5 aylık iken babasını kaybeder. İki yıl sonra tekrar evlenip evden ayrılan annesi de onu bırakınca 2-3 yaşından itibaren halası ve babaannesi'nin himayesi altına girmiştir. 12-13 yaşına basınca şehirde okumak için amcasının yanına yerleşir. Evlenene kadar amcasıyla kalan Bayram hoca, yüreğinde ki yetimlik duygusunu her daim taşır. Bu yüzden sakin bir mizaca sahiptir. Başı bükük, kendi hâlinde, suskun... Okuduğu için hep ders çalışırmış. Kendisine "Kütüphane mi olacaksın" derlermiş. Gerçekten de dedikleri gibi oldu hocamız... Evlenip askerliğini yapan Bayram hoca, üniversiteyi bitirmeye yakın Mahmut Ustaosmanoğlu'na (k.s.) danışarak bundan sonra nasıl bir yol izlemesi gerektiğini sorar ve böylece İstanbul'a gelir. Bir süre imamlık yaparak, sonrasında ise kadrolu olarak göreve başlar. Çektiği yokluk bir yana, marul-ekmek yiyerek hafızlığını tamamlar. Emekli olana kadar da camii görevine devam eder. İlköğretimden itibaren okuduğu kitapları biriktirir. Okuma, ilim, kitap aşkı ile 20.000 ciltlik bir kütüphanesi vardır. Bu kütüphane ile hoca ve öğrencilerin müracaat kaynağı olmuştur. Kendisine "Kürsüde kükreyen, sokakta kedi gibi olan" lakabı takılmıştır. Canım hocam... Verdiği sohbetler içime işledi okurken. İnsanlara karşı koruduğu mizacı ise çok başka... O ise bu cümlenin ezikliğini hep hissetmiştir. Kitapta ise hocamızın hayatı, notları (bu kısımda çok güzel bilgiler vardı), sevdiği şiirler, beyitler, onu tanıyanların gözünde ki yeri ,albüm (şehadet elbiselerinin resmi de dahil) bölüm bölüm aktarılır. Sağolsunlar,
İnceleme
Şehid Bayram Ali Öztürk Hoca 1 (Hayatı ve Hatıraları)Bayram Ali Öztürk · Kubbe Yayınevi · 201892 okunma
Reklam
Puan vermedi·240 syf.··
2026 30. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 08:18
Kitap, her yerde karşımıza çıktığı gibi arka kapakta da belirtildiği üzere Kıbrıs’ta geçiyor ve Kıbrıs sorununu ele alıyor. Ama benim aklımda hiç de Kıbrıs meselesiyle kalmadı. Benim aklımda bu kitap bir kadın hikâyesi olarak kaldı. Eleni Naciye ne Rumların ne de Türklerin yanına sığabildi. Daha küçücük bir çocukken kendi ailesinin yanına sığamadı. Tecavüze uğradı, iftiraya uğradı. Sürekli dışlandı ve her seferinde başka bir topluma sığınmak zorunda kaldı. Bunu yaparken de kimliğinin, inançlarının ve geçmişinin parçalarını geride bıraktı. Nihayetinde kimseye de yaranamadı tabii. Kimse ona ne istediğini sormadı. Çocukluğu, kadınlığı, anneliği hiçe sayıldı. Hayatta kalmak için her şeye göğüs gerdi. Müslüman olduktan sonra kiliseye gittiğinde, dinini herkesten saklamak zorunda kalırken ezan sesi duyduğunda yaşadığı kafa karışıklığı çok çarpıcıydı. İnandığı tüm tanrılara aynı anda dua edecek kadar yalnız ve çaresizdi. Buna rağmen insanlar onu hep ötekileştirdi, dışladı ve suçladı. Elbette arka planda Kıbrıs sorunu da vardı. EOKA’nın kuruluşu, İngilizlerin adadaki etkisi, Türk askerinin adaya gelişi gibi tarihsel olaylar hikâyede yer alıyordu. Aluşta’dan Esen Yeller ile aynı anda okudum Yaseminler’i. İki kitap da tarihsel yaralara dokunuyor. Ancak Aluşta’dan Esen Yeller meseleyi daha toplumsal ve kolektif bir yerden ele alırken, Yaseminler Tüter mi, Hâlâ? bunu tek bir kadının hayatı üzerinden, çok daha bireysel ve kişisel bir hikâye üzerinden ele alıyor. Belki de bu yüzden kitap benim için Kıbrıs sorunundan çok, hangi tarafta durursa dursun hep öteki kalan bir kadının hikâyesi olarak kaldı.
