JEAN BAUDRILLARD
Artık ne istediğimizi bilmiyoruz, ama bir başkasının istediğini isteyebiliyoruz...
Her geçen gün daha çok haber ve bilgiye karşın giderek daha az anlam üretildiği bir evrende yaşıyoruz...
Ne estetik ne cinsel bir inancımız var ama hâlâ bunlara sahip olmayı öğreniyoruz ve gerçek bir felaket olmayacak çünkü sanal felaket koşullarında yaşıyoruz.
Hızla çoğalan, aşırı şişen ama doğuramayan bir dünyanın bulantısı bu...
Dilin kökeni toplumsaldır. Kitleler kendi imgelerine uygun bir dil yaratır. Kendi vasatlığını, gerçek manada Üstün olan her şeye duyduğu nefreti, her şeyin dış görünüşüne takılı kalan kalın ve toyu kafasını kullandığı dile yansıtır.
İnsanların çoğu kendine o kadar yabancıdır ki kendilerini Orta Afrika ülkelerini bildikleri kadar tanırlar.
Kendi istekleriyle bir kez olsun gözlerini dış dünyadan ayırıp da iç dünyalarına çevirmezler. Daha ziyade tüm bilinçlerini dışarıdan gelen şeyleri açtıklarından dolayı dış kaynaklı bu sel akıntısının derinliklerine inip kendi benliklerinin daimi ,sağlam yatağını araştırmaya cesaret edemezler.