Yaseminler Tüter mi, Hâlâ?Alev Alatlı · Kapı Yayınları · 2024819 okunma
7/10
Merhabalarr, Bu ikilemede Canavar üçlemesinde gördüğümüz Rai Sokolov’un hikayesini okuyoruz. Rai, yaşı daha genç olan küçük kuzeninin evlenmemesi için kendisini feda eder ve Anastasia yerine kendisinin evleneceğini söyler. Fakat evleneceği kişi tamamen sürprizdir ve 7 yıl önce ona korumalık yapan ve sonrasında bir şey demeden çekip giden Kyle Hunter , 4 büyük mafyalardan birinin kayıp oğlu olarak ortaya çıkar ve evlenirler. Bundan sonra aralarındaki ilişkiyi (daha çok cinsel demeliyim), zeka oyunlarını ve mafyatik olayları okuyoruz. Kyle hakkında kafam çok karışık. 35 yaşında adam ama konuşma tarzı olarak fazla alaycı ve olgunlaşmamış geldi. Ama bir yandan sevdim de. Kendisi çok fazla sır barındırıyordu ve biz bunların çözülmelerini neredeyse hiç okumadık. Hatta 7 yıl önce Rai’nin koruması olup, sonra Igor’un oğlu olarak nasıl ortaya çıktı, anlam veremedim. Zaten kendisi de İngiliz ve İngiliz aksanıyla konuşuyor. Neden kimse bunu sorgulamadı anlayamadım. Soyadı da Hunter ve farklı. Zaten 7 yıl önce de ailesini bulmak için gittiği bilgisini de biliyorduk. Bu kısımlar bende çok havada kaldı ve mantıklı bulmadım. Daha net ve anlaşılır şekilde yazılmasını beklerdim. Yorumlarda da gördüğüm kadarıyla kimsenin bu durum ilgisini çekmemiş. Bir tek bana mı tuhaf geldi? Kyle’ın İrlandılalar ve Ruslar’ı yok etme planı var ve ailesiyle ilgili olduğu belli. Ama ilk başta Rai’yi ardında bırakmayı düşünürken kitabın ilerleyen kısımlarında Rai’yi de yanında götürmeyi düşünmeye başlaması, Rai’ye karşı kıskançlıkları ve kendince sevgisini belli etmesi tatlıydı. Rai’ye ise bayıldım. Bu kadar erkek egemenliğinin olduğu bir ortamda başını dik tutarak, asla boyun eğmeyerek varlığını hissettirmesi, düşüncelerini korkusuzca belirtmesi ve güçlü olmasına bayıldım. Rai gerçekten de çok
Güç TahtıRina Kent · Ren Kitap · 2026159 okunma
9/10
·406 syf.··
2026 42. kitabı
Lahan... Güneş battığında hayatın durduğu, insanların korkuyla evlerine kapandığı bir şehir. Çünkü geceleri sokaklar artık insanlara ait değil. Abraska adı verilen yaratıklar yüzünden şehirde her geçen gün daha fazla insan hayatını kaybediyor ve kimse bunun önüne geçemiyor. Gece sokağa çıkmak yasak, çünkü çıktığınız an başınıza geleceklerden kimse sorumlu değil. Hikâyeyi bir muhabirin gözünden okuyoruz. Herkes bu yaratıklardan kaçarken onun yolu sürekli Abraskalarla kesişiyor. Üstelik defalarca karşılaşmasına rağmen hayatta kalmayı başarıyor. Fakat asıl soru şu: Neden? Bu tesadüf mü, yoksa arkasında çok daha büyük bir sır mı var? Kitap ilerledikçe yalnızca yaratıklarla dolu karanlık bir dünyanın değil, sırlarla örülü bir gerçeğin de kapıları aralanıyor. Her yeni sayfada merak duygusu biraz daha artarken, okur kendini sürekli teoriler üretirken buluyor. Fantastik unsurların, gizemin ve gerilimin iç içe geçtiği bu hikâye, "Hiçbir şey göründüğü gibi değildir." sözünü sonuna kadar hissettiriyor. Karanlık atmosferi, sürükleyici kurgusu ve merak duygusunu sürekli canlı tutan yapısıyla beni sayfalarına hapseden bir kitap oldu. Her bölümün sonunda "Bir bölüm daha okuyayım" dedirten, gizemi son ana kadar koruyan bir fantastik macera.
Labaraskuviİrem Küpeli · Elpis Yayınları · 202326 okunma
7/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 66. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 11:47
" Yalnızlık için şükürler olsun! Şimdi tek başımayım. Şu pek de iyi tanımadığım kişi gitti; trene yetişmek, taksiye binmek, bir yere ya da tanımadığım birine gitmek için. Bana bakan o yüz gitti. Baskı kalktı. İşte boş kahve fincanları. Şurada çevrilmiş iskemleler var, ama kimse oturmuyor. Boş masalar var, ama bu akşam artık kimse onlarda yemek yemeye gelmiyor... " Virginia Woolf ile ilk tanışmamız. Çok zordu. Hayır, çok çok zordu. Bir paragraf, değil bir cümle, kelime üst üste kaç defa okunabilir anlamak için. Sınırları zorladı, dedi Bernard, dedi Susan, dedi Rhoda, dedi Neville, dedi Jinny, dedi Louis. Percival düştü, öldü, gömüldü. Dalgalar kıyıda kırıldı... Umarım keyifle okursunuz.
DalgalarVirginia Woolf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20193,957 okunma
Reklam
Reklam